Bu Gençler Yolundan Dönmez, ‘Sana’ Tiyatroyu Öldürtmez

 Üstün Akmen

Antalya’da, yurt içi ve yurt dışından toplam on iki ekibin katıldığı ve festival kapsamında Akdeniz Üniversitesi Tiyatro Topluluğu tarafından lise öğrencilerine atölye çalışmalarının da yapıldığı 8. Akdeniz Üniversitesi Tiyatro Topluluğu Uluslararası Tiyatro Festivali geçtiğimiz pazar günü sona erdi.

8. Akdeniz Üniversitesi Tiyatro Topluluğu Uluslararası Tiyatro Festivali”nde genç tiyatrocuların ilgisiyle sarmalanmış günler geçirirken, günümüzde yöneticilerin tiyatroya karşı bu denli vurdumduymaz olabilişlerini bir kez daha lanetledim. Tiyatronun eğitimsel işlevi savsaklanıyor, birçok ülkede çeşitli ödenekli tiyatro kuruluşlarının eğitim bakanlıklarına bağlı çalıştıkları bilmezden geliniyordu, düşündükçe sinirlendim.

Tiyatro topluluğu üyeleriyle söyleşirken sordular, “bilvesile” söyledim; tiyatronun eğiticiliğinin bir boyutu, hiç kuşkum yok ki duygusal biçimlendirme ve estetik eğitimi. Tiyatro insan ruhunu zenginleştiriyor, yaşantıları derinleştiriyor, yaşam görüşünü arttırıyor, iç uyum ve dengeyi düzenliyor, estetik yaşantıyla güzeli, doğruyu tanıtıyor.

Yılmayacaklar İnanıyorum

Akdeniz Üniversitesi Tiyatro Topluluğu, “Cesaretin ve Cehaletin Sınırlarını Aşmak İçin” şiarıyla tiyatro yapmayı inadına sürdürüyor. Tiyatroların kapatıldığı, sahnelerin yıkılmak istendiği/yıkıldığı, üniversitelerdeki tiyatro faaliyetlerinin bile engellenmeye çalışıldığı, tiyatro sanatının ve onu “icra” edenlerin hakaretlere uğradığı bu dönemde, koşullar ne olursa olsun yılmayacaklarını söylüyorlar.

Akdeniz Üniversitesi Tiyatro Topluluğu Başkanı Mustafa Ersal: “İnsanları tiyatroyla bilinçlendirmeye ve tepkilerimizi sanatla ortaya koymaya sonuna kadar devam etmek için bu festivali yapıyoruz,” diyor.

Sanatın, sadece ve sadece sanat için olabileceği düzleminden yola çıkmışlar, toplumu düzlüğe çıkaracak zaman geçirme materyalinin sanat olabileceği kavramı üzerinde ısrarla duruyorlar.

Baba parasını sömüren asalak birer birey değiller onlar.

İnsanların sanat kavramı üzerinde söz söylemeye hakları olduğuna inanmışlar.

Üniversite öğrenciliğinin seçilmişlikten öte, toplum bilinci üzerinde etkisi olabileceğinin bilincindeler.

Aralarında olduğum o unutamayacağım birkaç gün boyunca, inanın bana, beni çok mutlu ettiler.

Üç Oyun İzledim

Dilin ve iletişimin çöküşü çerçevesinde yalnızlığın, kapana kısılmışlığın, hayatın saçmalığının anlatıldığı; toplum dışına itilmiş bireyle toplumun değerler sisteminin karşılaşmasını sunan Edward Albee’nin “Hayvanat Bahçesi Masalı”nı Maltepe Üniversitesi GSF Oyunculuk Bölümü yapımı olarak Sevda Çalışkan’ın Türkçesinden izledim. Doruk Akçiçek-Aytaç Uşun oynadığı eserde Albee iletişimsizliği konu edinmişti.

“Sürüp giden savaşların herhangi birinde vurulan askerler gömülmeyi reddederek mezarlarından doğrulsalar ve savaşı durdurmaya kalksalar neler olurdu” ya da “Ya kocalarını, sevgililerini, babalarını ve oğullarını kaybedenler ne duyumsardı” gibi pek çok zor soru ve bir o kadar kolay(!) yanıt içeren Irwin Shaw’ın “Ölüleri Gömün”ünü ise Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Oyuncuları sahneledi.

Yerlikaya’nın Brecht Yorumu

Festivalde yer alan 17 oyun arasından ne yazık ki sadece yukarıda andıklarımı ve bir de Akdeniz Üniversitesi Tiyatro Topluluğunun “Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi”ni Murat Yerlikaya’nın rejisinden izledim. Yerlikaya epik tiyatronun özüne uygun olmasına dikkat etmiş, oldukça çağdaş bir yorumla, hem de dozunda tutulan güncel göndermelerle izleyiciyi de gözlemci kılarak rejiyi başarıyla halletmişti.

Oyundan sonra bir mekanda, kadronun büyük bir çoğunluğuyla toplaştık. Söyleşmemiz sırasında üyelerin popüler kültürün getirdiklerini ellerinin tersiyle ittiklerini ibret alarak öğrendim. Bir üniversite öğrencisinin davranması gerektiği gibi dünyasal sorunları ele alıp genç beyinleri uyarmaya çalıştıklarını söylediler. “Çok şey biliyoruz” ya da “Biz her şeyi biliyoruz” demiyorlardı, gel gelelim iyi bildikleri üzerinde de ısrarla duruyorlardı. Kuruluşlarından 19 yıl sonra bu yıl da hedefleri çerçevesinde buluşmuş, yola devam etme kararını yinelemişlerdi. Sanatı sanatla yaşamak, ayakları yere basarak tiyatro yapmak amaçlarıydı.

Hedef: Gerçeği Göstermek

Akdeniz Üniversitesinden 2012 yılında mezun olan Yönetmen Murat Yerlikaya ise dikta rejimlerine karşı olduğunu söyledi: Dikta rejimlerinde tecavüze uğrayan kadınların, çocukların, vücudu parçalanan askerlerin/insanların, dağılan yuvaların, yıkılan hayallerin, öldürülen aydınların, idam edilenlerin, sürgün yiyenlerin, hapis edilenlerin, işkence görenlerin, yakılıp yok edilen kitapların hesabını sormak istediğinden söz etti. “Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi’ni bu amaçla sahneledik” dedi. “Berkin’lerin ölmediği şeker de yiyebildiği” bir dünyanın peşindeydi. Sömürüsüz, savaşsız bir dünyanın izini sürmekteydi. Bireyi değiştirmeyi ona gerçeği göstermeyi hedeflemişti.

Ve bütün bunlar için tiyatro sanatını anlatım aracı olarak seçmişti.

Başım onun ve onların göz külhanları altında yere eğildi.

İçimden “Birey bilinçlenecek, bu düzen değişecek” diye bağırmak geçti.

Bu çocuklar sayesinde Antalya’da umutlarım tazelendi, neşem yerine geldi!

Evrensel



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız:


− beş = 2