Ya Bir De Para Ödülü Olsaydı

asu maro[Asu Maro’nun Milliyet’te yayınlanan köşe yazısının bir kısmını paylaşıyoruz.]

Afife adaylarının açıklanmasının ardından kopan kıyameti izliyoruz hep birlikte. Önceki gün aralarında Ali Poyrazoğlu, Süheyl-Behzat Uygur, Levent Özdilek’in de olduğu tiyatro sanatçıları bir basın açıklaması yaptı, bundan böyle bu prestij kaybetmiş ödülü istemediklerine dair…

Daha önce yazmıştım, “Bu adaylar arasında ben niye yokum?” diye kızmayı tuhaf buluyorum. Mesele sistemse; şunu sık sık yaşayıp görüyoruz ki, sanatçıların çoğunun ödül alırken o sisteme bir itirazları olmuyor, ödülü reddetmek yerine ‘saygı duyuyorlar jürinin kararına’… İnsanlık hali!

Ne diyor Ali Poyrazoğlu?

“Oyunlara gelmiyorlar”.

Afife jürisi 33 kişiden oluşuyor. İstanbul’da 200 kadar oyun sahneleniyor ve hepsine yetişmek için böyle bir formül geliştirildi. Her oyunu en az dokuz üyenin görmesi gerekiyor ki, bu pek çok başka ödül jürilerindeki toplam sayıdan fazla. Yıl boyunca üyeler oylarını bilgisayardaki sisteme giriyor. ‘El değmeden’, kimse kimsenin verdiği oyu bilmeden, birbirini etkilemeye çalışmadan…

LİNÇ ETMEDEN BİR DÜŞÜNELİM

Başka ne diyor? “En büyük facia komedi dalının kaldırılmasıdır”.

Twitter’da ‘Afife’de komedi yasaklandı’ yazan bile gördüm, el insaf… Evet, artık ‘komedi ya da müzikal’ kategorisi yok, aday sayısı üçten beşe çıkarılmış, bütün oyunlar tür farkı gözetmeksizin birlikte değerlendiriliyor.

Deniz Uğur’un aday olduğu ‘Huysuz’, hem müzikal hem de komedi misal.

Zeynep Erkekli’nin aday olduğu ‘Cimri’ de bildiğiniz komedi.

Ha, ayrı ödül verilmiyor oluşunu eleştirebilirsiniz ama “Komediler değerlendirilmiyor artık” iddiası doğru değil.

‘Kendi kendilerini aday gösteriyorlar’ meselesine gelince, o işte sahiden ‘kanayan yara’mız. Üyeler içinde bulundukları oyuna oy veremiyor ama bu da durumu kurtarmıyor.

Çözüm nedir derseniz…

Ya o sene oyun yapmayan kişilerden oluşturulacak jüri ya da bir üyenin görevli olduğu oyun, bütünüyle değerlendirme dışı bırakılacak ki her ikisi de pratikte çok kolay değil…

Belki tek çare jürilerin sadece eleştirmenlerden ve akademisyenlerden oluşturulması ya da belki başka çözüm üretilebilir ama ben, jüriyi linç etmeden bir düşünelim diyorum…

İlk taşı kim atacak? Ahbap çavuş ilişkileri bugün mü çıktı? Kültür Bakanlığı’nın tiyatrolara dağıtacağı ödeneği belirleyen kurulda yer alıp kendi tiyatrosuna büyük paylar çıkaran kimseleri görmedik mi mesela tarihimizde?

Düşünmek bile istemiyorum, Afife’de     bir de para ödülü olsaydı neler yaşayacaktık?

TEKİNDOR ‘KURT SEYİT VE ŞURA’DA

Afife’de kazan kaynarken Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nin ödül töreninde rahat nefes aldım. Dostça bir atmosfer görünce seviniyor insan, ki aslında en çok çatışmasını bekleyeceğimiz iki grup, değil mi? Tiyatrocular ve eleştirmenler…

Ama hayır, her sahneye çıkan bu ödülün kendisi için özel bir önemi olduğunu söyledi.?Onur ödülü sahibi Haldun Dormen, “250 yıldır sahnedeyim, sonunda fark ettiniz beni” diye takıldı eleştirmenlere…

Sitemse, bu da tatlısı işte…Yılın oyunu ‘Savaş’, yılın erkek oyuncuları Hakan Gerçek ve Engin     Hepileri, kadın oyuncusu da Zerrin         Tekindor’du.

Güldük, söyledik, sessizce dağıldık…

Sadri Alışık Kültür Merkezi’nden ‘dağılırken’ Zerrin Tekindor’un gördüğü sevgiyi gözlemleme imkanı buldum.

Milliyet

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>