Bir “Teşekkür”ün Satır Araları..

Mehmet K. Özel

danzon borusan

üyeleri ağırlıklı olarak türkiye’nin devlet senfoni orkestralarından toplanmış müzisyenlerden oluşan ve borusan şirketinin finanse ettiği borusan istanbul filarmoni orkestrası (bifo) 15 yılda çok yol katetti.

borusan’ın iksv de söz sahibi olmasıyla birlikte, idso dururken bifo istanbul müzik festivali’nin resmi orkestrası oldu. türkiye şartlarında özel bir orkestrayı finanse etmek, kültürel olarak geliştirmek, icra ve yorum seviyesini yükseltmek kolay iş değil; bifo’da bu başarıldı.

bifo’nun gerek yurtdışındaki başarıları gerekse de istanbul’daki konserleri benim gibi bir çok sanatseveri memnun ediyor hiç kuşkusuz!

arkasında özel bir şirket olsa da, bilet fiyatları türkiye şartlarında biraz fahiş de olsa; ağırlıklı olarak ülkemizin müzisyenlerinden oluşan bir orkestra, kaliteli müzik, iyi solistler ve ustaca hazırlanmış tematik programlar şehrimizin sanat hayatını zenginleştiriyor.

yıllar önce güler aykal’la aya irini’de bir konserde tesadüfen yan yana düştüğümüzü ve benim ona “keşke daha fazla konser verebilseniz” dememle onun yanındaki bifo’nun yönetim kurulu’ndaki zeynep hamedi’ye dönüp “değil mi, biz de daha çok konser vermek isteriz, devlet desteklerse neden olmasın” cevabını unutmam mümkün değil.

devletin kendi orkestraları var, özel bir girişimi neden desteklesin ki; kendininkileri doğru dürüst desteklesin, ödenek çıkarsın, kadro yaratsın, özerkleştirsin! borusan’a orkestra kur diyen devlet mi, klasik müzik sever vatandaşlar mı!

uygar bir ülkede “devlet” ibareli sanat kurumlarının olması garip olabilir; ancak uygar değilseniz, anlı şanlı bazı tiyatrocularımızın önerdiği gibi “devlet” yerine “ulusal”ı koymak da pek işe yaramaz. önemli olan arkasındaki düşünce yapısını değiştirebilmek; yoksa adında “devlet” olmuş olmamış çok önemli değil.

serüvenini daha yakından takip ettiğim istanbul senfoni orkestrası (idso), 1980’lerin ortasından 1990’ların ortasına kadar müthiş bir ivme yakalamış; o dönemde cuma-cumartesi konserlerinin biletleri için uzun kuyrukların oluştuğu, kaliteli sef ve solistlere eşlik eden, programını daha önce istanbul’da dinlemediğimiz yapıtlarla zenginleştiren, icra-yorum seviyesi yüksek bir devlet kurumu idi. ne olduysa, 1990’ların sonundan itibaren yavaş yavaş kalitesi de düştü, seyirci sayısı da.

atatürk kültür merkezi’nin kapatılmasıyla da yersiz kaldı, seyyar orkestra oldu, konser sayısı düştü, takibi zorlaştı. iyice niteliksizleştirildi.

bu olanaksızlıklara rağmen idso yurtdışı turneleri yaptı; sadece son yıllardakileri sayarsam: içinde essen (philarmonie salonu), wolfsburg, kiel gibi önemli merkezlerin bulunduğu 8 şehirlik almanya turnesi (2009), granada, zaragosa, sandanter ve vigo’da ispanya turnesi ve kahire.

idso’nun ünlü şef alexander rahbari ile olan albüm projesi ise, bildiğim kadarıyla, kayıtları yapılmış olmasına rağmen, maddi olanaksızlıklar nedeniyle somutlaştırılamadı.

çok tartışılan türkiye sanat kurumu – tüsak yasası’nın tepki toplayan önerilerinden biri, devlete ait sanat kurumlarının kapatılıp, her dalda ülkeyi yurtdışında temsil edebilecek seviyede, en iyilerden seçilmiş sanatçılarla tek bir kurumun oluşturulmasıdır. yani; tek bir tiyatro, senfoni orkestrası, opera, koro.

bifo temmuz sonunda, birkaç yıl önce gündüz seansında konser verdiği -ve resmi olarak programında “gözükmediği”- salzburg festivali’nden sonra, yurtdışına ikinci defa bbc proms kapsamında konser vermek üzere çıktı. neyse ki bu sefer programda adı geçti, konser bbc-radyoda yayınlandı.

bifo’nun cd’lerini çıkartan onyx firmasının ingiliz olmasının bu konserin ayarlanmasında etkisi olsa gerek.

bu konser dolayısıyla, bifo’nun daimi şefi ve sanat yönetmeni “avusturyalı” sascha goetzel’in ettiği bir söz bence çok anlamlı ve “güncel”; daha önce bifo’cuların ağzından çıkmayan bir söz bu: “birleşik türkiye orkestrası”.

meğer, müzik yazarlarımızdan bazıları da bifo için ”türk orkestralarının amiral gemisi’’ tabirini kullanıyorlarmış da haberimiz yokmuş. bifo pek de güzel bir şekilde pazarlanıyor! peki, kime?..

ve son hamle; 30.08.2014 cumartesi günkü gazetede borusan sanat’ın bir ilanı çıktı. londra konseri için önce t.c. kültür ve turizm bakanlığı’na, sonra da sıra sıra dizilmiş olarak sekiz devlet orkestrasına teşekkür ediliyor.

geriye doğru 2012 yılına kadar takip edebildiğim kadarıyla bifo’nun konser broşürlerinde de, en arkada t.c. kültür ve turizm bakanlığı’na teşekkür edilir. belki, daha önceki broşürlerde de teşekkür yazısı vardır.

ancak bence bu son ilanla çok açık bir şekilde yapılan şey: üzerine basa basa “bakın, biz tüsak’ın tanımladığı şekliyle bir türkiye orkestrası oluşturduk” demektir!

peki, bundan sonraki aşama ne olur?..

geldik başladığımız yere; gürer aykal’ın devletten destek istediği yere!

tüsak’ta tanımlandığı şekliyle bir “birleşik türkiye orkestrası” bu hükümetin aradığı değil miydi zaten; eh, artık hükümetten bifo’ya yüklü bir ödenek çıkar!

keşke, ödenekli orkestralarımız, uygar bir sanat kurumunun gerektirdiği özerk kanunlarla ve ihtiyaçları olan ödeneklerle/imkanlarla yönetilseler.

ve, aynı arenada özel orkestralar ile ödenekli orkestralar eşit şartlarda yarışsalar; seyirciye daha kaliteli müzik ulaştırmak için rekabet etseler.

—–

not:

bir yandan da gerçekleri ve yurtdışındaki uygulamaları takip etmek ve doğru analiz etmek lazım. klasik müziğin en köklü geleneğe sahip olduğu almanya’da bile şehirlerde ödenekli olarak ayrı ayrı senfoni ve opera orkestraları yok. berlin istisna olmak üzere, almanya’da her şehrin ödenekli tek bir büyük orkestrası var ve o orkestra hem düzenli olarak senfoni konserleri veriyor hem de şehrin operasına eşlik ediyor.

ama tabii bunun yanında; bölgesel devlet radyolarının kurmuş oldukları ciddi senfoni orkestraları ve tabii ki küçük çaplı oda orkestraları var.

Danzon



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız:


8 + = on

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>