Türkiye’de Oyunculuğun Politik Ekonomisi-III

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Sacit Hadi Akdede

Giriş

Bu yazı ile “oyunculuğun politik ekonomisi” yazılarına uzun bir aradan sonra tekrar dönmüş oluyoruz. Geçen sene başladığımız, çeşitli vesilelerle araya başka yazıları katmak zorunda kalarak ara verdiğimiz, daha önceki iki yazıda “Kazanan parsayı toplar” durumunun tarifini, oyuncuların istihdam alanlarını, oyunculuğun kapitalizme entegre olma biçimlerini, tiyatroların hem fiziki mekân olarak daha az koltuklu salonlara “sıkıştığını” hem de daha az oyuncu gerektiren metinlerin sahneye konması bakımından küçülmeye başladığını, daha birçok önemli konuyu teorik ve aynı zamanda empirik olarak da bulabildiğimiz veriler aracılığı ile incelemeye çalışmıştık. Bu yazıda ise geçen ay uygulamaya koyduğumuz, bir ay boyunca uygulanan ve hâlâ uygulamada olan bir oyuncu anketinin verilerini kullanarak, oyunculuk alanının iktisadi yapısına ilişkin bazı gözlemler, çıkarımlar yapacağız.  Diğer bir ifade ile bu yazıda oyuncu anketinin verilerinin genel, toplulaştırılmış yorumları yer alacaktır. Temel sorun şudur: Her türlü medya ve kültür endüstrisinin boş zaman tüketimini domine ettiği bir çağda diyelim, tiyatro sanatı ve tiyatro oyunculuğunun geleceği, en azından yakın dönemdeki geleceği, nasıl şekillenecek…Bu soruya bir sonraki yazıda daha çok yer vereceğiz.

Bu yazıda öncelikle, oyuncuların istidam biçimleri ele alınacaktır.  Gelir düzeyleri, kendi aralarındaki gelir dağılımı, sosyal güvenlik koşulları gibi konular sonraki yazılara kalacaktır.  Hemen vurgulayalım ki anketi oyunculukla ilgili birçok platformda uygulamamızın sonucu olarak 176 oyuncu anket doldurmuş durumdadır. Ankette daha önce en az iki farklı oyunda ya da dizi veya filmde diyaloglu oyuncu olarak rol almak koşulu olduğundan, anket uygulanan oyuncu havuzu bu anket için olması gerektiği gibi küçültülmüş oluyordu. Sonuçta, bu yaptığımız tarife uygun oyuncular havuzdan 176 oyuncunun anket doldurması, istatistiksel çalışma için uygundur. Anketi dolduran 176 oyuncudan 136 oyuncu İstanbul ve ilçelerinde ikamet etmektedir. Bu durum İstanbul’un kültür üretimi açısından ne kadar önemli olduğuna ilişkin önemli bir sinyaldir.  Yazarlar ve şairlere ilişkin devam eden başka bir çalışmamızla kümelenme açısından benzerlik göstermektedir. Anket dolduran oyuncular, her ankette olduğu gibi, her soruya yanıt vermek durumunda değildiler.

Öncelikle buradaki çıkarımlarımızın doğrulamaya ya da yanlışlamaya çalıştığı bir hipotez şimdilik yoktur. Şimdilik ibaresini kullanmamızın nedeni bu yazıda neden-sonuç ilişkisi ortaya koyabilecek regresyon analizlerine yer verilmemiştir.  Regresyon analizleri sonraki yazılarda yer alacaktır. Bu yazıda genel olarak betimleyici ya da tanımlayıcı istatistik denen istatistiklere yer verilecektir; ayrıca ankete katılan oyuncuların bazı sorulara verdiği yazılı yanıtlar veya yorumlar bazı başlıklar altında kümelenecek ya da sınıflanacaktır. Diğer bir ifade ile bu yazıda oyunculuğun iktisadi yapısına ilişkin kabaca bir resim çekilecek ve bu resmin niye böyle olduğu konusunda fazla yorumda bulunulmayacaktır.  Bu kabaca çekilen resmin bile birçok kişiye, sanatçılara, oyunculara, kültür meseleleri ile ilgilenenlere bazı sorular sordurtması çok muhtemeldir.

İstihdam Durumu

Anketi yanıtlayan oyuncuların istihdam açısından hemen ilk göze çarpan durumlarını aşağıdaki gibi sıralamak mümkün.

Anketi yanıtlayanların yüzde 53’üne yakını (92 oyuncu) özel tiyatrolarda oyuncu, 23 oyuncu da bir özel tiyatronun sahibi (Bu oyuncuların çoğu kendi tiyatrosunda oyunculuk yapıyor) olarak görünüyor. Burada özel tiyatro sahipliği fiziki bir tiyatro binası/mekânı sahipliği ve kiracısı olarak değil de (Öyle durumlar da olmasına karşın), tiyatro grubunun kurucusu, yasalar önünde temsilcisi ya da vergi mükellefi olarak düşünülmelidir.  Anketi yanıtlayanlardan 11 oyuncu kadrolu şehir (7 oyuncu) ya da devlet (4 oyuncu) tiyatrosu oyuncusudur. Ayrıca 6 oyuncu proje bazlı ya da sözleşmeli devlet (3 oyuncu) ya da şehir tiyatrosu oyuncusu (3 oyuncu) olarak çalışmaktadır. 17 oyuncu mevcut durumda bir dizi/TV/sinema yapımında rol alıyorlar. Geriye kalan oyuncuların çoğu ne tiyatroda ne de TV/dizi/sinemada düzenli oyunculuk yapabilecek fırsatı ya da ortamı bulabilmiş değildir. Çok sayıda oyuncu düzensiz olarak ikinci veya üçüncü işlerde çalışmaktadır. Oyunculuk dışında ikinci iş yapan oyuncuları ya da son zamanlarda oyunculuk işi bile bulamamış oyuncuların yaptıkları işleri genel olarak aşağıdaki gibi sınıflamak mümkündür.

  1. Sanat ve Medya ile Bağlantılı İşler

Eğitmenlik ve Akademik Çalışmalar: Drama öğretmenliği, tiyatro eğitmenliği, yaratıcı drama eğitmenliği, akademisyenlik, konservatuvar öğrencisi hazırlama

Seslendirme ve Dublaj: Seslendirme sanatçılığı, dublaj yönetmenliği

Yazarlık ve Yönetmenlik: Oyun yazarlığı, tiyatro yapımcılığı, yönetmenlik

Performans Sanatları: Kuklacılık, sirk sanatları, dansçılık ve dans eğitmenliği, mim, canlı heykel performansları

Müzik: Müzisyenlik, koro şefliği, müzik öğretmenliği, ses tasarımı

Medya ve Yayıncılık: Spikerlik, sunuculuk, gazetecilik, sosyal medya yöneticiliği, yayıncılık

  1. Hizmet Sektörü ve Geçim İçin Yapılan İşler

Gıda ve Turizm: Barista, garsonluk, aşçılık, restoran işletmeciliği, otelcilik

Satış ve Müşteri Hizmetleri: Satış temsilciliği, kasiyerlik

Diğer Hizmetler: Özel güvenlik görevlisi, şoför, temizlik görevlisi, barmenlik

  1. Serbest Çalışma ve Kendi İşleri

Freelance ve Ticaret: Serbest çevirmenlik, grafik tasarım, video editörlük, ticaret, organizasyon işleri

Girişimcilik: Küçük işletme sahipliği, sanat girişimi yönetmek, kişisel yaşam mentorluğu

  1. Farklı Sektörlerde Çalışanlar

Sağlık Sektörü: Radyoloji teknisyeni, diyetisyen

Emlak ve İnşaat: Gayrimenkul danışmanlığı, inşaat sektörü

Teknoloji: Bilgisayar mühendisliği

  1. Oyunculuk Dışında Alternatif İşler Aramak Zorunda Kalanlar

Günlük ve Düzensiz İşler: Kuryelik, taksicilik, günlük işler

Kamera Arkası Çalışmalar: Işık ve ses tasarımı, reji, kostüm ve aksesuar tasarımı, prodüksiyon işleri

Anketi yanıtlayan oyuncular “kazanan parsayı toplar” grubunda olmayan oyunculardır çünkü 176 oyuncunun zaten 100’e yakını özel tiyatroda oyuncudur. Öncelikle “kazanan parsayı toplar” (winner-takes-it-all) durumunun ne demek olduğunu hatırlamak yararlı olabilir. Bazı mesleklerde ya da sektörlerde o sektörde yaratılan gelirin çok büyük bir kısmını çok az sayıda insan elde ederken, neredeyse çalışanların çoğu geriye kalan çok az geliri kendi aralarında paylaşırlar. Diğer bir ifade ile ortalama gelir, ortanca (medyan) gelirden çok yüksektir. Bu durum kapitalizmin tipik özelliğidir ve birçok sektörde böyle bir yapı görülmektedir. Buna ek olarak, kendi aralarında gelir dağılımı en bozuk olan alan da sanat sektörüdür. Sanat alanları içinde de oyunculuk ve popüler müzik şarkıcıları başı çekmektedir. Bunların nedenleri daha önceki iki yazıda dile getirildiği için burada üzerinde daha fazla durulmayacaktır. Anketi dolduran oyuncular “kazanan parsayı toplar” grubunda değildir çünkü daha sonraki yazılarda da ayrıntılı göstereceğimiz gibi, anketi dolduran oyuncuların ortalama gelirleri medyan gelirin çok üstündedir. Türkiye’deki özel tiyatroların çoğunun prodüksiyon tiyatrosu olduğu düşünülürse bu oyuncuların gelirlerinin sürekliliği risk altındadır.  Anketi yanıtlayanlardan sadece 11 oyuncu ödenekli tiyatrolarda kadrolu oyuncudur. Bu durumda oyuncuların çoğunun çok büyük riskler alarak, fedakârlıklar yaparak mesleklerini sürdürmeye çalıştıklarını söylemek yanlış olmayacaktır.  Genel olarak, oyuncuların büyük bir kısmının sadece oyunculuk yaparak geçinemediği, ek iş olarak sanata yakın meslekler veya tamamen farklı sektörlerde işler yapmak zorunda kaldığı anlaşılıyor. Sanat ve medya sektörüyle bağlantılı işlerde olanlar da var, ancak hizmet sektörü veya freelance işler gibi geçim odaklı ek işlere yönelenlerin sayısı da oldukça fazla.

Birçok oyuncu düzenli olarak oyunculuk mesleğini icra edemediği için, acaba aranan oyuncu olmanın özellikleri nelerdir gibi bir soruyu sormayı anlamlı bulduk. Sorulara verilen yanıtları aşağıda çizilen şekiller yardımıyla göstermek mümkündür.

Türkiye’de aranan bir oyuncu olabilmek için aşağıdaki özelliği 1-10 arasında (1: Hiç önemi yok, 10: Çok önemli) derecelendiriniz. Fiziki görünüm (Güzel ya da yakışıklı olmak)

Şekil 1 Fiziki görünüm (Güzel ya da yakışıklı olmak)

Yukarıda şekil, fiziki görünümün aranan bir oyuncu olmakta ne kadar önemli olduğuna ilişkin ankete katılan oyuncuların kanaatini göstermektedir.  Şekilden hemen anlaşılıyor ki ankete katılan oyuncular, güzel ya da yakışıklı olmanın bir oyuncuda aranan çok önemli bir özellik olduğunu vurgulamaktadır.  Böyle bir bulgunun altında yatan temel faktör olarak kültür endüstrisinin, kapitalist üretim modelinin etkilerini tartışmak başka bir yazının konusu olacaktır.

Şekil 2 Yetenekli olmak

Bu şekil de yetenekli olmanın çok önemli olmadığını göstermektedir.

Şekil 3 Oyunculuk eğitimi almış olmak

Bu şekil de oyunculuk eğitimi almış olmanın neredeyse hiç önemli olmadığını göstermektedir.  Bütün bu bulgulara karşın, oyunculuk bölümlerinin dolması, ayrıca özel oyunculuk okulları ya da kurslarının varlığı ve bunların talebinin yüksek olması gene kültür endüstrisinin, kapitalist üretim modelinin etki gücünün ne kadar büyük olduğunu göstermektedir. Bu konuların teorik tartışması başka yazılara kalacaktır.

Türkiye’de aranan bir oyuncu olabilmek için yukarıda belirtilen özellikler dışında, varsa belirtmek istediğiniz noktaları belirtiniz sorusuna verilen yanıtları aşağıda birkaç başlık altında topladım. Bu başlıklar altındaki ifadeler oyuncuların ifadeleridir.  Birçok ifadeyi aynen aldım.

  1. Sosyal Medya ve Popülerlik

Takipçi sayısının fazla olması

Sosyal medya fenomeni olmak

Medyatik olmak

YouTuber olmak

Skandallarla gündeme gelmek

Medya ve PR gücünün olması

Basın danışmanı desteği almak

  1. Çevre ve Bağlantılar

Yapımcı ve yönetmenlerle yakın ilişkiler

Cast direktörleri ve menajerlerle bağlantılar

Belirli networklere dahil olmak

Tanıdıklar ve güçlü bir çevreye sahip olmak

Ünlü oyuncularla veya sektör içinden insanlarla iyi ilişkiler kurmak

Etkinliklere katılarak görünür olmak

  1. Torpil ve Ayrıcalıklar

Yapımcı, yönetmen veya cast direktörleriyle kişisel ilişkiler

Belirli bir zümreye veya cemiyete ait olmak

İktidar tarafından kollanmak

Varlıklı olmak ve maddi güce sahip olmak

Sektörde söz sahibi ailelerden gelmek

Çeteleşmiş menajerlerden birine bağlı olmak

  1. Yetkinlikten Çok İmaj ve Uyum

Yakışıklı veya güzel olmak

Belirli bir imaja sahip olmak

Halktan kopuk bir yaşam tarzı sürmek

Yönetmen ve yapımcılara uyum sağlamak

Ortama göre şekil almak ve gerektiğinde etik dışı olaylara sessiz kalmak

  1. Piyasanın Yapısı ve Adaletsizlikler

Tekelleşmiş menajerlerin kontrolü

Bağımsız tiyatrolarda düşük kazançlar

Fırsat eşitliğinin olmaması

Yeteneğin ve eğitimin ikinci planda kalması

Çalışkanlık ve disiplinin genellikle göz ardı edilmesi

Genel olarak, yanıtlar oyunculuk sektöründe yetenekten çok bağlantılar, sosyal medya gücü ve kişisel ilişkilerin belirleyici olduğunu gösteriyor. Özellikle ekran önü oyunculuğunda popülerlik ve çevre/bağlantıların önemi vurgulanırken, sahne sanatlarında daha fazla yetenek gerekliliğinden bahsedilmiş.

Bazı anket sorularına verilen yanıtların ayrıntılı incelenmesine geçmeden önce ( O tür incelemeleri daha sonraki yazılarda yapacağımızı daha önce vurguladığımızı hatırlatarak), ankete katılan oyuncularının, oyunculuk ve sahne sanatları sektöründeki temel sorunlara ilişkin dile getirdiği görüşleri aşağıdaki başlıklar altında özetlemek mümkündür. Burada bu özet, anket sonunda katılımcılara, “belirtmek istediğiniz başka hususlar varsa yazınız” başlığı altındaki alana yazılan görüşlerin sınıflandırılmasından oluşmaktadır. Katılımcılar bu alana bazen bir cümle bazen de iki üç cümle ile katkıda bulunmuşlardır.  Doğal olarak bu görüşlerin hepsini buraya almak mümkün olmasa da genel bir kümelenme yapmak mümkün olmuştur.

1.Tekelleşme ve Adaletsizlik

Oyuncu seçimlerinde belirli bir kesimin sürekli tercih edilmesi, yetenekten çok imaj ve siyasi duruşun öne çıkması eleştiriliyor.

Menajerlik ve cast sisteminin adil olmadığı, sektörün dar bir çevrede döndüğü vurgulanıyor.

2. Çalışma Koşulları ve Emek Sömürüsü

Oyuncular, audition süreçlerinde yönlendirme eksikliği yaşadıklarını, yönetmenlerin bile ne istediğini bilmediğini ifade ediyor.

Örneğin bugün ilan edilip hemen ertesi gün istenen auditionlar gibi zorlu çalışma koşulları eleştiriliyor.

Tiyatro oyuncularının sigortasız çalıştığı, düşük gelirle hayatta kalmaya çalıştıkları belirtiliyor.

3. Sektörün Yapısal Sorunları

Türkiye’de senaryo üretiminin kısır döngü içinde olduğu, orijinal projeler yerine uyarlamalara ağırlık verildiği belirtiliyor. Uyarlamalara ağırlık verilmesi kimi oyuncular tarafından eleştiriliyor.

Kültür ve sanat politikalarının eksikliği, tiyatroya ayrılan bütçenin yetersizliği dile getiriliyor.

4. Sendikadan Beklentiler

Sendikanın daha kapsayıcı olması, yalnızca belirli grupları değil tüm oyuncuları desteklemesi talep ediliyor. Bu ifadeden belirli gruplar diye ifade edilen grupların kimler olduğu verilen yanıtlardan çok net bir biçimde anlaşılmıyor.

Konservatuvar mezunlarına ve sektörde yeni olan oyunculara daha fazla fırsat sağlanması isteniyor.

5. Kariyer ve Geçim Zorlukları

Birçok tiyatro oyuncusu maddi olarak ailelerine bağımlı yaşadıklarını ve temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlandıklarını belirtiyor.

Yetenekli oyuncuların iş bulamaması, geçinebilmek için farklı meslekler yapmak zorunda kalması büyük bir problem olarak görülüyor.

Bu eleştiri, sektördeki oyuncu seçim süreçlerinin adil olmadığına dair yaygın bir algıyı yansıtıyor. Anket katılımcıları, oyuncu seçimlerinde yetenek ve eğitimden çok belirli bir çevreye mensup olmanın, popüler bir imaja sahip olmanın veya siyasi görüşlerin etkili olduğunu belirtiyor.

Yukarıdaki tekelleşme ve adaletsizlik maddesinde belirtilen sorunlara daha yakından baktığımızda ve dile getirilen ifadeleri biraz daha ayrıntılı incelediğimizde de aşağıdaki gözlemlere ulaşıyoruz.

a. Tekelleşme ve Dar Çevre Sorunu:
Oyuncular, belli başlı yapımcılar, yönetmenler, cast direktörleri ve menajerler tarafından şekillenen bir sistem içinde olduklarını düşünüyor. Bu sistemde:

-Aynı yüzlerin tekrar tekrar ekranda görünmesi, yeni ve yetenekli isimlerin kendilerine yer bulmasını zorlaştırıyor.

-Bağlantılar ve sosyal çevrenin rolü, yetenekten daha öncelikli hale geliyor.

-Cast direktörleri ve menajerler arasındaki ilişkiler, bazı oyuncuların sürekli olarak projelerde yer almasına neden oluyor.

b. İmajın ve Medyatik Olmanın Önemi:
Ankette dile getirilen en büyük sıkıntılardan biri, oyuncu seçimlerinde yeteneğin ikinci   plana atılması:

-Sosyal medyada popüler olmak, televizyon ve dijital platform projelerinde rol almak için bir ön koşul haline gelmiş durumda.

-Oyunculuk yeteneğinden çok dış görünüş ve ‘pazarlanabilir’ bir imaj, casting süreçlerinde belirleyici oluyor.

-Belirli bir imajı koruyarak sektörde kalabilme baskısı, oyuncuların mesleklerini icra ederken zorlanmalarına yol açıyor.

c. Siyasi Görüşün Etkisi:
Bazı katılımcılar, oyuncu seçimlerinde sadece mesleki niteliklerin değil, kişisel siyasi görüşlerin de belirleyici olduğunu düşünüyor. Bu bağlamda:

-Belirli görüşlere sahip oyuncuların projelerde daha fazla yer bulduğu, diğerlerinin ise dışlandığı ifade ediliyor.

-Sektördeki bu kutuplaşmanın oyunculuk sanatına zarar verdiği, projelerin niteliğini de etkilediği düşünülüyor.

Sonuç olarak
Ankete katılanlar, sektörde fırsat eşitliği sağlanmasını, oyuncu seçimlerinin daha şeffaf ve yetenek odaklı hale getirilmesini talep ediyor. Medya görünürlüğünün ve sosyal çevrenin ön planda olduğu bir sistem yerine, yetenek ve eğitimin belirleyici olduğu bir oyunculuk ekosisteminin oluşturulması gerektiğini savunuyorlar.  Katılımcılar sektördeki adaletsizliklerin giderilmesini, audition süreçlerinin iyileştirilmesini ve sendikanın daha aktif bir rol üstlenmesini talep ediyor. Özellikle sigorta, çalışma saatleri ve oyuncu seçimlerinde şeffaflık konusunda iyileştirmeler bekleniyor.

Bundan sonraki yazılarda oyuncuları gelir düzeyleri, kendi aralarındaki gelir eşitsizlikleri, sosyal güvenlikleri gibi konular incelenecektir.  Bu anketlerden kişisel gözlemim şudur ki, anketi yüksek kazançların elde edildiği söylenen dizi sektörünün oyuncuları tarafından doldurulmamış olmasıdır.  Metin içinde de vurgulandığı gibi anketi dolduranların çok düşük bir yüzdesi TV/dizi sektöründe çalışmaktadır. Bunun böyle olması, bu oyuncuların anket dolduracak zamanlarının olmaması, anketleri ciddiye almamaları, anketlere güvenilmemesi, kişisel bilgilerinin ifşa edilmesi şüphesinden çekinmeleri gibi durumlar olabilir.  Bütün bunların yanında TV/dizi oyuncularının bir kısmının ya da büyük çoğunluğunun artık çok meşhur olmaları ve anket gibi çok “worldly” bir olguyla uğraşmak istememeleri olabilir.

Bu bölüme sonuç olarak yazılabilecek en önemli cümle belki de Oğuz Atay’ın Oyunlarla Yaşayanlar oyununda dile getirilen “…tiyatronun altın devri kapandı…” gözleminin ya da yargısının gerçek olmasının önüne geçilmesi için neler yapılması gerekir konusunda kafa yoran insanlara, kafa yormak isteyenlere yardımcı olacak veriler daha sonraki yazılarda işlenecektir.

27 Mart, İzmir.

Paylaş.

Yazarın bütün yazıları için: Sacit Hadi Akdede

Yanıtla