Kent Oyuncuları’nda: ‘İyi Geceler Desdemona, Günaydın Juliet’

Üstün Akmen

Kent Oyuncuları, Kanadalı Oyun Yazarı ve Romancı Ann-Marie MacDonald (1958)’ın 1988 yılında yazdığı ve Balam Kenter’in titizlikle dilimize kazandırdığı “İyi Geceler Desdemona, Günaydın Juliet” başlıklı oyunu sahneliyor.

Tiyatro tarihinin efsane yazarı Shakespeare (1564-1616)’in 450. doğum yıl dönümünü kutlamak amacıyla sahnelenen bu eğlenceli oyun, Shakespeare’in en tanınan iki tragedyası “Romeo ve Juliet” ile “Othello”yu bilinenden çok farklı bir bakış açısıyla irdeliyor. Eserin Kent Oyuncuları tarafından Kadriye Kenter yönetimindeki yorumundaysa müziklerinden kostümlerine, kurgusundan oyunculuğuna kadar zekice işlenmiş bir komedi ortaya çıkarılıyor.

Kenter’in Rejisi

Ann-Marie MacDonald’ın feminist bakış açısıyla Shakespeare’in kadın karakterlerini ön plana çıkartarak; aşk, nefret, kıskançlık, öfke, ihanet, kullanılmışlık gibi duyguları trajikomik bir şekilde ele alması hayli ilginç. Yazarın tiyatro dili oldukça karmaşık, ama seçtiği temanın temelinde yaratıcılık var. Çözümlemede de MacDonald’ın oyun yazma tekniği dikkat çekiyor. Metnin tamamı okunduğunda (ki okudum) yazarın tiyatro tekniklerini, sahne yapısını, oyunculuğu, rejiyi, kısacası tiyatronun öğelerini iyi bildiği de ayan beyan anlaşılıyor.

Kadriye Kenter, metni sahneye uyarlarken metinsel ve sahnesel iki olguyu birbirleriyle çarpıştırmayı denememiş. Dolayısıyla Ann-Marie MacDonald ile kendi çalışması arasında yapısal bir türdeşlik bulma amacını da gütmemiş. Bunun yerine metin ile sahneyi, sahnelemenin seyirci açısından gerçekleştirdiği özgül düş gücüyle yaratılmış süreçleri açısından kıyaslanan bir kuram kurmuş. Yazara aracılığını, önce dramaturgi analizi ve okumayla yapılandırmış, sonra da sahnesel yerleştirme yoluyla betimlendirmiş.

Pek iyi etmiş.

Yaratıcı Kadro

Kenter Atölyesi’nde kotarılan dekor işlevsel. Atölye mekan yaratmamış, oyuncunun kabullendiği, kavrayabildiği, yabancılık çekmediği, hareketlerini kısıtlamadığı bir ortam kurmuş. Kingston’daki Queens Üniversitesinde Asistan Profesör Constance Ledbelly’nin ofisinin ikinci perdede yatak odasına dönüşümü yaratıcı bir düşünce.

Sadık Kızılağaç, çok başarılı… Kostümlerini oyuncuyla pek güzel bütünleştirmiş. Oyuncu kostümü ile bütünleşince, karakterini yaratması kolaylaşmış.

Marina Gökçe’nin koreografisi iyi…

Serpil Günseli’nin müziği, izleyicinin oyundaki duygusal etkiyi daha bir duyumsamasına “vesile” oluyor. Oyunda ortaya çıkan kimi temaların gösterilmesinde, desteklenmesinde, keskinleştirilmesinde, zenginleştirilmesinde Günseli’nin mutlak katkısı var.

Haaa! Bu arada, tiyatroda ifadenin en önemli araçlarından biri olan maskeleri ve butaforlarıyla Cecile Alexandre’ın oyuna katkısını da unutmamak gerek.

Cemal Baykal’ın ışık tasarımının eleştirilecek, çimdiklenecek yanları var, ama…

Neyse!

Oyunculuklar

Romeo, Iago ve Hayalet’te Serkan Altıntaş karakterlere devinim ve diksiyon hakimiyeti sayesinde yerinde sözceleme durumları tasarlayarak can katarken, ilerisi için umut fidelendiriyor.

Othello, Profesör Claude Night, Tybalt, Juliet’in Dadısı’nda Osman Kot’un sese ve harekete dayalı oyunculuğu iyi. Kot,  duygularını, isteğini ve aklını ateşleme yeteneği olan bir oyuncu.

Ebru Soyuerden hiç ama hiç kuşkum yok ki, Desdemona’nın, Ramona’nın, Mercutio’nun, hatta Hizmetkâr’ın bilinçlerinin ve davranışlarının mantığını derinlemesine incelemiş. Karakterlerin bilinçlerinin ve davranışlarının saklı katmanlarına ulaşmak için, oyunun bünyesindeki tüm işaretler yöntemini gerçekliğe ulaştırmış. Durmuş oturmuş, kendine özgü tiyatro diliyle iz bırakıyor ve de alkışlanmayı hak ediyor.

Tuğçe Şartekin Karasu’nun Juliet, Julie ve Kıbrıslı Asker olarak sahne üzerindeki devinimi ete kemiğe büründürdüğü karakterlerin gerçek hayatlarındaki gibi, sürekli yükselen arzular, özlemler, aksiyona çağrılar ve onların içsel ve dışsal aksiyonlarda tüketimlerinden oluşuyor.

Kenter’in Oyunculuğu

Sıra Kadriye Kenter’in oyunculuğuna geldiğinde, Lee Strasberg’den bir alıntı yapmak istiyorum.

Strasberg: “… oyuncunun tekniğinin temel sorunu kendiliğinden gelen duygulanımların güvenilirsizliğidir” diyor.

Yani oyuncu için önemli olan, duygulanımların iç egemenliğinden çok, yorumladığı duygulanımların izleyici tarafından okunabilir olması.

Esas bu!

Kadriye Kenter, gerçek yaşamdakinin aynısı olan duygulanımların yakalanmasını, dolayısıyla duygulanımlarının yarı “isteksiz” olarak dışa vurmasını gerekli görmemiş. Nitekim duygulanımlarını kimi kez kendi özel oyunculuk biçemi içinde kodlamış, listelemiş ve kategorize etmiş.

Kadriye Kenter’i bu oyunda Constance olarak izlerken, seyirci, resmedilen karakterin içsel-ruhsal imgelerini veren tutkuları üretenin, aynı türden bireysel malzemeler olduğuna tanık oluyor.

Kadriye Kenter’in oyunculuğunu eminim (alkışlar, ışıklar içinde uyuyası) Müşfik Kenter (1932-2012) de izliyor, uzaklarda da olsa mutluluk duyuyor.

Evrensel



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız:


− 5 = iki

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>