Tanrı’dan Önce Dünyada Polonya Vardı (!)

Yaşam Kaya

İKSV 19. İstanbul Tiyatro Festivali’ nin açılışı Polonyalı “TR WARSZAWA” tiyatro topluluğunun ‘Ne Yapsak Nafile’ oyunu ile gerçekleşti. Türkiye ile Polonya’ nın diplomatik ilişkilerinin başlamasının 600. yılı onuruna yapılan bu gösteri, Liberal dünya konjonktürünün geldiği son noktayı gösteriyor. Kritiğin teatral detaylarına geçeceğim, ama öncelikle Polonya toplumundan başlayarak birkaç politik kelam edeyim. AB adı altında çatı örgütlenmesine giren yaşlı kıta Avrupa, insanların yaşam alanlarını belli standartlarda daraltırken, yarattığı kültürel çeşitlilikle geniş bir harman oluşturdu. Ekonomik takati kalmayan ülkeler sınıfında yer alanlarla, zenginliğin nahoş çıplaklığını fütursuzca sergileyen(ler) öylesine derin bir açmaz oluşturdu ki, kimin kimi sömürdüğünü, kimin kimle siyasal ön sevişmeyi yaşadığını anlamakta zorluk çeker olduk. Yani kaos AB’ nin şu andaki en büyük açmazı. Hani Leeds’da kaldığım süre içinde İngilizlerin takındığı bir tavır vardı; biz ne Avrupa’yız ne de Avrupa’dan koparız. İşte Polonya’ nın da ruh halini ifade eden İngiliz deyimi, Dorota Maslowska’ nın ‘Ne Yapsak Nafile’ oyununa yansımış. Grzegorz Jarzyna bu başarılı gösteriyi yöneten isim. Roma Gasiorowska, Maria Maj, Magdalena Kuta, Agnieszka Podsiadlik, Aleksandra Poplawska, Danuta Szaflarska, Katarzyna Warnke, Rafal Mackowiak, Adam Woronowicz, Lech Lotocki (radyo sesi) ise sahnede görevini eksiksiz yapan oyuncu kadrosu.

Oyunda aynı apartmanda yaşayan insan yığınları karşımıza çıkıyor. ‘Küçük Metal Kız’, ‘Halina’, ‘Tekerlekli Sandalyede Gamlı Yaşlı’, ‘Kadın’, ‘Rozena’, ‘Erkek’, ‘Aktör’, ‘Sunucu Kadın’, ‘Edyta’, ‘Monika’ sahnedeki karakterler. ‘Küçük Metal Kız’, ‘Bozena’, ‘Halina’ ve ‘Tekerlekli Sandalyede Gamlı Yaşlı’ dörtlüsü varolan sistem içinde, aslında yokolan bir ailenin dramatik kurgusunu oluşturmuş. İkinci Dünya Savaşı’ nı yaşayan bir büyükannenin psikolojik korkusu eve hakimken, liberal dünyanın yarattığı tek tip insan profilinin arsız fikirleri çöpten gelen dergiyle evdekileri esir alıyor. Yeme; şişmanlarsın, insanlar sana iğrenerek bakar! Şu yemeği pişir; o yemeği pişirirsen lezzetli bir akşam yaşarsın! İkea’dan alışveriş yap; işte bak dünyayla aynı eşyalara dokunacaksın! Hep bir dayatma, hep bir baskı! Sonra bir başka ev çıkıyor sahneye. Yönetmen film çekiyor, adı; ‘Atlı Giden At’. Öylesine anlamsız konu var ki ortada, konuyu beyazperdeye uyarlayan senarist-yönetmen, filmde oynayan oyuncu, filmi izleyen seyirci ne anladığının farkında değil. Eleştiriler saçma sözcük dizilerinden oluşan anlamsız bütünlük içinde. Sonra hayaller giriyor devreye. Yüce Polonya vurgusu var üstelik. Yazar, Tanrı’dan önce dünyanın tamamı Polonyalılardan oluşmuştu, diyor. Alman Polonyalılar, İngiliz Polonyalılar, Rus Polonyalılar, sonra Tanrı’ nın varlığı anlaşılınca herkes kendi doğumunu unutup Polonyalı olmaktan vazgeçiyor. TV’lerin beyinleri uyuşturan aptal sunucularına gönderme başlıyor. Kimsenin hiçbir şey anlamadığı, ama anlamış gibi yaparak ölü zaman dilimlerinin yaratıldığı saçma tartışma programları. Yine liberal bir dayatma görüyoruz; fiziksel olarak çok seksi bir kadın olacaksın! Yemeyeceksin, tuvalete gitmeyeceksin, ortalıkta görünmeyeceksin; ama insanların içine bir kez çıktığında yer yerinden oynayacak. Tek tip kültüre boyun eğileceği vurgusu, Anglosakson dayatmacılığının Polonya’da yarattığı travmayı anlatıyor.

Genç Liberal Yazar Dorota Maslowska, yazının girişinde bahsettiğim AB kaosunu, liberal kültür politikaların yanlışını öylesine muhteşem çözümlemiş ki, insan oyunu izlerken kendi toplumuyla birebir benzerlik kuruyor. Aptal milliyetçilik söylemlerini yaşayan Polonya’ya yapılan göndermeyi pekala Türkiye için de yapabiliriz. Hani bizim bir zamanlar inatla kullandığımız ‘Bütün dünyanın atası Türklerdir’ söylemi Polonya devletinde de var(mış). Her ırk kendisini yüce katta gördükçe, sömürülen beyinler, tek tipleştirilen kişilikler ortalıkta kol geziyor. Oyunun sonunda İKSV tarafından yaptığı işlerden dolayı ödül alan Yönetmen Grzegorz Jarzyna yazarı doğru noktadan yakalıyor. Ayrıca sahne kurgusundaki teknolojik başarısı beni cezbetti. Perdelerin gölge oyunu kullanımı, geniş açıdan oluşturulan ev bölümleri dört dörtlük. Politik hicvin doruğa çıktığı bölümlerde komedi olgusunun oluşumunda Jarzyna’ nın katkısı inanılmaz!

İKSV 19. İstanbul Tiyatro Festivali, günümüz modern tiyatronun tüm işlevini yerli yerinde kullanan ve de bunda eksiksiz başarı sağlayan “TR WARSZAWA” grubuyla açılış yaparak müthiş bir enerji yakaladı. Festival oyunları sürüyor, çağdaş dünyanın kaliteli teatral metinlerini mutlaka görün.

Sanat Haberlerimiz



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız:


6 − = beş

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>