Sorgulanacak Olanlar Sorgulayanlardır!

Yaşam Kaya

Geçtiğimiz haftalarda Eskişehir Şehir Tiyatroları İstanbul turnesindeydi. Dairo Fo’nun ‘Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü’ adlı oyunu sahnelemek için gelmişler. Ne yalan söyleyeyim, son iki yıldır Eskişehir’den ‘Dario Fo’ oyunları izlemenin keyfini yaşamak beni son derece mutlu ediyor. Yine aynı yazarın başka bir oyunuyla seyircisi karşısına geçen dinamik tiyatro, günümüz politik tiyatrosunun temellerini çok sağlam oluşturmuş. İstanbul’da ‘politik tiyatro’ anlamında deyim yerindeyse aç kaldık. Grupların popüler kültüre oynama merakı –ki haksız sayılmazlar- bazı olay ve olguların önünü tıkadı. Eskişehir’ in oynadığı oyunun künyesine bir bakalım. İlham Yazar yönetiminde sahneye çıkan kadroda son dönemde sahnelerde parlayan önemli isimler yer almış. Ali Eyidoğan, Devrim Özder Akın, H. Tolga Tümer, Mahide Yumbul, M. Alp Sunaoğlu, Atilla Savumlu ekip başarısının önemli bir örneğini sergiliyor. Kritiğin alt basamaklarında buna değineceğim. Fakat şunu özellikle belirtmek istiyorum, tiyatro izlemeye başladığım yedi yaşımdan bu yana beş kez bu oyunu izleme şansını yakaladım. Şimdiye dek gördüğüm en iyi örneği sizlere anlatmaya başlayayım.

İzlenilen oyunlar vardır, izledikten sonra zihninizde tekrar tekrar konuyu yaşarsınız. Doyumsuz biçimde süren eden bu durum, eleştirmenler için mükemmel bir algı oluşturuyor. Sıcağı sıcağına yazılan kritikler, geçmişin bazı izleriyle şimdinin getirilerini çatıştıracağı gibi, sahnedeki arayışınıza da gölge düşürebilir. Çok dürüst konuşmam gerekirse, bugüne kadar izlediğim oyunlar hakkında sıcağı sıcağına eleştiri yazmamaya gayret gösterdim. Geçmişteki önyargılarımı o anda izlediğim görüntünün üzerine yıkmaktan korkarım. Bizdeki tiyatro eleştirmenlerinin çoğunluğu didaktik ve kuramcı olduğu için, sahnede gördükleri hakkında konuşurken ‘Bilmem kaç senesinde şöyle sergilenmişti, sahne şöyle olmalıydı, oyuncular rol bütünlemesini şöyle yapmalılar’ gibi saçma cümlelerle sayfalarını doldurur. Benim için asıl gerçek, izlediklerimi kıyaslamak değil, sadece durumun getirisi olarak sahnelenen yapıt hakkında fikir yürütmektir. Giriş cümlesinde yazdığım ‘bugüne kadar izlediğim en iyi yorum’ yargısı yanlış anlaşılmasın, ‘aynı oyunun geçmişteki örnekleri kötüydü’ demiyorum, sadece ‘bu oyun geçmişteki başarıları bir üst çıtaya yükseltti’ diyorum.

Her neyse, şimdi kritiğin detayları içinde boğulma zamanı. Konu İtalya’da yaşanılan gerçek bir olayı anlatır. 1969 yılında Milano’da patlayan bir bombadan dolayı suçlu olmadığı halde sorgulanan bir sosyalist demir yolu işçisi, faşist polisler tarafından polis merkezinin penceresinden aşağıya atılarak öldürülür. Yaşanılan bu olayı intihar olarak adlandıranlar tam dosyayı kapatmak üzereyken, bir deli çıkagelir, kendisini İçişleri Bakanlığı Müfettişi olarak tanıtır, yaşanılan kaostan faydalanıp polisleri birer birer sorgulamaya başlar. Komediyle karışık siyasi fikirlerin yargılandığı bu süreç devlet mekanizmasının korkutucu yüzünü ortaya çıkarır.

İlham Yazar, Füsun Demirel çevirisini sahneye uyarlarken, basit bir delinin devrim yapmasını adım adım takip ediyor. Sürecin analizini akıllıca değerlendiren yönetmen, ekip başarısını konunun içinde gizli kalan ayrıntılarla sağlamış. Mesela polis şefine kattığı mizah, işçiyi sorgulayan faşistlerin içine düştüğü panik hali, aptal polis betimlemesi çok iyi tespit edilmiş. Deliyi canlandıran Ali Eyidoğan’ın mükemmel yorumu oyunu baştan sona sürüklüyor. Bitmek bilmeyen enerjisi ile ekibi peşine takan oyuncu, sahnede anlatılan konuyu kara mizah görüntüden gerçek bir komediye doğru çekmiş. Devrim Özder Akın’ın polis müdürüne kattıkları, H. Tolga Tümer ile M. Alp Sunaoğlu’nun faşist polis görüntüsü oyunun başarısını tırmandırıyor. Karakterlerin çaresizliğini aktarırken ortaya konulan yüksek tempo seyirciyi sahneye bağlı tutuyor. Ayrıca konu içindeki günümüz Türkiye’sine yapılan göndermeler, son dönemde yaşadığımız siyasi olayların geçmişle nasıl benzerlik gösterdiğini kanıtlamış. Murat Gülmez’ in dekor tasarımı iyi bir düşüncenin ürünü; ama Tülay Kale Yılmaz’ın kostüm çalışmasını beğendiğimi söyleyemem. M. Alp Sunaoğlu’nun üstündekiler iki binli yılların elbisesiyle uyum içinde.

Eskişehir Şehir Tiyatroları, genç kadrosunun verdiği enerjiyi doğru kanallarda kullanıyor. Bir seri halinde süren Dairo Fo oyunlarının devam etmesi gerekir. Bu başarıyı gördükten sonra ekibin bir başka Dairo Fo oyunu olan ‘Klakson Borazanlar ve Bırtlar’ eserini oynaması güzel olur. İstanbul sahnelerinin özlemini çektiği ‘politik tiyatro’ Eskişehir’den esen rüzgarla geliyor. ‘Bir Anarşistsin Kaza Sonucu Ölümü’ nü mutlaka izleyin.

Sanat Haberlerimiz

 



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız:


4 + bir =

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>