“Politikacılar Eskiden Daha Tahammüllüydü”

sirin_payzin_soylesi[Şirin Payzın’ın Radikal’de yayınlanan Zeki Alasya söyleşisinin bir kısmını paylaşıyoruz.]

Eleştiriye de tahammül yok. Şunu yanlış yaptınız düzeltin dediniz mi darbecisiniz. Hep böyle miydi?
Yıllarca biz kabare tiyatrosu yaptık. Kabare tiyatrosu bir alay tiyatrosudur biliyorsunuz. Sivilceyi çıban yapma tiyatrosudur. Abartı tiyatrosudur. İktidarları hedef alarak tiyatro aldık. 20 küsur sene devam ettik bu tiyatroya. Onları eleştirdiğimiz için bize çok sıcak olmalarını hiçbir zaman beklemedik ama o kadar sert eleştirilerimize, taklitlerimize, alaylarımıza rağmen belirli bir tahammül vardı. Belki beğenmiyorlardı ama tahammül ediyorlardı.

Kiminle en çok uğraştınız?
Bütün tiyatro olarak biz siyasi eleştiri yapan bir tavrı benimsedik ama ben şahsen özellikle Süleyman Demirel’le çok uğraştım. Alay ettim, taklidini yaptım. Ama her Ankara’ya gidişimizde de kendisini tiyatromuza davet ettik.

Sizi sansürledi mi? Dava açtı mı? Tiyatro kapatıldı mı? Ödeneğiniz kesildi mi?
Demirel’e yakın başka birisi bize şu hikâyeyi anlattı. Demirel’in etrafındaki bazı yardakçıları, her devirde olan yaranmaya çalışanlar bir toplantıda bizi kötülemişler. Demirel susturmuş onları “Bir dakika onlardan böyle bahsedemezsiniz. Onlar bu ülkede güldürü dünyasının imparatorlarıdır” demiş. Böyle bir adamdan böyle bir tavırdan böyle yaklaşımlardan bugünkü halimize geldik. Bir zamanlar böyle insanlar vardı karşımızda.

Sadece Demirel değil sizin eleştirilerinizden, tiyatronuzdan pay alan.
Necmettin Erbakan’la da mesela çok alay ettik. Kabare olduğumuz için abartıyoruz ya. En fazla ne yaptı biliyor musunuz bana? Ankara-İstanbul uçağında karşılaştık ve yan yana düştük. İktidarda olmadığı dönem. Beni gördü ve yüzünü cama döndü, bir saat 15 dakika dışarıya baktı. Çünkü benimle göz göze gelse bir şey demek zorunda kalacak. Onun dışında en ufak bir müdahalesi, tavrı, sözü, mesajı olmadı. Böyle devlet adamları gördük biz.

Özal kızmaz mıydı size?
Turgut Bey bana siyaseti başka partide yaptım diye kızdı yoksa oyunlarıma hiç kızmadı. Ben Bedrettin Dalan’ın partisinde 7 ay kadar siyaset yaptım. Bir delilik yaptım aslında. Ne yapacaktım politika yaparak? Türkiye’yi mi kurtaracaktım? Hayır ama doğru iki laf edecektim.

Pişman mısınız?
Evet, pişmanım çünkü dışarıdan gördüğüm gibi değilmiş. Çok garip ilişkiler vardı.

Gezi eylemleri sırasında iktidar tarafından çok eleştirildi sanatçılar. Sanatçılar siyaset de yapabilirler mi?
Fikirlerini muhakkak söylemeliler. Baskı grubu oluşturmalılar ama politikaya girince dejenere olunuyor.

Peki, Başbakan Erdoğan?
Ben ‘Cumhurbaşkanı’ diye bir film çektim. Sıkılıp Anadolu kasabasına kaçan bir cumhurbaşkanını anlatıyordu. O film için Recep Tayyip Erdoğan beyefendi ile görüştüm çünkü resmi makamları kullanmaya ihtiyacımız vardı ve bana inanılmaz kucak açtı. Her türlü yardımı yaptı. “Ne istersiniz” dedi. “Benim odamı kullanın” dedi. Makam arabalarını kullandık korumaları bile kullandık. Düşünün. Müthiş ihtimam gösterdi. Aynı anda Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’den de yardım istedik ama hiçbir yardım görmedik mesela. Başbakanlığının ilk yıllarından bahsediyorum. O sırada özel kaleminde çalışan bir hanım bana “Çok iyidir. Çok yardımsever çok iyi kalplidir inşallah da değişmeyecek” dedi. Ama sonra böylesine bir oy çokluğu, böylesine bir parlamento gücü ile 10 yılı geçirdiğiniz zaman böyle sapmalar oluyor işte şimdi gördüğümüz bu. “Sadece ben” denilen bir dönem bu.

Söyleşinin tamamını okumak için tıklayınız.

Radikal

Yorum


işlemi tamamlayınız:


− 6 = üç

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>