‘Behzat Ç.’ ile Ekonomi Politik

2[Songül Hatısaru’nun Erdal Beşikçioğlu ile yaptığı ve Milliyet gazetesinde yayınlanan söyleşisini paylaşıyoruz.]

Devlet tiyatroları, opera, bale ile orkestraların faaliyetlerinin Türkiye Sanat Kurumu’na (TÜSAK) bağlanması gündemde. Sanat camiasının karşı olduğu TÜSAK’a bir tepki de Behzat Ç. ile ünü yayılan Erdal Beşikçioğlu’ndan…

“Bu yapı muhalif sanatı desteklemez, sübvanse edilmeyen bir oyunun bileti en az 30 TL olur ve 4 kişilik bir aile evden çıkıp tiyatroya gitmek için 150 TL’yi gözden çıkarmak zorunda kalır” diyen Beşikçioğlu’na göre hayatta her şey ‘ekonomi politik’…

Yaklaşık 6 yıldır kapalı gişe oynayan ‘Bir Delinin Hatıra Defteri’ oyununun İstanbul turnesi cumartesi günü sona erdi. Oyun için uzun bir süredir İstanbul’da olan Erdal Beşikçioğlu, son gösterimden sonra 16 aylık oğlu Ömer’in yanına, Ankara’ya gitti.

Oyunun teatral kısmına dair çok söz söylemeyeceğim. Beni aşar, 1.5 dakika içinde tükenen, asıl fiyatı 10 TL iken, 150 – 200 TL’ye karaborsaya düşen oyunun biletleri durumu anlatıyor zaten.

İşin sanatsal kritiğiyle ilgili haddimi bilerek söyleyebileceğim tek şey bir sesin böyle 10 farklı tonda, duyguda çıktığını görmek şaşırtıcı. Erdal Beşikçioğlu insanüstü bir performansla, bir vincin üstünde ağzınızı yüreğinize getirerek oynuyor. Gogol’un ünlü eserini Genco Erkal’dan çok farklı yorumlamış, Erkal’ınki ne kadar klasik bir yorum idiyse Beşikçioğlu o kadar avangard oynuyor.

Sormamak olmazdı

Oyun sonrasında Beşikçioğlu’ya yemek yedik. Beşikçioğlu ile yürümek mümkün değil sokaklarda. Halkın sevgisi müthiş, gören koşuyor… Dizi biteli epey oldu ama Behzat Ç. hâlâ yaşıyor! Ve Beşikçioğlu’nun şimdiye kadar yaptığı ve bundan sonra yapacağı diğer bütün mükemmel işler, afili delikanlı Behzat’ı halkın gönlündeki tahttan bir milim bile kımıldatamayacak.

Yemekte çaktırmadan ufak ufak sorularla bir röportaj çıkarma planım kısmen başarıya ulaşabildi. Çünkü gittiğimiz mekânda fotoğraf çektirmeye gelenlerden fırsat bulup konuşmak zor oldu.

Bu trafik arasında Beşikçioğlu’nun da üstüne, ‘Sen artık normal sohbet edemiyorsun, sohbete yazmalık malzeme çıkar mı’ diye bakıyorsun sözleri de eklenince geri çekildim. Ancak tam da Dünya Tiyatro gününde izlediğim oyun öncesinde, Devlet Tiyatroları’nın kapatılma süreci nedeniyle yaşanan müthiş protesto alkışını konuşmamak da olmazdı. Bu yıl oyunlar öncesinde her yıl okunan bildiri de okunmadı.

Banka bölge müdürünün muhalif oğlu

Başa baş noktası ekonomik bir terim… Ekonomiyle aranız iyi…

Babam bir kamu bankasının bölge müdürüydü! Her şey ekonomi politiktir hayatta… Türkiye’deki ortalama gelir seviyesini düşündüğünüzde, tiyatroya desteği kesemezsiniz. 4 kişilik bir aile benim oyunuma 120 TL ödeyerek gelmek zorunda kalır. Buna gidiş dönüş yol parasını katarsanız 150 TL’ye mal olacak gelip gitmesi. Nasıl gelecek? Diyarbakır’daki insan nasıl gelecek sonra? Bilet fiyatları uygun olduğu için devlet tiyatroları dolup taşıyor. Gidin Anadolu’ya tiyatrolarda yer bulamıyorsunuz…

Ne peki bu rant mı? Devlet tiyatrosu, operalarının değerli noktalardaki güzel binaları mı?

Öyle diyemem. Zira bu binaların çoğu devletin değil, vakıfların malları. Konu daha çok ideolojik.

11 kişilik ‘süper’ kadro

Konuya uzak olanlar için özetlemek gerekirse, yakında yasalaşması beklenen taslağa göre Türkiye Sanat Kurumu (TÜSAK) adında bir yapı kuruluyor. Devlete bağlı Devlet Tiyatroları, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Opera Bale Genel Müdürlüğü ile orkestraların faaliyetlerinin tamamı bu kuruma, yani Türkiye Sanat Kurumu’na bağlanacak. Kurum, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın tavsiyesi ve Bakanlar Kurulu kararı ile atanacak 11 kişiden oluşan Türkiye Sanat Kurulu ve hizmet birimlerinden oluşacak.

Türkiye’de desteklenecek tüm kültür-sanat faaliyetlerini bu 11 kişilik kurul belirleyecek. Ankara Devlet Tiyatrosu oyuncularından Erdal Beşikçioğlu, ‘Bir Delinin Hatıra Defteri’ni 2008 yılından beri oynuyor. Oyun öylesine beğenildi ki, ilk günden itibaren kapalı gişe oynayan oyuna bilet bulmak bir olay haline geldi. Oyun öncesinde tiyatro gişesinin önünde gece yarısı uzun kuyruklar oluşuyor. 10 liraya satılan oyunun biletleri karaborsada 150-200 liraya pazarlandı. Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, karaborsayı engellemek için tarihinde bir ilke imza atarak, bilet satışına “Aynı kişi oyunu bir kez izleyebilir, bunun için de nüfus cüzdanı ibraz edilmelidir” şartı getirdi.

Sanat dediğiniz şey muhaliftir ve yasa uygulanmaya konduğunda ortada bale, tiyatro falan kalmayacak. Erdal Beşikçioğlu anlattıkça, her oyunu kapalı gişe yapan bir oyuncunun, ‘enerjisini alan şeylere bak’ diye düşündüm. Sanatçı, sanatını icra etmek, halk da bunu görmek, bunun bir parçası olmak istiyor.

Devlet, bu buluşmayı kolaylaştırmayacaksa, halkını mutlu edecek faaliyetler içinde olmayacaksa neden var? Beşikçioğlu’yla tiyatro eksenli sohbetimiz, sahneden, salondan sokağa taştı. Çünkü onun da söylediği gibi: Hayatta her şey ekonomi politiktir aslında…

İngiltere gibi olur muyuz!

Getirilmek istenen yeni yapıda demin oynadığınız oyun desteklenir mi?

Bu, oyuna nereden baktığınıza bağlı. Ama konu bu oyun, o oyun değil. Bu yapı kurulduğunda biraz muhalif olan hiçbir oyun desteklenmez.

Peki, tasarının gerekçe kısmında, yeni düzenlemede, İngiltere’nin 1940 yılında kurulan ‘İngiliz Sanat Konseyi’, İtalya’da 1976 yılında kurulan Kültürel Faaliyetler Bakanlığı’nın örnek alındığı belirtiliyor. Böyle mi gerçekten?

Doğru, İngiltere’de Yüksek Sanat Kurumu var. Ancak orada yüzyıllardır oluşmuş bir etik ve kültür sanat ortamı, iklimi de var… Tiyatroları desteklerken muhalif mi, değil mi diye bakmıyorlar… Sanatsal değerine bakıyorlar. Bir etik içinde sistem işliyor. Bu iklimi de copy paste edebilecekler mi!? Bizde de öyle olacakmış, inanırsanız! Devlet artık bu Yüksek Sanat Kurulu’nun seçtiği tiyatrolardan istediklerini destekleyecek. Buna inanmamız beklendiğinden Londra’da da benzer bir yapının olduğu ve bu yapının Türkiye’ye taşındığı ileri sürülüyor karşı argüman olarak.

Hükümet tarafından onaylamayan sanat faaliyetlerine izin verilmeyecek mi diyorsunuz?

Bu yasa sadece tiyatroları değil, opera ve baleyi de ilgilendiriyor. Hangi oyununun, konserin, hangi operanın destekleneceğine bu kurul karar verecek. Doğal olarak böyle bir sonuç çıkacak ortaya, desteklenmeyecek tabii.

Sanılanın aksine devlet tiyatrolarına büyük bir ilgi görüyorum. Kapalı gişe oynuyor bir çok tiyatro.

Öyle. Ancak maalesef bundan sonra tiyatro, Türkiye’de yüksek sanat olacak, sadece burjuva gidebilecek!

Sizin oyunu erken mi izledim, tüh burjuva olma şansını kaçırdım desenize…

Devlet tiyatroları kapanırsa halkın, öğrencilerin tiyatroya gelmesi çok zor artık. Siz tiyatroya yardımı kestiğinizde, özelleştirdiğinizde 10 TL’ye nasıl oyun izleyecek öğrenciler. Hepimiz biliyoruz ki devlet yardımı olmadan Türkiye’de tiyatro yapılamaz. Bir oyuna en az 30-40 TL verebilenler gider özel tiyatrolarda izleyebilir artık ancak. Devlet tiyatrosu dediğiniz şey koca bir sistem. Atölyeleri var mesela.

Ne yapıyor bu atölyeler?

Oyunlarda ciddi bir maliyet oluşturan kostümler, dekorlar burada dikiliyor. Tabii bu oyunların maliyetlerini düşürüyor. Şimdi siz bu atölyeleri kapattığınızda 15 TL’ye mal olan bir kostümü 50 TL’den aşağı yaptıramazsınız. Nasıl oynayacaksınız o zaman…

Bir Delinin Hatıra Defteri’nin biletleri devlet tiyatroları konsepti olmasa ne kadar olurdu?

En az 30 TL. O taktirde de ancak masraflarınızı çıkarır, başa baş noktasına gelirdiniz… Bu her yerde böyle olduğu için tiyatrolar sübvanse edilir.

Milliyet

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>