Tiyatrocu Olsun Ama Tiyatrosu Olmasın

AKSAM[Cansu Fırıncı’nın Akşam Gazetesi’nde yayınlanan haberini aktarıyoruz.] Beklemek bir meslektir demiştim iki hafta evvel. Kimi zaman da kârlı bir meslek olduğunu konuşuyorduk yazı biterken. Oynamak için kolunu bacağını kırmaya razı oyuncular varken bir başka yapımın projesinde oynamasın diye astronomik rakamlar ödenen starları fısıldamıştım size. Beklemek bir meslek ama bu gibi durumlar da pek beklenmedik şeyler değil aslında.

Oldukça büyük yatırımların yapıldığı bir sektörden bahsediyoruz zira. Yatırım büyük, kâr büyük ama risk de öyle! Onca para, emek, dekor, kostüm üç bölüme patlar alimallah! Hâl böyle olunca seyirciyi ekran karşısına ‘kitlemek’ için her deneme mübah. Hatırlarsınız işte canım daha yakın zamana kadar mankenden oyuncu olup olmayacağı tartışılıyordu. Oluyor pekâlâ. Hem neden olmasın? Eskiden dizilerdeki performansları kötüydü, kabul. Ama artık televizyondan kazandığını oyunculuk eğitimine yatıran ve gerçekten iyi performans sergileyen isimler var ekranda. Bence herkesten olur ayrıca. Yetenek şart. Ama işin başı da sonu da sıkı çalışma. İşin garibi tiyatro oyuncuları da tercih sıralamasında üstlerde değildi yapımcılar için. Sahnede tadında oyunculuklar kamerada büyük kaçıyordu zannımca. Her şey değişir ya hayatta bu da değişti sonunda. Şimdi konservatuarlısı makbul hem de. Burada biraz bekleyelim. Biraz da ekranda izlediğiniz oyuncuların nasıl bir süreçten geçerek rolü aldığını görelim.

İşin burası da ayrı bir film diyeyim, siz anlayın. Bir cast ajansı ya da menajeriniz vardır sizi temsil eden. Yapımcı firma yeni projesi için kanalla anlaşınca senaristler roller için kısa deneme çekimi metinleri hazırlar. Dizi için gerekli karakterler bu metinlerle birlikte ajanslara servis edilir ve ajanslar role uygun olduğunu düşündükleri oyuncuları çağırarak deneme çekimi yaparlar ve bunun adına da daha havalı olsun diye bizler ‘odetion’ deriz! “Nereden geliyorsun Cansu?” “Odetion’dan kardeşim.” İşte o anda karşınızdakinin gözleri parlar ve önünü ilikler! Gerçekten çok havalı! Sonra yönetmen bu çekimleri izler ve beğendiği oyuncuları görüşmeye çağırır. Biz bunun adına da “call back” deriz ki iyice havasından geçilmesin. Apoletinize yıldız eklendi yani öyle düşünün. Bu süreç tamamlanınca da telefon beklersiniz ve rolü alamadıysanız siz kimse aramaz! Öylece beklersiniz ve yayına girdiği gün diziyi izlersiniz. O rolü başkasının oynadığını görünceye kadar bekleme hâli lüzumsuz bir umutla sürer gider!

Neyse biz daha fazla beklemeyelim tiyatrocularla geri dönelim. Tiyatrocuların dizi sektöründeki itibarı arttı. Arttı evet ama bizde absürdlük esastır bildiğiniz üzere. Rolü alabilmeniz için şu hayati sorulara sırasıyla altın değerinde bir ‘evet’ ve ‘hayır’ diyebilmeniz gerekir. “Tiyatrocu musunuz?” “Evet”, “Bu sezon oyunumuz var mı?” “Hayır”. Yani tiyatrocu olmanızı ama tiyatronuzun olmamasını beklerler! Bir zamanların ünlü mottosu “döner yemek istiyorum ama dönmesin istiyorum” gibi. Bekleyelim bakalım bu günler de geçer.

Akşam

Yorum


işlemi tamamlayınız:


2 + = onbir