Bir Halk Düşmanı İstanbul’da

birhalkdusmaniMimesis Haber / Bir Halk Düşmanı, Ostermeier yönetimindeki Schaubühne Berlin tarafından 19. Tiyatro Festivali’nde oynanmaya devam ediyor. Prömiyeri 2012 yılında Avignon’da yapılan oyunun yolu, dünyanın birçok şehrini dolaştıktan sonra nihayet İstanbul’a düştü. Festival seyircisinin, iki sene önce Hamlet’ini izledikleri topluluğun 28 Mayıs’ta Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde yapılan gösterimine, dört kez bis yaparak yanıt vermesi bir sonraki festivalde de topluluğu İstanbul’da görme arzusu olarak yorumlanabilir.

İbsen’in 19. yüzyılın son çeyreğinde yazdığı Bir Halk Düşmanı, sistemdeki yozlaşmanın karşısına çıkardığı Doktor Stockmann karakteri ile aydın sorumluluğunu tartışmaya açıyor. Şehrin geçimini sağlayan ve giderek gelişen kaplıcaların, aslında insanları sağaltmaktan çok, sağlıklarını tehdit ettiğini keşfeden doktor, buluşunu tüm toplumla paylaşır. Ancak “beklenmedik” bir tepki ile karşılaşır: Başta kaplıcanın yatırımcıları, idarecileri ve şehir yönetiminde söz sahibi olan üst sınıflar olmak üzere neredeyse bütün şehir Stockmann’ın buluşunu, çıkarlarına zarar vereceği gerekçesiyle örtbas etmeye çalışır. Schaubühne’nin yorumunda, hikayenin ana ekseni korunmakla birlikte hatırı sayılır boyutta güncelleme ve metin müdahalesi yapılarak oyun günümüze taşınmış. Oyun sonrası seyirciyle sohbet eden Ostermeier, metnin oluşturulma yöntemini merak eden bir seyirciye, metni dramaturgla beraber önceden hazırladığını söyleyerek yanıt verdi. Oyundaki güncellemelerden bazıları festival gösterimine özgü ve Türkiye ile ilgili. Söz gelimi başbakanlık müsteşarının Soma fotoğrafı oyunda aniden karşınıza çıkabilir. Ya da belediye başkanı, doktora “çapulcu” diye hitap edebilir. Yeri gelmişken belirtmekte fayda var: Bugün YeniŞafak’ta oyunla ilgili yayımlanan ve oyunu karalamaya yönelik hazırlanan haber, entelektüel ahlakı, medyayı, medya iktidar ilişkilerini, aydın tavrını, yozlaşmayı anlatan oyunu ileride ele alacak gruplar için bir yan okuma materyali olarak değerlendirilebilir.

Bazı karakterlerin atılması ya da tek bir karakterde buluşturulması bir yana, Bir Halk Düşmanı’na temel müdahale, Stockmann’ın şehre bir toplantı çağrısı yaparak  görüşlerini savunduğu 4. perdede gerçekleştirilmiş. Oyunun bu bölümü günümüz kapitalizminin yozlaşması, sistemin bireyler ve toplum üzerine etkisi düşünülerek neredeyse yeniden yazılmış. Ayrıca bu bölüm seyircinin katılımına açık bir biçimde kurgulanmış. Ostermeier, dünyanın farklı şehirlerinde farklı tepkilerle karşılaştıklarını söylemeden önce, seyircinin dahiliyeti fikrine festival direktörlerinin hep şüphe ile baktıklarını gülerek anlattı. Ardından seyircilerden beklenmedik tepiler aldıklarını belirtti: “Örneğin Atina seyircisi politika konuşmaktan yorulmuştu. Buna karşılık New York inanılmazdı. İnsanlar devrim istiyorlardı. Devrimi, kapitalizmi, depresyonu, hayatı bizimle konuştular.”

Oyunda farklı oyunculuk üsluplarının birlikte, uyum içerisinde kullanımına yer veriliyor. Kayıt müziklerin yanı sıra canlı müzik kullanımı da oyunu zenginleştiren öğelerden biri olmuş. Dr. ve Bayan Stockmann, Billing ve Hovstad’tan oluşan ev orkestrası fikri, oyunla organik bir biçimde bütünleştirilmiş. Sahne tasarımı ise oldukça sade. Doğal olmayan dekor ve aksesuvarlar doğal olanlar ile birlikte, sahneyi tanımlayan unsurları belirginleştirmek amacıyla işlevsellik öne çıkarılarak kullanılmış.

Oyunun finaline yapılan müdahale, orjinal metindeki direniş inadı yerine seyirciyi yanıtı verilmemiş bir soruyla karşı karşıya bırakıyor. Ostermeier, umuttan çok Doktor Stockmann’ın da yozlaşabilme ihtimaliyle oyunu noktaladıklarını ve asıl önemli olanın Doktor’un tepkisinden ziyade seyircinin tepkisi olduğunu belirtti.

Oyun sonundaki söyleşide TÜSAK da gündeme geldi. Almanya’nın kültür sanata ayırdığı bütçe ile Türkiye’ninkini karşılaştıran bir seyircinin “TÜSAK tasarısına dair bir şey yapmayı planlıyor musunuz?” sorusu üzerine Ostermeier, “Dayanışmalıyız.” yanıtını verdi. Ve şöyle devam etti: “Tiyatroların ve kültür kuruluşlarının sadece kendilerini kurtarmaları mümkün değil. Başka alanlarla birlikte hareket edilmesi ve direnişe katılınması gerektiğini düşünüyorum.”

Oyun bugün (29 Mayıs) saat 20:30’da son kez Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde seyirciyle buluşacak.

Özgür Çiçek / Mimesis Haber

Yorum


işlemi tamamlayınız:


7 − = sıfır

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>