Bir Sır, Ne Kadar Gizli Kalabilir: ‘Vakti Geldi’

Üstün Akmen

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları 100. yılında genç bir yazarın, Gökhan Erarslan’ın (1982) yazdığı “Vakti Geldi” başlıklı oyunu sahneliyor.

Siyasal Bilgiler Fakültesinden biri iş adamı, biri bürokrat, biri de profesör olmuş üç eski okul arkadaşı yıllar sonra, rakip olarak karşı karşıya geliyorlar. Her üçünün de yaklaşmakta olan seçimlerde belediye başkanlığına aday oldukları oyun aktıkça ortaya çıkıyor. Birbirleriyle yarışan bu adamların yaşamları, aldıkları bir mektup sonucu birbirlerinden habersiz olarak buluşma yerine gidişleri ve yanlarına gelen genç bir kadınla değişiyor.

Gökhan Erarslan’ın Başarısı

Her şeyden önce bir gerçek var ki, Yazar Gökhan Erarslan, istediğini yetmiş dakika içinde anlaşılır kılmış. Konunun içinde demokrasiyi, çıkar ilişkilerini, kadının toplumdaki ve erkekler nazarındaki yerini, siyaseti, siyasetçileri, mesleki unvanların geri planındaki gerçek kişiliklerini de güzel bir Türkçeyle yazmış. Yazarken zembereği sonuna kadar kurmuş. “Zemberek yeri geldiğinde nasılsa boşalacak” iletisini de hazırlamış.

Bu tam da tragedyaya uygun bir işlem…

Kolun şöyle bir azıcık dönmesinin işi bitireceğini hissettirmiş, gerisi kendiliğinden gelmiş. Makine tıkır tıkır işlemiş. Makineyi önceden bir güzel yağladığı için, yağ gibi kayan teatral bir zemin elde etmiş.

Temiz iş, kusursuz.

Karakterlerin yazgısı böyle belirlenmiş.

İyi de tecavüzcü üç arkadaş neden Siyasal Bilgiler Fakültesinden de, örneğin Gazi Eğitim’den değil, insan ister istemez öküz altında buzağı arıyor.

Erarslan hiç okul adı vermese n’olurdu?

Hiç!

Hani o yıllar Türk solunun Mülkiye’de yükseliş yılları ya…

Acaba Gökhan nereye taş atıyor, niye atıyor!

Bilmiyorum.

Naşit Özcan Neler Yapmış

Oyunun rejisini yapan Naşit Özcan, farklı atmosferin günümüzdeki üç karakterinin olay örgüsünü, kısa tablolarla, sanki sinema filmindeki sekanslara bölerek işlemiş.

Hatice Yurtduru’nun dramaturgi yardımını da yanına alarak, sahneleme yöntemi olarak belli bir kuram yakalamış.

Reji üzerine düşünmeye başladığı an, pratiği dikizleyişinde, metin üzerine akıl yorma biçiminde, dizgelilik, etkililik, saltıklık, komiklik isteğinden ya da yalın bir düşünsel meraktan yola çıkmış. Dramatik yazımı sahne üzerinde ürettiğinden, üretilen alımlandığında zorunlu olarak kuramsal düşünmenin etkisi altına girmekten kaçınmamış. “Vakti Geldi”yi sahne trafiğiyle, temposuyla amacına pek güzel ulaştırmış.

Yaratıcı Kadro

Metin Taşkıran’ın efekt tasarımı fevkalade başarılı.

Ömer Göktay’ın müziği iyi.

Özcan Çelik, ışık tasarımıyla oyuna katkı sağlatmış.

Ayşen Aktengiz Bayraşlı, oyuncuyu kostümü ile bütünleştirmiş. Oyuncu kostümü ile bütünleşince, karakterini yaratması kolaylaşmış.

Gamze Kuş’un dekoru hem işlevsel, hem de görsel olarak iyi üstü. Gamze Kuş, mekan yaratmamış, oyuncunun kabullendiği, kavrayabildiği, yabancılık çekmediği, hareketlerini kısıtlamadığı bir ortam tasarlamış.

Oyunculuklar

Oynanışa geldiğimizde ritim, tüm oyuncular tarafından tutturuluyor. Olayın akışı hiç bozulmuyor, karşılıklı diyaloglarda tempo düzeyi düşürülmüyor.

Ali Karagöz’ün moralini bozmamak için, şimdilik sadece “Şeytan ayrıntıda gizlidir,” deyip geçeceğim, ama ekleyeceğim de: “Tümcelerin ve tiratların ses aralığına dikkat!”

Selçuk Soğukçay, seyircinin uyarıcılarını olumsuz yönde etkileyecek her türlü eylemden titizlikle kaçınmakta.

Orhan Hızlı, bir oyuncunun görevinin sadece karakteri ortaya koymak değil, karakterin duyumsadıklarını seyirciye yansıtmak olması gerektiğini kanıtlıyor.

Yeşim Koçak ise gerek sahne kullanımı, gerekse uyumlu ve tutarlı yürüyüşü, duraklamalarıyla, özdeşleştiği karakterle oyuna yadsınamaz boyutta ciddi bir katkı sağlıyor.

Son olarak söylemek istediğim şu: “Vakti Geldi”de her vurgunun altında dramatik ciddi bir anlatım var.

Boş vakit geçirmek için değil, gerçeklerin aktarımındaki farklılığın insanlarla paylaşımına tanık olmak istiyorsanız, görün bu oyunu.

Evrensel



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız:


yedi − = 4

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>