Tiyatro Yüz’ün Yüzünün Akı: ‘Ionesco’nun Sıkıntısı’

Üstün Akmen

2013 yılında Gökçe Camgöz hariç, Sadri Alışık Akademide eğitim alan Caner İnce, Gizem Kurt, Güneş Ören, Nesrin Aksu, Orçun Avşar ve Serhat Dumanlı tarafından kurulan Tiyatro Yüz, bu sezon perdesini “Ionesco’nun Sıkıntısı ya da Bir Yaz Gecesi Dönümü Gecesinde Bir Kel Şarkıcı” oyunu ile açtı.

Devlet Tiyatroları oyuncularından Çetin Ok ve Oyun Yazarı/Dramaturg Kamer Yıldız Eugène Ionesco’nun “Kel Şarkıcı/La Cantatrice Chauve” oyunuyla William Shakespeare’in “Bir Yaz Dönümü Gecesi Rüyası/ A Midsummer Night’s Dream” oyun metinlerini bir güzel harmanlamışlar, Tiyatro Yüz için bir kolaj yapmışlar. Eugène Ionesco’nun parantez içi anlatımlarını Shakespeare’in Puck (Gökçe Camgöz) karakterine dönüştürerek uyarlamışlar. “Kel Şarkıcı”nın absürt temelli oyun kişileri Bay ve Bayan Smith’i (Caner İnce/Nesrin Aksu), Hermia’nın aşığı Demetrius ve Demetrius’a sevdalı Helena ile Bay ve Bayan Martin’i (Orçun Avşar/Gizem Kurt), Hermia’nın nişanlısı Lysandrus ile Egeus’un kızı Hermia’dan damıtmışlar. Mary’i (Güneş Üren) Periler Kraliçesi Titania; İtfaiye Şefi’ni (Serhat Dumanlı) Dokumacı’sıyla (“Dahil etmek” anlamında kullanıyorum) karıştırmışlar. Böylece Ionesco ve Shakespeare’in oyun karakterleri arasındaki uyumsuzluk ve iletişimsizliği sahne üzerinde varoluşsal bir soruna dönüştürmeyi amaçlamışlar.

Ya Öyle Olsaydı

Kimliksiz figürleriyle, olmayan mantıksal yapısıyla “Kel Şarkıcı”, hiç kuşkusuz tipik bir grotesk tiyatro örneğidir. Ionescu’nun antitiyatro anlayışının en belirginleştiği bu eseri Ok-Yıldız çifti Shakespeare ile neden birleştirme gereğini duymuş, sormak elbette haddim değil. Esasında “Kel Şarkıcı”sında ampirik bilgi edinimine, rasyonelliğe, evliliğe, iletişimsizliğe ve İngilizce dil öğrenimi kitaplarına komik ve hayli anlamlı ve derin göndermeler var. Ana teması aşk, evlilik ve karışık ilişkiler üzerinden bu iki kavramın komikliğine yapılan vurguların yer aldığı “Bir Yaz Dönümü Gecesi Rüyası” ile “Kel Şarkıcı”nın ortak yanları yok değil hani!

Tamam, yok değil, ama Çetin Ok-Kamer Yıldız ikilisi “Kel Şarkıcı”yı “müstakil” olarak çılgın bir parodi biçiminde sahneleselerdi acaba daha mı iyi olurdu diye düşünmeden de edemiyorum. “Kel Şarkıcı”, tam etki yaratması hedeflenerek büyük bir ciddiyet içinde, Ibsen ya da Sardou’nun bir oyunu gibi sahneye konulamaz mıydı?

Dedim ya, karışmak kimin haddine!

Kendi İçinde Sıkışmış İnsanlar

Gene de Çetin Ok-Kamer Yıldız ikilisi, Ionesco-Shakespeare ikilisinin yarattığı karakterlerle yaşadığımız sürecin kendi içerisinde sıkışmış olan insanlarını simgelemeyi becermişler. Ionesco-Shakespeare ikilisinin yoktan var ettikleri karakterleri tüm yaratımsal ve algısal olgularını (“Çözücüden ayrılarak kabın dibine çökmek” anlamında kullanıyorum) çökeltmişler. Günümüz insanının sahip olduğu iletişim mekanizmalarıyla iletişim kuramaması gerçeğini suyun üstüne çıkarabilmiş; insan eliyle geliştirilen ve var olan tüm teknolojik gelişmelerin günümüz dünyasında insanları daha da yalnızlaştırmasının altını pek güzel çizmişler. Günümüz insanının bırakın toplumsal olmayı, birey olarak bile yaşam savaşı vermekte olduğunu söylemiş; yabancılaşmanın, iletişimsizliğin, tekdüzeliğin ırzına geçtiği modern çağ insanının önünü görmezliğini, bir diğer anlamda klasik tiyatro anlayışıyla dalga geçerek izlenmesi sabır ve emek isteyen bir alternatif tiyatro eseri haline getirmişler.

Yaratıcı Kadro

Zülfinaz Doğan Eşitmez’in çok yalın dekor tasarımına sözüm yok da ikisi bir yanda diğeri sahnenin diğer yanında duran koltuklardan biri neden sandalye anlayamadım. Simetriyi kırmak için mi acaba, işin içinden çıkamadım.

Ümit Eşitmez’in ışık tasarımı alınmasın darılmasın, ama kötü.

Utku Demirkaya’nın hareket ve ses tasarımı için şimdilik kelamda bulunmayayım, ileride bir gün kendisine rastlarsam belki kulağına bir-iki şey fısıldarım.

Güneş Üren, kendisine ne verilmişse almış ve iyi de değerlendirmiş. Gizem Kurt, karakteri kendine mal etmekte… Bir anlamda, sözleri sayfalardan sıyırıyor. Orçun Avşar can verdiği karakterin komik ve ciddi özelliklerini iyi bilememiş, yani incelememiş, yorumlayacağı özellikleri kavrayamamış, ikisi arasındaki farklılığı ortaya çıkartamamış.

Nesrin Aksu İyi

Serhat Dumanlı, İtfaiye Şefi’nin buğdayını ve samanını iyi ayırmış, ayıklamış, artistik benliğinin süzgecinden geçirdikten sonra elde ettiği özneyi seyirciye aktarmayı başarmış. Caner İnce, oyunun komedi unsuruna olan etkisini oyun boyunca bütünüyle planlamamış, ama oyunu seyirci önünde kontrol altına almayı başarıyor. Gökçe Camgöz’ün jest ve mimiklerinin yanı sıra, sahne üzerinde gerçekleştirdiği hareketler gerçeğe olabildiğince yakın.

Nesrin Aksu’nun diksiyon ve artikülasyonu iyi. Küçük aksamalara karşın mimiklerini fiziksel yapısının bir ögesi durumuna getirmiş. Yüzünü olayın bütünlüğünü aktarıcı bir etmen olarak kullanabiliyor. Seslendirmede de iyi. Yanıtlarda atikliği elde etmeye başlamış.

Kısacası, Tiyatro Yüz zor bir işin altından yüzünün akıyla kalkmış.

Evrensel



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız:


+ 9 = onüç

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>