Tiyatro Simurg, Can Yücel’i Sahneye Taşıyor

Metin Boran

Kuruluşundan bu yana (1997) sahnelediği oyunlarla Türkiye’de politik tiyatronun önemli bir odak noktası olan Tiyatro Simurg sezon biterken Şair Can Yücel’in yaşamının anlatıldığı oyunla kısa bir süre önce açılan rampa’da seyirci ile buluştu. Mehmet Esatoğlu’nun şairin ruhuna uygun olarak mizah, espri ve nükteli bir dille kaleme aldığı ve yönettiği Sözcükler Can Yücel’i Özler adlı oyun Türkiye’nin toplumsal ve siyasi tarihine farklı bir açıdan prizma tutuyor.

Mehmet Esatoğlu’nun sanat yönetmenliğinde çalışmalarını yürüten topluluk, muhalif bir tavırla bugüne kadar toplumsal alanda sorun olarak karşımıza çıkan her türlü açmazı sahneye taşıyarak seyirci ile buluşturdu. Tiyatro Simurg sadece sahnede değil gündelik hayatın her alanında, sokak hareketlerinde ve türlü protesto eyleminde, işçilerin grev ve direnişlerinde, cezaevleri sorununda, çevre sorunlarında politik duyarlılığı ile hep önde oldu ve bu alanda emek ve özgürlük mücadelesinde yer aldı.

Topluluk bu sezon, şiiri ve politik tavrı ve sıra dışı yaşamı ile ilgili çevrelerin dillerinden düşmeyen Şair Can Yücel’i sahneye taşıyor. Daha önce Dostlar Tiyatrosu’ndan Genco Erkal’ın metnini yazarak sahneye taşıdığı şairin hayatı, bu defa Simurg’dan Mehmet Esatoğlu’nun kurgusu ve yorumu ile sahneleniyor. Esatoğlu’nun aynı zamanda oynadığı oyunda deneyimli oyuncuya sahnede Bilgesu Ataman eşlik ediyor.

Mehmet Esatoğlu, şairin hayatında önemli dönüm noktası olan yaşanmışlıkları, politik bir yaklaşımla kurgulayarak şairin düşünsel ve edebi dünyasına bir yolculuk yapıyor. Can Yücel’in yaşamını sahneye taşırken Esatoğlu, oyunu şairin hayatında önemli bir dönüm noktası olan İngiltere yılları, BBC’deki spiker olarak çalışması ve orada Büyük Şair Nâzım Hikmet’in 1963 yılında ölüm haberinin radyoda okutulmasına izin verilmeden işten kovulması ile başlatıyor. Sonrasında hemen Türkiye’ye dönen şair, duyarlı bir aydın, nükteli bir şair olarak yaşamını bu topraklarda sürdürmeye başlıyor. Türkiye’nin çalkantılı bir dönemine denk düşen bu yıllarda şair devrimci mücadelenin bir neferi olarak öne çıkıyor. İşçilerin yanında yer alıyor, grev gözcüsü oluyor, onların yaşamlarını şiirlerine konu ediniyor. Sınıf mücadelesinin tarihsel zorunluluğuna inanan şair, bu tavrı ile egemenlerin hışmına uğruyor, hakkında kovuşturma açılıyor, cezaevine giriyor mapus yatıyor ancak şair pes etmiyor. Bu arada yabancı yazarlardan kitaplar çeviriyor, Shakespeare’den, Bertolt Brecht’ten oyunlar, Lorca’dan şiirler ve oyunlar çevirerek bu yazarların metinlerini kendi üslubunca yeniden yaratıyor. 12 Mart’ta cezaevine atılıyor, 12 Eylül’de hakkında soruşturma açılıyor, kitapları yasaklanıyor. Ama Can Yücel hiç yılmıyor, vefatına kadar mücadeleye devam ediyor.

Tiyatro Simurg şairin bu renkli hayatını sahneye aktarırken görsel olarak göstermeci, yalın bir dekor ve kabare tarzı bir oyunculuk örneği ile kısa ve özlü bir anlatıma dönüştürüyor. Şairin şiirlerinden bestelenen şarkılar ve dönemin politik atmosferini çağrıştıran müziklerle desteklenen anlatımda açık biçim bir üslup ortaya konuluyor. Oyunda Mehmet Esatoğlu partneri Bilgesu Ataman ile samimi ve ölçülü bir oyunculuk örneği ile göz doldurarak seyircinin beğenisini kazanıyor. Tiyatro Simurg duyarlı bir topluluk olarak bu anlayışını bu oyunda da sürdürerek şairin hayatı üzerinden yakın tarihin politik atmosferini, iktidarların baskı ve şiddete dayalı siyasi idari şeklini mizah dili ile yalın şekilde ortaya koyuyor. Oyun bir bakıma Türkiye tarihini anlatıyor, ama bu defa acı ve gözyaşı ile değil güldürerek, gülümseterek ve düşündürerek. Emeği geçenlere teşekkürler.

Evrensel



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız:


− 5 = bir

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>