Sanatçı Ücretleri Tartışılırken Avignon Gösterileri Başladı

Hugh Schofield

Mimesis Çeviri/ “Kesintili çalışanlar” geri geldi! Bu ifadenin ne anlama geldiğini bilmiyorsanız, Fransa’da çok zaman geçirmemişsiniz demektir. İngilizcede “interminent“, Fransızcada ise “ les intermittents du spectacle” olarak anılan bu grup, kökeni Galya İmparatorluğuna kadar uzanan bir kesimi ifade ediyor.

BBC, 25 Temmuz 2014, Çeviri: Dilşad Sağlam

_76472950_photo

Fransa’nın güneyinde düzenlenen Avignon Festivali tiyatroya büyük bir uluslar arası vitrin kazandırıyor

Günümüzde ise bu kesim özel ve oldukça cömert olan işsizlik yardımının tadını çıkaran oyuncu, müzisyen, teknisyen gibi sanat işçileri olarak karşımıza çıkıyor.

Sahip oldukları özel statüyü korumak ve savunmak için zaman zaman düzenlenen protestolarda hakları için haykırarak mücadele veriyorlar.

Biraz ciddiyetsiz bir tabirle, işçi cephesinde “kesintili” bir şekilde olağanüstü oldukları söylenebilir.

O anlardan biri de şu an yaşanıyor. Olay yeri: Avignon Tiyatro Festivali. Sebep: bu işçilerin el üstünde tuttuğu düzenlerine bir kere daha devletin müdahalede bulunma girişimi.

_76473647_photo7Avignon’un en renkli meydanları tiyatro afişleriyle donatılmış durumda

“Para Kaybı”

Festivalin gerçekleştiği üç hafta içinde neredeyse her gün eylemler düzenlendi.

Çok sayıda performans engellendi veya yarıda kesildi ancak tüm bunlara rağmen 2003’te olduğu gibi festivalin tamamen iptal edilmesi ihtimali bertaraf edilerek organizatörlerin en büyük kabusu önlenmiş oldu.

Sosyalist hükümet üyeleri hiç bir gösterime gelmemeleri yönünde uyarıldı, Kültür Bakanı Aurelie Filippetti ise geldiğinde soru yağmuruna tutuldu.

Festival ahalisi, eyleme verdikleri desteği her yerde kırmızı kıyafetler giyerek ve kurdele takarak gösteriyor. Devlet binalarına pankartlar asılıyor.

“Kesintili” statüye karşı çıkanlar ise bunu akıl almaz bir para kaybı olarak görüyor ve bunun kalite kültürünü desteklemeye hiç faydası olmadığını savunuyor.

Finansal Denetim Mahkemesi [Cour des Comptes”; Fransa’nın birtakım devlet ve özel kurum ve kuruluşlarının finansal denetimi ile görevli mahkeme -ç.n.] tarafından yürütülen güncel bir araştırma yıllık maliyeti 1 milyar Euro (793 milyon Pound, 1,3 milyar Dolar) olarak gösteriyor.

Buna ek olarak çalışmanın sonuçları, bu yardımdan yararlanan sadece yüz bin kişi olmasına rağmen bu sayının yıllık tüm Fransız işsizlik sisteminin verdiği finansal açığın üçte birine tekabül ettiğini ortaya koyuyor.

_76504972_photo2Pankartta, kesintili işçilere ödenen ücretin büyük ekonomik faydaları olduğu yazıyor

Bu rakamlar oldukça sıcak tartışmaları da beraberinde getirdi. Ancak yine de, Fransız sanat işçilerinin – sözleşmelerinin doğasından dolayı – dünyada en avantajlı iş düzenlemesine sahip olduğu su götürmez bir gerçek.

“Kesintili“ çalışan kişiler, 10 ayda 500 saatten – yani ayda 50, haftada 12 saat – biraz daha fazla çalıştıklarını kanıtlayabildikleri sürece dokuz aylık işsizlik yardımından faydalanabiliyor. Başlı başına bu yardım diğer isçilerin ücretlerinden bile daha fazla oluyor.

Bu sistem 1930lu yıllarda film piyasasında kısa vadeli sözleşmelerin önünü açmak için planlandı.

1980lere gelindiğinde ise bu düzenlemeden faydalanabilen sadece birkaç bin kişi vardı. Ancak bu sayıda son yıllarda büyük bir patlama yasandı, bunun sonucu olarak maliyetler de aynı oranda yükseldi.

 

“Sürekli çalışıyoruz”

Yararlandıkları imtiyazları haksız kazandıklarını ileri sürdüğünüzde oyuncu ve müzisyenler parlayıveriyor.

Kesintili işçilerin organizasyon komitesinden müzisyen Nathaniel Briegel bu konuda şöyle diyor: “Bir oyun veya konser izlediğinizde, performansın sadece iki -üç saatlik bölümünü görmüş olursunuz, sanatçılar da bu iki-üç saat için ücret alıyorlar.”

“Ancak sahnede gördüğünüz performansı gerçekleştirebilmek için emek harcadığımız onca saati görmüyorsunuz. Kağıt üzerinde 10 ayda 500 saat çalışıyor gibi gözükebiliriz ama aslında sürekli çalışıyoruz.”

“İşimizin özel doğası gereği özel düzenlemelere tabiyiz. Öte yandan böylece çeşitli sanat dallarında yeterli sayıda çalışanın bulunması da sağlanmış oluyor.“

_76472954_photo3

Kesintili işçilerin eylemleri bazı oyunların iptaline neden oldu

Sosyalist hükümet genel olarak kesintili çalışma sistemini onaylıyor. Elbette bu yönde kesintili çalışanların Fransız kültürüne yeri doldurulamaz katkısı argüman olarak sunuluyor.

Öte yandan, özellikle günümüzün sert ekonomik şartlarında, bu sistemin büyük maliyet doğurduğu da kabul ediliyor. Bu nedenle (aslında oldukça ihtiyatlı bir şekilde) reform çağrısı yapılıyor, ancak bu çağrılar kesintili çalışanlar tarafından ihanet sayılıyor.

Avignon FRINGEde bir oyunda rol alan oyuncu LoicAuffray şunları söylüyor: “Başbakan Hollande, kültürü korumak istediğini söyleyerek seçildi. Ama yine de aynı liberal ekonomi sistemi sürüp gidiyor. Kızgınlığımız boşuna değil.”

Fesih çağrısı

Hükümet sistemi sadece uyarlama niyetindeyse de karşıtlar sistemin tümden kaldırılmasını talep ediyor.

Fransız İktisadi ve Mali Araştırma Enstitüsü’nden Jean-Philippe Delsol konuyla ilgili şu yorumu yapıyor: “Bu sistem Fransız ‘istisnası’nın çok klasik bir örneği. Fransız dokunuşu yine büyük bir Fransız rezaletine sebep oluyor.” Ve devam ediyor:

“İnsanların sırf sanatçı oldukları için –veya sanatçı olduklarını iddia ediyorlar – başkalarının sırtından geçinme amacıyla özel muamele beklemeleri akıl almaz bir durum.

Başka herhangi bir sektörde yeterli işiniz yoksa ücretinizi tamamlamak için başka iş bulursunuz. Bir barda çalışırsınız veya bir garajda benzin satarsınız. Sanatınıza gerçekten tutkuluysanız mümkün olan başka bir zaman da icra edebilirsiniz. Ama önce geçinmek zorundasınız. “

Para mı, kalite mi?

Ancak kesintili çalışma sistemine yöneltilen eleştirilerin farklı ve çok daha derin bir boyutu var. Bu boyut ise sistemin doğurduğu masraflardan çok, bu sistemin herhangi bir kültürü destekleyip desteklemediği ile ilgili.

Bu sistem Fransız kültürünü destekleme ve koruma ağının bir parçasını oluşturuyor. Merkezi ve yerel yönetimlerden gelen finansal destekle birleştiğinde tiyatronun yanı sıra sanat sergileri, film, müzik ve TV prodüksiyon alanlarını da ayakta tutmaya yardımcı oluyor.

Sistemin destekçileri, Fransa’nın başka hiçbir yerde bulunmayacak bu kültürel yaşamı ile tüm Avrupa’nın kıskandığı bir ülke olduğunu söylüyor.

_76472956_photo4Pek çok farklı ses devletin sanata verdiği cömert yardımı destekliyor

Eleştirenler ise bu kadar fazla korumanın kültürü zayıflatmasından endişe duyuyor. Değerli kültür kendi başına ayakta durabilmelidir, diyorlar, yüksek doz Fransız sanatı zararlıdır.

Fransız kültürü hakkında yazan düşünür Yves Michaud şöyle diyor: “Bu konuda genelde Fransız elektronik müziğini örnek veriyorum. “

“Elektronik müzik buradaki kültürün gerçekten canlı, kaliteli ve ticari anlamda başarılı olan bir parçası. Yine de en ufak bir yardım olmadan da varlığını sürdürebiliyor.”

“Buna karşın devlet yardımı alan sektörler cansız, aşırı korunuyor ve oldukça düşük kalitede prodüksiyonlar çıkarıyor. Daha sonra tamamen başarısız olan 1980lerin Sosyalist hükümetlerinden kalma bir kültür politikası.”

Öte yandan Avignon Festivali’nin yönetmeni Olivier Py, devlet yardımlarının ve kesintili çalışma gibi özel düzenlemelerin Fransız kültürünü mükemmel kılan bir etken olduğunu savunuyor.

Örneğin İngiltere’nin başarılı bir sanat dünyasına –muhtemelen çok daha başarılı – sahip olduğu argümanına katılmıyor; aynı düzeyde bir devlet yardımı olmadan pek de başarılı olacağını düşünmüyor.

Olivier Py şöyle diyor: “Ticari sanat böyle bir dünyada başarılı olabilir, ama ben buna ‘sanatsal’ demem.” Ve ekliyor:

“Sahip olduğumuz bu sistem çok özel ve bundan oldukça gurur duyuyoruz. Kesintili çalışma sistemi olmasaydı oyuncular ve teknisyenler hayatta kalabilmek için McDonald’s’da çalışmak zorunda kalacaklardı.”

“Bu nedenle bu sistemi korumak için mücadeleye devam etmek zorundayız.”

Yorum


işlemi tamamlayınız:


7 − = üç

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>