Oyuncunun Yaptığı Şey Duyguyu Ezberlemektir

1397747094972[Esquire dergisinin Selim Bayraktar ile yaptığı ve Sabah Gazetesi’nde yayınlanan röportajını paylaşıyoruz.]

Irak asıllı oyuncu Selim Bayraktar, ‘Sümbül Ağa’ karakteri ile kısa sürede dikkatleri üzerine çekti. Selim Bayraktar, Esquire dergisine konuştu…

Kerkük’ten buraya gelişiniz zor oldu mu?
Ailece aldığımız bir karar ile Kerkük’ten Eskişehir’e geldik ama kolay olmadı. At sırtında sekiz tane dağ geçerek geldik. O zamanlar İran-Irak Savaşı vardı. Yolculuğumuzda başımızın üzerinden füzeler geçiyordu. Yaklaşık 40 gün Hakkari’de kaldıktan sonra Eskişehir’e varabildik.

Konservatuvara gitmeye nasıl karar verdiniz?
O zamanlar Antalya’da liseye gidiyordum. Sokakta yürürken bir gün kafamı kaldırdım, ‘Tiyatro atölyesi kursları başlamıştır’ yazıyordu. Derken bir anda kursa başladım ve devamı geldi. Eğer o gün o yazıyı görmeseydim, bugün belki de tiyatro yapmıyor olacaktım.

Kaç yaşındaydınız o dönem?
17 yaşındaydım. Daha sonra Antalya Devlet Tiyatrosu ve Belediye Tiyatrosu’yla projeler gerçekleştirdik. Kamyon kiraladık ve tiyatro yaptık. Gitmediğimiz tiyatro kalmadı. Ardından Ankara Devlet Tiyatrosu’na girdim.

Oyuncu olduğunuz için düzensiz hayat sürmek durumundasınız. Bu sizi mutlu ediyor mu?
Düzensiz hayat kimseyi mutlu etmez. Ben bu konudan çok muzdaribim. Çünkü tempom çok hızlı. Bir gün içerisinde beş şehir değiştirdiğim oldu.

Oyunculuk bu kadar yorgunluğa değiyor mu dersiniz? Emeklerinizin karşılığını alıyor musunuz?
Ben emeklerimin karşılığını dolaylı yoldan alıyorum. Bir oyuncunun emeğinin karşılığı çeşitli insanlar tanımasıdr. Oyuncunun yaşadığı duygular ne kadar çoksa, karşı tarafa o kadar çok şey aktarabilir.

Dizi film, sinema filmi ve tiyatro oyunu derken bu kadar çok senaryoyu aynı anda akılda tutmak zor olmuyor mu?
Aslında oyuncu için ezber diye bir şey yoktur. Bir kısa hafıza, bir de uzun hafıza vardır. Kısa hafıza dizi senaryosu için çalışır. Tiyatro ise uzun hafızaya atılır. Bana ’20 sene öncesinden hatırladığınız bir oyun var mı?’ deseniz, ben size hepsini patır patır söylerim. Ayrıca yaptığınız şey; duyguyu ezberlemek. Çünkü akılda kalan duygulardır.

Bir dönem dizisinde oynuyorsunuz. Sizin tarihle aranız nasıldır? Tarih tekerrür eder mi dersiniz?
Tarihte hep kan akmış. Büyükler tarihin bilinmesini istememiş. Tarih tekerrür etmez. Tarihlerini bilmeyen toplumlar hep aynı şeyi yaşar. Tarihe baktığımızda 5 bin yıllık bir istatistik sonucu sadece 100 yıl barış yaşandığını görüyoruz. Çok acı…

Neden böyle? İnsan, iyi olmayı bilmeyen bir varlık mı acaba?
İnsan olabilmek iyi bir şey aslında. Kendimizi sevmeyi öğrenmek lazım. Kendini seven insan, kendine kötülük yapmaz.

Bu kadar köklü geçmişimiz varken, neden iyi kullanamıyoruz? Tarih bilmediğimiz için olabilir mi?
Hem tarih bilmediğimiz, hem de risk almaktan korktuğumuz için. Bu topraklarda 52 uygarlık kurulmuş. Avrupa’ya bakın; iki tane… Bir taraf biftek, diğer taraf aşure. Malzeme çok ama ne yazık ki kendi hikayemizi kendimiz yapamıyoruz. Kendi tarihimizi kendimiz yazamadığımız gibi…

Medya, gün boyu yorulan insanların düşünmeden eğlenmesini istiyor. Farklı şeyler sunulsa insanlar ona alışır mı?
Bu bir endüstridir. Bu yolla insanlara istediğinizi satarsınız.

Eğitime dayanıyor dönüp dolaşıp her şey sanırım…
Kesinlikle eğitime dayanıyor! Hitler’in bir lafı vardır; “Ders kitaplarını kontrol etmemi sağlayın, dünyayı yönetiyim” der.

Peki, tarihten bu yana kadın-erkek ilişkilerinde nasıl bir değişim var sizce?
Kadının kadın gibi olmaması, erkeğin de erkek gibi olmaması… Sorun, sevebilmeyi idare etmekte. Artık insanlar cep telefonlarıyla ilişki bitirebiliyor.

Ülkemiz için ne düşünüyorsunuz?
52 uygarlığın torunları olduğumuzun farkına varmamız lazım. Biz sadece Osmanlı torunları değiliz. Tek atamız onlar değil.

Dünya liderlerinden kimi oynamak isterdiniz?
Cengiz Han’ı oynamak isterdim. Çünkü ciddi anlamda dünya tarihini değiştirmiş bir insan. İlk biyolojik silahı o kullanmış, haritaları değiştirmiş. Bence Cengiz Han büyük bir liderdir.

Sabah

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>