3 Kişilik Türkiye Gerçeği!

Yaşam Kaya

Tiyatro Oyun Havası, D Blok D 7 adlı oyunla seyircisi karşısına geçerken geçtiğimiz ay oyunu izleme şansını yakaladım. Ne demeli bilmem, o kadar çok oyun izledim ki bu sezon, gördüğüm 170 oyun arasından elimden geldiğince kritikleri yazmayı sürdürüyorum. Ama benim için bu eleştirinin en önemli özelliği sezonun 100. Tiyatro kritiğini yazıyor olmam. Dile kolay, tam 100 oyun eleştirisi olmuş. Uykusuz geceler, karda, yağmurda oradan oraya koşturmalar derken sezonun son oyunlarına beraberce geldik. Geçtiğimiz gün İngiliz Sky News Televizyonu beni aradı, Türkiye’deki tiyatro hayatı üzerine röportaj yapacaklarmış. İMC TV’ de katıldığım programlardan arkadaşlar önermiş adımı. Onların işi acele olduğu için zamanı tutturamadık, bende başka bir eleştirmen dostuma durumu pasladım. Neyse lafı çok uzatmayayım, Türkiye’de en fazla oyun izleyen eleştirmen olmam İngiliz dostlarımın da dikkatinden kaçmıyor. Her eleştirmenin görevi bu olmalı. Tiyatro adına nerede nefes alınıyorsa mutlaka ama mutlaka orada bizlerin olması gerekir.

Yelda Baskın’ın yazıp yönettiği ‘D Blok D 7’ de tiyatromuzun parlayan yüzleri Elif Ürse, Ayşe Demirel, Cem Sürgit görev almış. Ben bu isimlerin yaptıkları çalışmaları uzun yıllardır takip ediyorum. 2008 yılında Taraf Gazetesi’nde köşe yazarken yine Yelda Baskın ve Elif Ürse’nin içinde yer aldığı muhteşem bir proje izlemiştim. O güne kadar Türkiye’nin yaşadığı en büyük sorun olan ‘başörtüsü’, ‘Kürt sorunu’ ve ‘Eşcinsellik’ olayına cesurca değinen ikili, hafızalardan silinmeyecek bir konuyu sahneye taşımayı başardı. Yine karşımızda bu denli ses getirecek kaliteli bir iş var.

Konuda bir evin içinde yaşayan üç insan çıkıyor karşımıza. Belki de bir koltukta yaşayan üç insan desek daha doğru olur. Şükran, Emek ve Leyla tipik Türkiye fotoğrafının önemli örneği. Hayalleri olan insanlar bunlar. Ama bizim ülkede yaşayan insanlar gibi, her hayalin uygulama aşaması maalesef yok. Erkek çocuk işsiz, tek başına hayat kurmanın derdinde. Kızın amacı oyuncu olup para kazanmak, ünlü bir isim olmak. Anne kendi iç dünyasında geçmişini özlüyor. Evde para yok. Evde koltuk dahil tüm eşyalar eskimiş. Ve günden güne evin içindeki yaşamlar eskiyor. Ailenin parası olmayabilir ama tutunacakları bir bayrak, karınlarını doyuracak milli duyguları var. Tabi yersen!

Yelda Baskın öylesine muhteşem bir oyun yazmış ki, nasıl olurda tiyatro ödül jürileri bu metni görmez, hayret içindeyim. Tabi oyunu izlediklerinden de şüpheliyim. Bizim tiyatro jürileri ‘vur patlasın çal oynasın’ oyunları izlesin, kahkaha atsın bu yeterli. Tiyatronun sanatsal disiplinini tanıyan kaç isim var ki?! Yönetmen hem yönetim anlamında hem de metnin karakter analizinde büyük uğraş sergilemiş. Annenin çocukları bir arada tutmak için uğraşı; kızın bir türlü gerçeğe dönmeyen Türkiye hayalleri; erkek egemen yapının başıboş sıradanlığı metne ince ince işlenmiş. Sahnede tek kelime muhteşem bir emek var. Özellikle genç kızın elindeki kameradan ekrana yansıyan görüntü, hayatın hiçte tozpembe olmadığını vurguluyor. Duygular, istekler, arzular, öyküler… Kısacası bizi biz yapan ne varsa gerçekçi nedenlerle sahnede yer almış.

Yönetmenin başarısı oyuncular üzerinde de etkili. Sahnedeki üç oyuncuyu birbirinden ayırmak neredeyse imkansız. Ama Elif Ürse’yi ayrı bir noktada tutuyorum. Karakter oyuncusu özelliği o’nu hep ayrıcalıklı kılıyor. Tiyatro Oyun Havası’nın yanılmıyorsam ilk oyunu olan ‘D Blok D 7’, anlattığı üç kişilik Türkiye gerçeğini küçük bir kanepeye sığdırmayı başarmış. İstanbul’ un ses getiren yeni sahnesi D22’ de son gösterimlerini gerçekleştiren oyunu siz siz olun kaçırmayın.

Oyunla ilgili her türlü bilgiye http://tiyatrooyunhavasi.blogspot.co.uk/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Sanat Haberlerimiz



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız:


8 + üç =

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>