Absürd Tiyatroyu Dirilten Kadın: Dorota Maslowska

Bahar Çuhadar

Tiyatro Festivali’nin açılış oyunu ‘Ne Yaptıysak Nafile’nin Polonyalı yazarı Maslowska, Ionesco’ya ince bir selam yollayarak yepyeni bir absürd dil oluşturmuş.

İstanbul Tiyatro Festivali; Polonya edebiyatı ve tiyatrosu üzerinde, henüz 19’undayken şimşekler çaktıran bir kadının, 1983 doğumlu Dorota Maslowska’nın oyunu ‘Ne Yaptıysak Nafile’ ile cuma akşamı doyurucu bir açılış yaptı. Yazdıklarıyla bir dolu kuralı alt-üst eden bu genç kadının 2008’de kaleme aldığı oyun (Miedzynami nami dobrze jest), Polonya’nın parlak fikirli yönetmeni Grzegorz Jarzyna’nın zekice buluşlar serpiştirilmiş rejisiyle karşımızdaydı. Festival kapsamında Türkçe olarak da yayımlanan TR Warszawa yapımı oyun, şehir şehir gezip alkışları toplamaktaymış, İstanbul seyircisinin de oyunu tepkileri, kahkahaları ve uzun alkışlarla bağrına bastığına şahit olduk.

Maslowska ülkesi Polonya’yı, kendi kuşağını ve bir önceki kuşağı, alt ve üst sınıfı, her jenerasyonda farklı hislerle tezahür eden İkinci Dünya Savaşı izlerini, 2000’lerin popüler kültürünü, tüketim alışkanlıklarını etkileyici bir netlikle önünüze seriyor. Polonya kültürü, tarihi, toplumu hakkında küçücük bir fikre sahip olmasanız, Lehçe tek bir sözcük işitmemiş olsanız dahi; Maslowska’nın ironik, çağdaş, absürd ve bir o kadar da yalın metninin cümlelerinde kendinizi buluyorsunuz. Jarzyna’nın projeksiyon, ışık ve gölgenin başrolde olduğu rejisi ve hafif bir grotesk üslup içeren oyunculuklar anlatının diline cuk oturuyor.

Günümüzde, Polonya’da döküntü bir dairede yaşayan üç kadın çıkıyor önce karşımıza: Savaşı yaşamış, tekerlekli sandalyadeki anneanne-‘yük taşıma paletlerinin mağazalarda klasik fiziksel metotla taşınması uzmanı’ anne ve liseli torun. Bir de; ‘şişman bir domuz’ olduğu için, ‘sokakta kendini insanların gözüne soka soka dolanmayan’ komşu kadın. Ve onların ‘odasızlığı’, ‘asla gitmedikleri ve gitmedikleri için anlatamadıkları tatilleri’, çöp bidonlarından topladıkları, bulmacası çözülmüş ‘Senin İçin Değil’ dergisi, bu dar mekândaki ‘yaşamayışları’…

Maslowska adeta 50’lerde Avrupa’da doğan ‘absürd akımını’ yeniden yaratmış. Dili parçalayan Ionesco’ya bugünden bir selam yollayarak yepyeni bir absürd dil oluşturmuş. Uyumsuz tiyatroyu günümüz neoliberal dünyasının gerçekleri eşliğinde, çağdaş meseleler ve popüler dille harmanlamış. Maslowska cümleleri olumsuzlamalarla, eğip büktüğü kelimelerle kuruyor. Ortaya gerçekçi ama üslubunu absürdün kodlarını kullanarak kuran bir öykü çıkıyor.

Sonraki sahnede o döküntü ev yenilenmiş, ömür boyu ödenecek kredi karşılığında, sanat filmleri peşindeki bir yönetmen tarafından satın alınıp İKEA mobilyalarla döşenmiş halde karşımızda. Ve o yönetmenin ‘toplumsal yaralara parmak basmak’ istediği, üst-orta sınıftan izleyicileri vicdan sızılarına boğacak, aktörüne havalı-basmakalıp söyleşiler verdirecek bir film yaratma sürecine tanıklık edeceğiz.

Maslowska birbirinden bağımsız gibi görünen tüm bu figürlerle günümüz ‘Polonyalılığını’ anlatıyor. Jarzyna oyunun zamanlarını, mekânlarını, küçük efektlerini anlatıcı oyuncu ve ışık-projeksiyon oyunları eşliğinde sade bir şıklıkla ve net bir anlaşılırlıkla ayrıştırıyor. Genç tiyatro üreticilerine; sıkıcı olmadan; kendi çağlarına dair yeni sözler söylemenin hâlâ mümkün olduğunu gösteriyor bu ikili. Size kalan tiyatroda yeni bir dil keşfetmiş olmanın sevinci ve Polonya toplumuna dair sahici bir merak oluyor.

Radikal



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız:


2 − bir =