Sanat Düşmanı İstanbul Üniversitesi

Bersi Yetkin*

ökmÖğrenciler, İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kültür Merkezi bünyesinde tiyatro, müzik, edebiyat, dil, resim, fotoğrafçılık, sinema, halk oyunları gibi sanatsal faaliyetlerini, 1990 yılından 2010 yılına, yani Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi’nin (AUZEF) kuruluşuna kadar, sürdürme imkânı bulmuştur. 2010 yılında iki tiyatro kulübü dışında kalan tüm kulüpler fakülte bünyelerine dağıtılmıştır. Fakültelerde bu kulüplere bir çalışma mekânı verilmediğinden birçok kulüp bir-iki yıl kâğıt üzerinde varlığını sürdürse de çoğu çözülmüş, buharlaşmış neticede İÜ yönetiminin de istediği gibi “ismi var, cismi yok” bir hale gelmiştir. Bu iki kulüp ise sonradan AUZEF’ binası olan ÖKM binasına sığışmış; her şeye rağmen çalışmalarını aktif bir şekilde sürdürmüşlerdir. Son dört yıl bu kulüplerdeki öğrenciler “kapandı-kapanacak, yıkıldı-yıkılacak” söylentileri eşliğinde çalışma yürütmüş, çalışma alanlarına girmeleri defalarca engellenmiş; eylemlerle, imza kampanyalarıyla, sosyal medya yoluyla engellemelere mani olmuştur. Aslında gelinen noktada tüm çabaların, yıkımı ertelemekten öteye götüremediği de ortaya çıkmıştır. 2014 yılının Eylül ayına gelindiğinde ise üniversite yönetiminin fermanı ile öğrenciler kapı dışarı edilmiştir. .

İÜ yönetiminin emriyle bu hafta sonu öğrencilere haber verilmeden dekor ve kostümler uygun bir biçimde tahliye edilmeden tiyatro sahnesi yıkıldı. Öğrencilerin kendi harçlığıyla aldıkları malzemeler, kendi çabalarıyla yaptıkları kostümler, dekorlar camlardan atılıp parçalandı. Böyle yolsuz yordamsız davranan, ne öğrencisine ne de öğrencisinin emeğine saygı duyan bir yönetim, bu fütursuz tavrını eğitime verdiği ‘değer’den mi alıyor bilinmez ama yapılan şey talan, yıkım ve hırsızlıktan başka bir şey değildir.  İstanbul Üniversitesi yönetiminin bu tavrı maalesef ne ilk ne son ne de bir istisnadır.

İstanbul Üniversitesi,Avrupa’da kurulan ilk 10 üniversiteden biri olma özelliği ile övünmesine rağmen başından beri kültürel ve sanatsal faaliyetleri desteklemeyen hatta dışlayan bir yapı arz etmiştir. Öğrencilerin kültür – sanat etkinliklerine ise sadece kendi sitesinde tanıtım, reklam amaçlı bir bölüm ayırmıştır. Sitede “özgürlük” kavramını bolca kullanmaktan da çekinmemiştir. Ayrıca kültür-sanat bölümünde: “Anlamanın, öğrenmenin, özgürce düşünüp tartışmanın, yeni ufuklara yelken açmanın, yenidünyalar keşfetmenin, kendinin ne olduğunun farkına varmanın, kendine güvenmenin, kendini sevmenin, kendinde yeni değerler oluşturmanın kısacası kendini yeniden inşa etmenin tek yolu bilimsel, sanatsal ve kültürel gelişmedir.” şeklinde ‘dostlar alışverişte görsün’, mantığı ile yazılmış, altı boş laf kalabalığından oluşan bir iki cümle sıralamış ve ÖKM ile ilgili tanıtımında: “çağdaş ve nitelikli bir eğitimin yanında öğrencilerimizi sosyal ve kültürel açıdan da desteklemek amacıyla öğrencilerimize çok geniş olanaklar sunmaktayız. Gençlerimizin öğretim üyesi ve sanatçılarla kaynaşmasına; düşüncelerin sevgi, dayanışma, kardeşlik duyguları çerçevesinde tartışılıp, bilgilerin derinleşerek kullanılmasına, duygu ve düşünce alışverişinin yapılmasına özen göstermekteyiz” diye eklemiş ve sonra hızını alamayıp yıktırdığı sahnenin korunmasını vurgularken de İÜ’yü tüm üniversitelere örnek gösterip böbürlenmiştir. Sitede ÖKM için şunlar denmektedir:ÖKM benzeri bir yapılanma diğer üniversitelerimizde mevcut değildir. Bu nedenle de ülkemizdeki diğer üniversitelere model olabilecek bu yapının yani ÖKM’nin korunması ve desteklenmesi çok önemlidir.” İlgilenenler http://www.istanbul.edu.tr/ den hâlihazırda sitede yer alan bu tanıtım yazısının tamamını okuyup değinmek istediğim bu trajikomik duruma kendileri de şahitlik edebilirler. İşte sözde destek ama gerçekte hep köstek olan ikiyüzlü bir tutum… Elbette ki bu, devlet aklının bir izdüşümüdür. Bu tutum bana 2001 yılında Kürtçe şarkı söylenmesine tahammül edemeyen, konserlere engel olmak içim her türlü bahaneyi ileri süren, Kardeş Türkülerin klipini gösteren televizyonu kapatan devlet yetkililerinin, Avrupa komisyonundan gelenlere Kardeş Türküler CD’si hediye etmesini hatırlattı. Bu, devlet aklının ve bürokratların ikiyüzlülüğünün, somutlaştığı örneklerden sadece biridir. 2001 yılından bu yana köprüden ne sular geçti diyeceksiniz ama egemenlerin baskı aygıtı olan devlet, bu sulara hep zehrini akıttı yani sular hep acı.

Ülkemizde her gün bir vahşet örneği yaşanırken bir yandan savaş mağdurları, iş cinayetleri, kadın ölümleri, öte yandan hak ihlalleri ile gündemimiz hiç boş kalmazken “kim ne yapsın sahnesi yıkılmış öğrencileri” deyip bu habere de duyarsız kalmak mümkün elbette. Fakat bize göre mücadeleye tam da buradan başlanır. Önce kendimizi ifade ettiğimiz alana sahip çıkmalıyız. Çünkü kendimizi ifade edemediğimizde yapılan tüm vicdansızlıklara karşı sesimizi duyurma imkânı da bulamayız.

İÜFFTK öğrencileriyle beraber çalışan bir eğitimci olarak şunu belirtmeliyim ki, sahnesi elinden alınan bu öğrenciler sadece prodüksiyon merkezli çalışmıyor, kültürel çoğulculuk, insan hakları konularında duyarlılıklarını ve farkındalıklarını geliştiren okumalar yapıyor, demokratik itkilerle hareket eden bireyler olma yolunda çalışmalar sürdürüyordu. Elbette bu öğrencilerin çalıştığı sahneyi habersizce yıkıp, emek verdiği her şeyi çöpe atanların, nezaketsizliğini, barbarca tahribatını telafi etmesi mümkün değildir. Yönetimin, bu tutumundan derhal vazgeçip öğrenci taleplerine kulak vermesi gerekir. İÜ yönetimi, bunu bir yüce gönüllülük olarak değil, bir sorumluluk olarak yapmalıdır. Öğrencilerin Kongre ve Kültür Merkezi’nde çalışma önerisini reddetmek yerine onlara özgürce çalışabilecekleri bir sahne temin etmeli, öğrenci kulüpleri hakkında alınacak kararlara öğrencileri de dâhil etmelidir.

Bu konudaki mağduriyet sadece bir zümreye değil hepimize aittir ve bu durum giderilene kadar hepimiz haklı mücadelemizi kararlı bir biçimde sürdüreceğiz.

*(İÜ Fen Fakültesi Eğitmeni ve Deneysel Sahne Üyesi)

Okuyucu Yorumları

“Sanat Düşmanı İstanbul Üniversitesi” yazısına bir yorum var.

  1. İlker Yasin diyor ki:

    Bir soru: İstanbul Üniversitesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji bölümü bu skandalı “eleştirmeyecek mi”?

Yorum


işlemi tamamlayınız:


sekiz + = 17

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>