Kendini Sahnelemek

Deborah Jowitt

Mimesis Çeviri / İsviçre’den Hora Tiyatrosu üyeleri New York Live Arts’ta Jérôme Bel’in Engelli Tiyatrosu’nu sahneledi.

artsjournal, 18 Kasım 2013, Çeviri: Gökhan Gökçen

04_DisabledTheater_PhotobyIanDouglasHora Tiyatrosu’ndan Remo Beuggert Jérôme Bel’in Engelli Tiyatrosu’nda. Arkada (soldan sağa): Damian Bright, Sara Hess, Miranda Hossle, Matthias Grandjean, Julia Häusermann (gözükmüyor), Matthias Brücker, Tiziana Pagliaro, Gianni Blumer, Lorraine Meier. Fotoğraf: Ian Douglas

On boş sandalye yarım daire şeklinde dizilmiş New York Live Arts’ın sahnesinde bekliyorlar- her koltuğun yanında bir plastik su şişesi var. Simone Truong ses ekipmanlarının olduğu bir masada yerini alıyor, yumuşak ve çekimser bir ses tonu ile icracıların bu akşamki ilk görevlerini duyuruyor. Sonraki duyurularında da yapacağı gibi anonsuna “Jérôme Bel icracılardan şunu yapmalarını istedi:…” şeklinde başlıyor. İlk görev icracıların teker teker sahneye girmesi, seyirciye dönük bir şekilde bir dakika boyunca durması ve sonra sahneden çıkması…

Burada daha önce Paris’li Bel’in işlerini (The Show Must Go On, Pichet Klunchun and Myself, ve Cédric Andrieux) izleyenler onun gösterişsiz ve düz bir vokal kullanımına değer verdiğini bilirler. Ayrıca her icracıdan kendini şimdiki anda hissetmesini bekler; ne daha önce olanları ifade etmeliler ne de daha sonra olabileceklere dair bir tasarım yapmamalılar. 2012’de NYLA [New York Live Arts]’da sahnelenen çalışma n- açıkça ve cesurca- Engelli Tiyatro’su olarak adlandırılıyor. Ve Zürih Hora Tiyatrosunda kıdemli üyeleri olan on icracının tümü öğrenme ya da zihinsel engele sahip kişiler. İcracıların eylemleri bir düzeyde Bel’in basit yapısı ile kontrol ediliyor, fakat bu yapı içinde hissettikleri gibi davranma özgürlükleri oldukça fazla.

Yabancılardan oluşan bir seyirci karşısında bir dakika durmak hiç de kolay değil. İcracıların bize bakması gerekmiyor ama onlara baktığımızı biliyorlar. Ve birçoğu sokakta yürürken insanların gözlerini kaçırdıklarını deneyimlemişler. Bu aslında bir test. Bir dakikalık süre aslında çok esnek (hangi birimiz bu görevi hassas bir şekilde yerine getirebilir ki?) Gösteride Julia Häusermann’ın bir dakikadan daha uzun süre sahnede kaldığını gördüm. Damian Bright ise (belki de yaramazlık olsun diye) girer girmez çıktı.

08_DisabledTheater_PhotobyIanDouglasEngelli Tiyatrosu’ndan Gianni Blumer. Arkada (soldan sağa) Julia Häusermann, Remo Beuggert (görünmüyor) , Matthias Brücker, Tiziana Pagliaro. Fotoğraf: Ian Douglas

Bel çıtayı yavaş yavaş yükseltiyor. İcracılar tekrar teker teker girerek isimlerini yaşlarını ve mesleklerini söylüyorlar. Son söyledikleri hep aynı: “oyuncu”. Sonra sandalyelerine oturuyorlar. Onları tanımaya devam ediyoruz. 20 ila 43 yaşları arasındalar. Kimi zayıf, kimi şişman. Bazısı utangaç, bazısı cesur. Kimi yüksek sesle konuşuyor, kimisi yumuşak. Hepsi bir stant üzerinde duran mikrofonu kullanmakta ustalaşmış.

Üçüncü görev daha zordu (ya da olabilirdi). Bel onlardan engellerini adlandırmalarını istedi. İri Remo Beuggert hafıza problemi olduğunu söyledi ve esprili bir şekilde kötü bir mesaj ulağı olacağını ekledi. Tiziana Pagliaro basitçe “Bilmiyorum” dedi. Bright ise kendi engelini Down sendromu olarak tanımladı ve alternatif ismi de ekledi: Trisomi 21. Haşin bir şekilde “sizden bir kromozom fazlam var” dedi. Häusermannise “Bende Down sendromu var ve üzgünüm” dedi. Ağlayarak sandalyesine döndü ve Pagliaro onu teselli etti. Lorraine Meier daha eski ve kaba “mongoloid” ifadesini adeta kustu. “Ben kahrolası bir mongolum” dedi “ya da bazen değilim. Bu beni incitiyor.”

Şimdi sırada dans var. Oyuncuların müzikleri kendilerinin seçtiği söyleniyor ve Bel onlar arasından yedi tanesini bu gece sergilenmek üzere seçti. Bu biraz garip gözüküyor ama Bel bir tiyatro ustası, kısa bir süre sonra üç oyuncunun neden dışarıda bırakıldığını göreceğiz. Dans sadece spot ışığında olmuyor. Arkadaki grup sandalyelerinde otururken epey hareketli. Bazen müziğe alkışla eşlik ediyorlar veya şarkıya katılıyorlar. Miranda Hossle’nin solosunda üç adam kulisten davul getiriyor ve dansa eşlik ediyorlar. Az önce sandalyesinde mutsuz bir şekilde oturan Hossle, tek başına dans ederken güvenli ve hayata geri dönüyor (Bu dans perküsyonla icra edilen bir yılan dansıydı diye düşündüm.)

10_DisabledTheater_PhotobyIanDouglasMatthias Brücker solosunda. İzleyenler (soldan sağa): Miranda Hossle, Matthias Grandjean, Julia Häusermann, Remo Beuggert. Fotoğraf: Ian Douglas

Bir çok dansta dönüşler olmasına rağmen, hepsi çok kendine özgü ve izlemesi harika. Beuggert sandalyede oturarak dans ediyor. Matthias Grandjean gergin ve hassas bir gurur ile dans ediyor, 40’lardan kalma gibi. Häusermanndışarı çıkıyor ki kendi numarasına başlarken arkadaki kanatların ardından parmaksız deri eldivenleriyle el sallayarak sahneye giriyor. Evet, Michael Jackson yapıyor, arada kasıklarını avuçluyor, uzun kızıl saçlarını savuruyor ve hızlıca bacak açarak yere oturuyor (Jackson hic bu kadar esnek olamamıştı) Mattias Brücker nazikçe onu sandalyesine sürüklüyor. [Häusermann] başını arkadaşlarının birinin dizlerine koyuyor ayaklarını ise diğerine uzatıyor.

Şimdi ise daha muğlâk sorular: “Bu gösteri hakkında ne düşünüyorsun?” Gianni Blumer gruptaki en iyi dansçı olduğunu söylüyor ve seçilen yedi kişiden biri olmadığı için mutsuz olduğunu belirtiyor. Häusermann’ın bir isteği var: Jackson yerine Justin Bieber’in bir şarkısında dans etmek istiyor. Truong’un da şansa bir Bieber numarası varmış ve Häusermannmikrofonu eline alıyor ve bağıra bağıra söylemeye başlıyor. Kişilerin bir kısmı kendi görüşlerini ifade etmiyor. Damien Bright annesinin Engelli Tiyatrosu için ucube şovu dediğini söylüyor; “ama çok sevdi”. Brücker gösterinin “süper” olduğunu düşünüyor. Ama ekliyor “ebeveynlerim farklı düşünüyorlar.” Kız kardeşi eve giderken arabada ağlamış. Oyuncular bunları gayet duygusuz bir şekilde ve kendilerine acımadan söylüyorlar.

Bel’in “seçimleri” tabii ki sadece teatral bir hile. İzleyiciler için on tane soloyu arka arkaya seyretmenin yorucu olacağını biliyor, böylece bize bir ara veriyor. Şimdi kalan üç dans sergileniyor. Blumer ceketini çıkarıp atıyor, fiyakalı ve cesurca diğer eşyalarını da atıyor (Meier müziği o kadar seviyor ki sandalyesinde kendinden geçercesine kendini oraya buraya atıyor, neredeyse rol çalıyor,) Brücker de cool gözükmek için kıyafetini düzeltiyor, ceketiyle oynuyor, hapsolmuş enerjisini dışa vuruyor, çalımla yürüyor, koşuyor ve kayıyor, bacaklarıyla ilginç hip hop figürleri yapıyor. Bununla tezat bir şekilde Sara Hess gidiyor ve akışkan bir kumaş getiriyor- ilk başta sırrı olan bir harem kızı gibi kumaşın altında saklanıyor. Çok geçmeden ona sarılıyor ve kendine bir dans partneri haline getirtiyor.

09_DisabledTheater_PhotobyIanDouglasSara Hess solosunda. Arkada (soldan sağa): Miranda Hossle, Matthias Grandjean, Julia Häusermann, Remo Beuggert, Tiziana Pagliaro, Gianni Blumer, Lorraine Meier. Fotoğraf: Ian Douglas

Bel herkesi merkeze alıyor. Oyuncuları kendilerini icra etmek yerine kendileri olarak icra etmeye zorluyor. Bizi de bakmaya ve icracıların engellerini kabul etmeye ve daha derinlerdeki kuvvetli yanlarını görmeye zorluyor. Time Out New York’ tan Gia Kourlas’ın yaptığı söyleşide Bel, Hora Tiyatrosu ile çalıştıktan sonra, “Şimdi her insanda engeller gördüğünü” söylüyor ve “engeller ve kırgınlıklar üzerime çalışmaya devam edeceğim; gizli olanları açığa çıkarmaya çalışacağım” diyor.

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>