Tiyatronun Trajikomik Engellenme Süreci, Yıl 2014…

Azade Diykan Hubbell III*

3Avrupa Kültür başkenti olarak seçilen İstanbul’un en eski üniversitesinde (İstanbul Üniversitesi’nde) sanatsal faaliyetlerin engellenmesi trajikomik bir hikâyeye dönüştü. Aynı Anton Pavloviç Çehov’un oyunları gibi… Üniversite eğitimini para üzerinden değerlendiren İstanbul Üniversitesi’nin yaptıkları yıllarca bizleri hem üzdü hem de güldürdü. Tıpkı Çehov’un durum komedisinde seyircilerin hissettiği gülsek mi ağlasak mı duygularını yaşadık.

Öğrencilerin tiyatro sahnesini yıkıp Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi’ne (AUZEF) veren rektörün eğitimle ilişkisini AUZEF’İN sitesindeki reklamdan kolayca anlayabiliyoruz. ‘İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ’NDE KAYMAKLI EKMEK KADAYIFI TADINDA SINAVSIZ İKİNCİ DİPLOMA’… İşte kadayıflı eğitim anlayışına sahip olan İstanbul Üniversitesi yönetimi ile üniversite öğrencilerinin mücadelesi sonunda tiyatro yazarı Çehov’un tarzına örnek sağlayabilecek niteliğe ulaştı.

Bir oyun metnini andıran bu sürecin dramaturji yönelimini daha kolay anlayabilmemiz için tarihçesinden biraz bahsetmeliyiz. İstanbul Üniversitesi yönetimi tarafından 2011-2012 eğitim öğretim yılında İ.Ü Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi’nin açılması için Öğrenci Kültür Merkezi seçilmiş öğrenci kulüpleri buradan tasfiye edilmiştir. Tasfiye edilen kulüplere ise sadece kendi fakültelerinde kulüp açabilme kuralı getirilmiş ve fakülteler arası sosyal iletişim minimuma indirilmiştir. Öğrencilerin tepkilerine rağmen yaz dönemi – üniversite öğrencilerinin memleketlerine döndükleri dönemde- hızlı bir şekilde Öğrenci Kültür Merkezi ortadan kaldırılmıştır. ‘Köklü’ bir üniversite olan İ.Ü.’nün Beyazıd Kampüsü’nde yeterli tiyatro sahnesinin olmaması sonucunda yönetim iki tiyatro kulübünün (İ.Ü Fen Fakültesi Tiyatro Kulübü ve Öğrenci Kültür Merkezi Tiyatro Kulübü)  bu binayı kullanmasına izin vermiştir.

İstanbul Üniversitesi kadayıfının kaymağını yani para gelirini oluşturan AUZEF ise bu karardan duyduğu rahatsızlığı kaprisler, bahaneler, sözlü şikâyetlerle yıllarca dile getirdi. İşte bu bahaneler ortaya çıkan tiyatro metninin komedi kısmını oluşturdu. Nasıl mı? Birden fazla örnekle bu komediyi açıklayalım; Akşam beşten sonra çalışmalara başlayan tiyatro kulüplerinin sesinden rahatsız oldukları için yönetime sözlü şikâyet etmeleri ki bir tiyatro çalışmasının sessiz olmasını istemek bizim için anlaşılır bir talep değildir. Üstelik akşam saatinde yapılan çalışmalarda AUZEF çalışanlarının mesai bitimine denk gelmektedir. Ayrıca resmi tarihi göz ardı ederek biz sizden önce buradaydık gibi hem tarihle çelişen hem de üniversite görevlilerine yakışmayan dışlayıcı, baskıcı söylevleri üretmeleriyle, AUZEF binasını kirletiyorsunuz diyerek suçlayıcı bir tavır sergilemeleriyle ve en komiği ise öğrencileri her gördüklerinde Türk filmi karelerini andıran öfkeli gözlerle bakmalarıyla metnin komedi kısımlarını tamamladılar.

2014 Eylül ayına gelindiğinde ise İ.Ü’nin tiyatro sahnesini öğrencilere haber vermeden yıkması, oyun dekorlarını bahçeye fırlatması, öğrencilere çalışacakları bir sahne tahsis etmemesi ile oyunun trajik kısmı yazıldı. Yeni sezona yağmalanmış dekorla, sahnesiz ve soru işaretleriyle başlayan üniversite öğrencilerinin trajedisi İ.Ü Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet’in yaratıcılığını bize gösterdi.

Öğrencilere hiçbir yazılı açıklama yapmayan yönetimin özellikle bu belirsizlikten oluşan soruları yazılı bir şekilde cevaplandırması gerekmektedir. Bu sorular; 2014-2015 tiyatro sezonunda öğrenciler hangi sahnede çalışacak? Sokağa atılan dekorlar nereye yerleştirilecek? Kulüp odaları hangi fakültede olacak? Gün içerisinde derslere devam eden öğrenciler akşam tiyatro çalışmalarını kısıtlamayan saatlerde yapabilecekler mi? Rektörün twitter’dan öğrencilere ucu açık cevaplar vermesini yöntem olarak doğru bulmuyoruz. Öğrencilerin kaynak kitaplarıyla, dekorlarıyla, kostümleriyle yerleşebilecekleri ve sahne çalışmalarını yapabilecekleri bir alana ihtiyaçları vardır.

Kaymaklı kadayıf için öğrencilerin üretimini engelleyen İstanbul Üniversitesi’ni, kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz. Ne yazık ki yıl 2014 ve biz Çehov’un 1890’lı yıllarda yazdığı oyunlarını yaşıyoruz…

*Deneysel Sahne (İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Mezunları)

Yorum


işlemi tamamlayınız:


4 + = yedi