Ferhan Şensoy: 90’lar 68 Kuşağının 40 Sene Sonra Gelen Uzantısıdır

radikal[Radikal blogda yayınlanan, Gülizar Şahin'in Ferhan Şensoy ile yaptığı röportajı paylaşıyoruz.] Ferhangi Şeyler, Ferhan Şensoy’un 7 Mart 1987′den beri aralıksız oynadığı tek kişilik gösterisi. Şensoy, bu oyunda gündelik olayları kendince, mizahi bir dille değerlendiriyor. Çok güzel keyifli bir monolog.   Tek kişilik bir oyun değil belki de; ev sahibesi Orkinos Hanım, avukat Tayfun, mahalle bakkalı, bakkalın  çırağı, güncel politikacılar, devlet yöneticileri, hepsi her an varlıklarını hissettiriyorlar. Baştan sona ilginç ve komik sürprizlerle dolu kurgusu  oyuna gösterilen ilginin uzun yıllardır hiç azalmamasında önemli bir etken. Biz de oyun öncesi  Ferhan Şensoy’la bir söyleşi yapalım dedik.

Birazdan yazıp yönettiğiniz ‘Ferhangi Şeyler’ isimli oyunu izleyeceğiz. Oyun 26 senedir oynanıyor ve ülkemiz için bir rekordur bu. 1755. kez oynayacaksınız.  Birden fazla kuşağın hafızasında yer edinen bir eser. ‘Ferhangi Şeyler’ kasetleriyle büyüyenler, ev sahibi Orkinos  Hanımla, bakkalın çırağı Tayfun karakterleriyle kendini özdeşleştirenler, Boris Vian’ı , Albert Camus’u bu oyunla tanıyanlar. Türk tiyatro tarihinde büyük bir yeri olan bir oyun..  Nasıl doğdu Ferhangi Şeyler??

Ferhan Şensoy: Ferhangi Şeyler özel bir durum. Belki de bu bir rekordur. Ben öyle bir araştırma yapmadım. Bir oyun 26 yıl aralıksız 1755. kez oynanıyor. Hatta yarın 1756 olucak. Bu çok önemli bir şey. Ferhangi Şeyleri bugüne taşıyan bir sürü etmen var. Ben başladığımda böyle bir şeyi tahmin etmezdim ki kimse de edemez. O zamanlar çok sıkışıktı tiyatro. ‘İçinden Tramvay Geçen Şarkı’yı oynuyorduk 1987′de. Hümeyra, Grup Gündoğarken hepsi var tramvayda. Televizyon çekiminde at arabasından düştük birbirimizin üstüne. Hümeyra’ya doktor tiyatro izni vermedi, oynayamaz dedi. İçinden Tramvay Geçen Şarkı  birden kalktı. Arkasından ‘Uzun Müzikal Yangını’.. Ki o oyun da kalktı. Biz iki taraftan bilet iade etmek zorunda kalan bir tiyatro  durumuna düştük. Batıyor tiyatro!! Tek çaresi 10 gün içinde  bir oyun ilan edip hemen biletini satmaya başlamak gerekiyordu. On gün içinde olabilecek bir tek şey benim tek başıma yapabileceğim bir şeydi. Biraz kendimi suya attım ve bu Uzun Müzikal Yangını’ndan sonra izleyici Ortaoyuncular’la bütünleşti. Birdenbire Küçüksahne’de oyun, ki 279 dur koltuk adeti.. 7 Mart.. Kar kıyamet İstanbul. Öyle kar görülmemiş. Beyoğlu’nda trafik var o zaman. Kardan dolayı trafik kapanmış. Gazoz kasasının üstünde insanlarla 300 kişiden fazla sayıyla başladık ve ondan sonra tiyatroyu sırtında taşıyan bir oyun oldu. Yani hesapta olmayan bir seydi. Nasıl doğdu Ferhangi Şeyler diye sorduklarında ben hep şunu söylerim: Sezeryanla doğdu!! Öyle bir çocuk hazır değildi.

Hayatın hızla değiştiği bir dünyada yaşıyoruz. Teknoloji değişiyor, insanlar , siyasetçiler akımlar değişiyor. Yaşam şartları da öyle. Peki  Ferhangi Şeyler’de neler değişti? Bu güncellemelerde nelerden besleniyorsunuz?

Şensoy:  Güncelleme dediğiniz oyunun ikinci perdesinin  yarım saati bugünün gazeteleri. Ben iki üç saat gazete çalışıyorum. Oyunu belki de bu kadar yıl taşıyan, tekrar tekrar izlenmesini sağlayan da budur. Mesela şöyle izleyiciler var; gazeteler bittikten sonra çıkıyor gidiyor. Orayı seyretmeye geliyor.

Oyunu 15. 16. Kez izleyen insanlarla tanıştım. Hatta 26.sını bekleyenler de var. Bir nevi gündemi oyunla takip edenler..

Şensoy: Evet evet.. O tarz izleyicilerimiz de var. Bunun içinde tabiki doğaçlama da var.

Bazı sanatçılar son zamanlarda tiyatroda büyük bir ilerlemenin olduğunu düşünüyorlar. Özellikle Beoğlu ve çevresinde sevindiren gelişmelerin olduğunu söylüyorlar. Mekan sıkıntısını en aza indirmeye çalışıyorlar. İnsanlar oyun izlemek için mahsenlere giriyorlar, çatılara çıkıyorlar. Hatta Beyoğlu’nun arka sokaklarında kaybolanlar bile var. Özellikle bu genç sanatçıların uğraşı tiyatroyu yeniden mi canlandırıyor? Bu yeniden doğuş mudur?

Şensoy: Hayır. Tabiki olmaları güzeldir. Ama bu sözünü ettiğiniz tiyatrolar bir odada oynayan 20 30 kişilik salonlarla biz doluyuz diyerek başarılı olduklarını düşünüyorlar seyirci açısından. Bizim tiyatromuz 550 kişi. 30 kişi gelince biz oynayıp oynamamakta tereddüt ediyoruz. Yani onlar dolu o salonlar dolu dediğiniz yerler tiyatro salonu değil. Dediğiniz gibi bir mahsen, bir çatı katı, bir apartman dairesinin köşesi gibi. Olmasın demiyorum. Bunlar avangard kişilerdir ve olmaları gerekir. Türkiye‘de genel anlamda tiyatronun ciddi bir seyirci kaybı vardır. Son on yıl aşağı doğru giden bir ok vardır. Bir apartman dairesinin dolması tiyatroda bir hareket var duygusunu getirmemelidir.

Nicel bir artış yok diyorsunuz yani..

Şensoy: Evet. Böyle genç avangard tiyatrolar var. Olsunlar. Bu Türk tiyatrosuna katkıdır ama izleyici yok sorunu çözülmüş değildir.

Son zamanlarda sanata ve sanatçıya karşı inanılmaz bir sınırlama getirildi. Şuan bu duruma karşı bir başkaldırı var. Gezi parkı direnişiyle başlayıp Türkiye’ye hatta dünyaya yayılan bir durum söz konusu. Hatta dün (6 Haziran) sanatçıların bir yürüyüşü oldu Taksim’de. Bu direnişin insanlara, sanata, sanatçıya ne gibi etkisi olacak sizin görüşünüze göre?

Şensoy: Burada çok özel bir hareket var. Sadece sanatçı değil, futbolcusu işçisi öğretmeni herkes birleşmiş durumda. Bir politik grubun örgütlenmesi değil. Politikler de var, apolitikler de var. Bu halkın birdenbire yeter demesidir. Bu Türkiye’ye önemli şeyler getirecektir. Dipten gelen dalganın Türkiye’de birşeyleri sarsacağına inanıyorum. Böyle bir umudum kalmamıştı, kötümser bakıyordum ufka. Bu bir ışık oldu.

Bu durum da bir nevi sezeryanla mı doğdu?

Şensoy: Birilerinin dediği gibi kesilen çalıdan ince üç ağaççık değil bu olay. O bardağı taşıran son damla oldu. Halk yeter dedi. Bir şemsiyenin altında Türk  halkının buluşmasıdır. Herkes var bu şemsiyenin altında ve güzel olan da budur.

 Sanat ve eğitim ayrılmaz bir bütündür. Bu sebeple eğitim camiasıyla bu oyunu buluşturmak istedik. Eminim çok da beğenilecek. Geldiğiniz için çok teşekkür ederiz. Son bir sorum olacak. Bu süreçte  öğretmenlere bir mesajınız var mı? Sizce bize ne gibi görevler düşer?

Şensoy: Var tabiki. Bugün Gezi Parkı’ndaki gençlik aşağı yukarı 90′lar kuşağı. 90′lar kuşağında böyle bir patlama var. Arkadan gelen kuşakları yetiştirirken siz de ihtimam gösteriniz. Gösteriyorsunuzdur da eminim. Bazı şeylerin altı çizilmeli yeni kuşaklara birseyler anlatılırken.

Mesela?

Şensoy: Onları siz daha iyi bilirsiniz. Hangi dersi verirseniz verin çocukların uyanık olamaları gerekiyor. Ki zaten çok da uyanıklar. Bu sürecin onlara iyi anlatılması lazım. Bir nevi bu kuşak 40 sene sonra 68 kuşağının  uzantısı durumundadır. Gençlerde çok güzel bir uyanış var ve eminim çok da güzel şeyler başaracaklardır. Bu durumda öğretmenlere çok önemli görevler düştüğüne inanıyorum.

Radikal Blog

Yorum


işlemi tamamlayınız:


7 + = onbir

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>