Propeller Tiyatrosu’ndan “Hareket ve Algılama” Atölyesi

Banu Açıkdeniz

propeller 1

Propeller Tiyatro Kumpanyası’nın İKSV yan etkinliklerinden biri olan “Hareket ve Algılama Atölyesi” 23 Mayıs Cuma günü Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde gerçekleşti.  Bir Yaz Gecesi Rüyası oyunundaki koreografik denemelerin nasıl ortaya çıkarıldığı ve metnin hareketle birlikte nasıl sahnelendiği ile ilgili fikir veren bir etkinlikti. Tanıtım metninde “hareketin seyirci tarafından nasıl algılanacağı”; “yönetmenin neye dayanarak seçki yaptığı”; “oyun sırasında nelerin ön plana çıkarıldığı” gibi konular üzerine çalışılacağı söyleniyor. Ancak atölye daha ziyade kolektif bir teatral çalışma yöntemi öneren bir etkinlik oldu.


Atölye Harbiye Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nun sahnesinde gerçekleşecekti. Çağrıda oyun metninin gelmeden önce okunması, hareketler için uygun kıyafetler ve rahat ayakkabılar giyilmesi ve 15.00′da başlayacak çalışma için 14.30′da sahne üstünde hazır olunması isteniyordu.

24 kişilik bir katılımcı grubu vardı. Bu kişilerin büyük çoğunluğu tiyatrocu, bir kısmı da dansçıydı; grubun neredeyse yarısı öğrencilerden oluşuyordu. Atölye İngilizce yürütüldü; İKSV’den bir çevirmen atölye boyunca ardıl çeviri yaptı. Atölyeyi oyuncu gruptan Lewis Hart ve yönetmen asistanı Ellen Havard yürüttüler. Öncelikle çok kısaca tanıştık. Daha sonra atölye yürütücüleri grubun birbirini tanımayan dörder kişilik gruplara bölünmesini istedi. Bu gruplarda Shakespeare oyunlarına ve özellikle Bir Yaz Gecesi Rüyası
’na ne derece aşina olduğumuz, kendi oyunlarını izleyip izlemediğimiz üzerine konuşmamızı istediler. Bu kısa sohbet sonrası gruplardan birer sözcü grubun genel durumunu özetledi. Böylece tüm grubun konuyla ne kadar haşır neşir olduğu anlaşılmış ve küçük bir tanışma gerçekleşmiş oldu. Topluluk genel olarak oyuna dair az çok fikir sahibiydi ancak Propeller’ın festivaldeki oyununu izleyebilen çok az sayıda kişi vardı.

Daha sonra Lewis’in yönlendirmesiyle kısa bir ısınma bölümü başladı. Omurganın rahatlatılması ve aktifleştirilebilmesi için roll down-roll up egzersizleri yaptırıldı. Bir takım üst beden, özellikle kol hareketleri çalışıldı. Esneme egzersizleri ve dengeyi gerektiren küçük egzersizler yaptırıldı. Tüm bedenin rahatça kullanılmasını teşvik eden bir ısınma bölümüyle bu hazırlık çalışması tamamlandı.  Bu bölüm atölye sırasındaki fiziksel çalışma için bir ön hazırlık oluşturdu. Bir yandan da yürütücülerin grubun bedensel durumunu anlayabilmeleri açısından işe yaramış olmalı. Dikkatimi çeken Lewis’in kısa süreye rağmen hareketlerin yanlış icralarına yönelik çok temel birkaç düzeltmeyi yapmasıydı. Özellikle hareketler sırasındaki postür hatalarıyla ilgili uyarılar yapıyor ve bunları teknik ve şekilsel uyarılar olarak değil gündelik hayattan eylemlerle örnekleyerek açıklıyordu (Örneğin, roll-up sırasında hatalı bir şekilde yukarı çıkan omuzları düzeltmek için iki elimizde alışveriş torbalarıyla nasıl yürüdüğümüzü bedensel olarak hatırlamamızı istedi). Eğitmenler olarak etrafta ne oluyor kim ne şekilde yönlendirilmeli buna dikkat ediyorlardı.

propeller 4

Basit ama işe yarayan bu ısınma bölümünden sonra Ellen ve Lewis ortak hareket edebilme kabiliyeti üzerine odaklanan bir takım egzersizler yaptırmaya başladılar. Tüm grup bir çember halindeyken aynı anda dönmeye çalışma; tüm sahneyi dolduracak şekilde birbirine çarpmadan yürüme- komutla birlikte aynı anda durma; komut gelmeden grubun kendiliğinden ortak olarak durması; çember halindeyken nefesleri ortaklaştırma- özellikle yanındaki iki kişinin nefes alış verişini ve hareketini hissetme- tüm grup aynı anda dizleri kırıp kolları açarak bağırma- bunu refleksif ve ortak bir şekilde yapma. Bu egzersizler bir takım dans ya da hareket atölyelerine katılmış tiyatrocu ya da dansçıların aşina olduğu türden egzersizlerdi. Asıl dikkate değer olan bu bölümde yapılan yönlendirmeler ve egzersizlerin atölyenin asıl çalışma hedefi ile ilişkisiydi. İkinci konuya birazdan değinelim.

Yönlendirmeler açısından dikkat çekici bir çalışma yürüyüş esnasında durma egzersiziydi. Durma eyleminin bedenin kaskatı bir şekilde gerildiği yapay bir “donma” pozisyonundan ziyade kişinin komut geldiği sırada bedenindeki durumu bozmadan koruması isteniyordu. Hareketin gerektirdiği doğal gerilim neyse onun korunması, yapay olan gerilimlerin eklenmemesi tembihleniyordu. Bir süre sonra komut bırakıldı ve grubun kediliğinden birbirinin hareketini hissederek durması istendi. Grup bu iletişimi sağlayabilmek için dolaştığı alanı kendiliğinden küçülttü ve her defasında biraz daha uyumlu bir şekilde durmayı başardı. Yürütücülerin yaptığı uyarı liderlik konusundaydı. Grup içinde bazı kişiler erkenden duruyor ve diğerleri de hızlıca onlara uyduğunda aynı anda durulmuş gibi bir izlenim oluşuyordu. Tüm grup hiçbir şey konuşmadan bu trüke başvurmuştu. Yürütücüler liderlik edenlerin bunu bırakmasını, kendilerini bu konuda engellemeye çalışmalarını istedi. İstenen tüm grubun birbirine uyumlu bir şekilde aynı anda durmasıydı. Bunun atölye sırasında grupta tam olarak başarılabildiği söylenemez.

Atölyenin bir sonraki aşamasında Bir Yaz Gecesi Rüyası
 oyununa dair bir egzersiz çalışmasına geçildi. Oyunda Oberon’un cini Puck ve periler arasında geçen sahneyle ilgili bir çalışma yapacağımız söylendi. Atölye öncesinde, oyunu değil ama kısa bölümlerin sergilendiği provayı izleme fırsatım olmuştu. Bu sahnede Puck’ı sürekli takip eden ve onun hareketine göre yönelimlerini sürekli değiştiren, hareketlerinde birbirine uyumlu, zaman zaman tek bir organizmaymış gibi zaman zaman da birbirine bağlı birden fazla minik organizma gibi hareket eden 10 kişilik bir peri grubu vardı. Bizden istenen bu sahnelemeyi taklit etmemiz değil, farklı ve özgün peri “kabileleri” oluşturmamızdı. Tüm grubun dörde bölünmesini istediler, böylece yaklaşık sekizer kişilik gruplar oluştu.

propeller 2

Metin çalışmasına geçmeden önce grupların hareket karakterlerini oluşturmasını istediler. Her grup kendi özgün hareket tarzını yaratacaktı. Hareket konusunda herhangi bir sınırlama yoktu ancak perilerin insan olmadığını hatırlattılar. Yani gündelik hayattaki hareket formu dışında bir şey denememizi istiyorlardı. Her grubun birer lider seçmesini ve onun liderliğinde hareket etmeye başlamasını önerdiler. Diğer gruplar gibi birbirini çok tanımayan ve farklı deneyimlere sahip olan bizim grubun ilk yaptığı şey bolca konuşmak oldu. Liderin ne şekilde liderlik edeceği anlaşılmamıştı. İçimizden ve sonra da yürütücülerden gelen uyarılar sonucu konuşmak yerine liderin hareketlerine uyulmaya başlandı. İkinci mesele liderin nasıl değişeceğiydi… Bunun üzerine de bir konuşma faslı başladı. Liderliğin gruptan birinin inisiyatif almasıyla kendiliğinden değiştirilebileceği sonucuna pratik olarak vardık. Bu noktadan sonra liderlik grup içinde birbirine devredildi. Bir çember halinde çalışıyorduk. Zaman zaman liderin bazı hareketlerini takip etmek zor oluyordu- örneğin, herkes daire merkezine sırtını döndüğünde. Bu, grubun egzersize devam etmesi durumunda çözülmesi gereken bir sorundu. Mizansen çemberden güruha doğru evrildiğinde kendiliğinden, hareket icabı grubun önünde kalan kişi lider oluyordu. Bu denemeler esnasında bir noktada yürütücüler bazı yönergeler vermeye başladılar. “Tehtid altındasınız!”, “Tehtid geçti”, “Periler kralı geldi!” gibi. Başlangıçta bizim grup dâhil bazı gruplar yönergeleri algılayamadı ve kendi akışına devam etti ancak bir süre sonra yapılmaya çalışılan şey algılandı. Bu noktada tüm gruplar farklı üsluplarda ancak telkin edilen duruma uygun aksiyonlar içinde hareket etmeye başladılar. Bunların birbiri ile daha önceden çalışma yapmamış gruplar olduğu düşünüldüğünde oluşan ortak aksiyonlar başarılıydı. Dışarıdan gelen sesli yönlendirmelerle birlikte liderlik meselesi ortadan kalkmış ve tüm grup ortak bir şekilde hareket etmeye başlamıştı. Dışarıdan telkin hareketlerin planlanmadan spontane gelişmesini sağlıyor ve grubun ister istemez ortak bir biçimde hareket etmesine yol açıyordu. Periler kralının gelişi ile birlikte (Lewis kral olmuştu) dramaturjik önermeler de başlamış oldu. Bazı gruplar tepki gösterirken, bazı gruplar tapınmaya başladı. Ancak tüm gruplar ortak bir şekilde bir odak noktasının varlığını hissettiren aksiyonlar içindeydi. Bu noktada grup içinde “asilik” yapanlar oldu. Örneğin krala tapınmak istemeyenler ya da gruptan farklı tepki vermek isteyenler… Deneme bu noktada kesildi. Grupların icraları önce grupların kendisi sonra da yürütücüler tarafından kısaca değerlendirildi. Yürütücüler her gruba 5 dakika süre verdiler ve bu sürede grubun hareket tarzını daha da oturtmasını istediler. Gruplarda farklı üsluplar ve kullanımlar oluşmuştu. Bizim grup genelde akışkan ve zaman zaman refleksif, suyun içindeymiş gibi hareket ederken, gruplardan biri yoğun olarak ses çıkaran hareketler kullanmıştı. Başka bir grup ise özellikle kolların vurgulu olduğu hareketler kullanıyordu. 5 dakikalık sürede her grup hareket biçimini biraz daha netleştirmeye çalıştı.

Bu sürenin sonunda hareket meselesini bir kenara koymamızı ve metne odaklanmamızı istediler. Puck ve periler sahnesinden Puck’ın bir soru sorduğu ve perilerin yanıtladığı bölümde, perilerin yanıtlarını dörtlükler halinde bu dört gruba dağıttılar. Grupların ellerindeki metni istedikleri şekilde icra edebilecekleri söylendi. Metin, Shakespeare’in orijinal metniydi. Bu nedenle önce aramızda eski İngilizce kelimelerin anlamları üzerine bir tartışma döndü. Kumpanya üyelerinden o sırada atölyeyi izlemekte olan David Acton gruplarla tek tek ilgilenerek anlaşılmayan yerleri açıkladı.

Grup olarak metnin nasıl okunabileceğini çözmeye çalışırken önce metindeki ritmi anlamak üzere hep beraber okumaya başladık. Ritim konusunda ortaklaştık. Metni bölüştürmekten vazgeçtik çünkü topluca okuduğumuzda etkinin daha güçlü olduğunu fark ettik. Grup kendiliğinden fısıltı ile başlayıp gittikçe sesini yükseltti ve bağırarak metni sonlandırdı. Bu kendiliğinden oluşan yorumu aynen korumaya karar verdik (bu haliyle metnin içeriği ile de bir ilişki sağlanıyordu sanırım). Bu noktada yürütücüler, vokal denemesinin bedensel deneme ile buluşturulmasını istediler. Daha evvel yapılan denemelerden yola çıkılmasını tembihlediler. Metnin içeriğini, grubun denediği hareket üslubu içinden yorumlayabileceğimizi söylediler. Metnin yorumlanması deyince ilk akla gelen kelimelerle benzetmeci ilişkiler kuran denemeler oldu. Bu sırada grubun bedensel karakterinden uzaklaşma yaşandı. Yürütücüler bu durumu fark edip uyardılar. Artık bir son ürünün çıkacağı bu son aşamada, grup içinde pek çok sahneleme önerisi gelmeye başladı. Bunların tümü hızlıca uygulanabilecek öneriler olmadığından ve zaman da gittikçe daraldığından basitçe uygulanabilecek birkaç öneri denendi. Grup içindeki denemelerden çıkmayan ve şekilsel kalabilecek bir öneri de olsa grupça başlama itkisini oluşturabileceğini, bedensel kullanım açısından da bir aşama katabileceğini sezdiğimiz bir
fısıldaşma bölümü son anda eklendi. Giriş için yürütücülerden gelen uzaklardan gelip toplaşma fikri benimsendi ve sergileme anında kullanıldı. Sonuç olarak yapılan bedensel çalışmaların vokal denemesiyle titizlikle buluşturulduğunu söyleyemeyiz. Ancak çalışmanın bedensel bir üslup yakalamaya çalışarak ve bu üslup içinden çeşitli aksiyon denemeleriyle başlaması, vokal denemesini kuru teknik bir konuşma olmaktan çıkardı. Vokalin aksiyonla buluşmasını ve bir üslup içinden yorumlanmasını az çok sağladı. Metnin nasıl okunacağına teknik olarak takılmaktan çok ister istemez grup olarak ortak bir bedensel ve vokal aksiyon oluşturmaya odaklandık. Atölyedeki grupların genellikle İngilizce bir metinle oynama deneyimi olmayan gruplar olduğu da düşünüldüğünde, bu çalışma biçimi sayesinde tüm gruplarda hiç de fena olmayan sonuçlar alındığı söylenebilir.

Propeller’in atölyesinden kumpanyanın hareket üzerine yürüttüğü çalışmaların teknik ve aksiyondan arındırılmış çalışmalar olmadığı izlenimini edindim. Atölye öncesi izlediğim iki kısacık sahne provasında bu durumu hissediliyordu ancak Bir Yaz Gecesi Rüyası’ndaki performans ikna edici oldu. Sahne üstünde oyucuların bir chorus
 oluşturduklarında (örneğin Puck ve Periler sahnesindeki Periler) birbiriyle tıpatıp aynı olmayan ancak ortak bedensel ve vokal aksiyonlarla oynamaları, ya da sahneye antre yapan her oyuncunun bedensel ve vokal aksiyon açısından oldukça güçlü oluşu, sağlam bir çalışma yönteminin olduğunu hissettiriyor.

Atölyede yer alan tüm egzersizler atölyenin temel hedefi olan kolektif sahneleme denemesine hizmet eden egzersizlerdi. Vakit geçirmek için öylesine konmuş bir bölüm yoktu. Bir buçuk saatlik kısa süreye ve grubun kalabalıklığına rağmen mümkün olduğunca grubu gözlemleyip gerekli gördükleri düzeltmeleri ve yönlendirmeleri yaptılar. Ancak sanırım bunu yaparken grubun üretimini de sınırlandırmamaya dikkat ettiler.

propeller 3

Atölye çağrısında katılımcıların metni okuyarak gelmelerinin istenmesi; kıyafet konusundaki uyarı; çalışma başlangıcından önce mekânda hazır bulunulması talebi çalışma alanlarını ciddiyetle kurduklarına işaret. Bu kuralları atölyede keskin bir şekilde uygulamadılar, örneğin kıyafeti çok da uygun olmayan bir katılımcıyı çalışma dışında bırakmadılar. Tam söyledikleri saatte orada olmayanları çalışmaya almamazlık etmediler –ancak tabii ki herkes çalışma saati öncesi mekândaydı- metni okumayan ya da oyunu bilmeyen kişileri çalışma dışında bırakmadılar. Bu uyarılarıyla çalışmaya nasıl gelmeli konusunda bir hatırlatma yapmış ve kendi çalışma biçimlerini hissettirmiş oldular. Bunun katılımcıların atölyeye ciddiyetle yaklaşmasını sağlayan, ortam açısından pozitif bir etkisi olduğunu düşünüyorum.

Özetle, canlı, mütevazı ve bu mütevazılık içinde sonuç alıcı bir atölye olduğunu söyleyebiliriz.

Propeller Theatre Company hakkında daha fazla bilgi edinmek için 
http://propeller.org.uk sayfasını ziyaret etmenizi öneririm. Sayfada prodüksiyonların sahneleme süreçlerinin, kostüm, dekor gibi teknik alanlarındaki yaklaşımların aktarıldığı notlar, bu projeleri sahnelemek isteyenler için oluşturulmuş eğitim paketi adı verdikleri bilgilendirici dosyalar, satın almak isteyenler için prodüksiyonlara ait dvd, kitap, afişlerin edinilebileceği bir satış sayfası gibi pek çok şeyi bulabiliyorsunuz.

Yorum


işlemi tamamlayınız:


− dokuz = 0

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>