BGST’den Tüsak Tasarısına Yönelik Eleştiri ve Öneriler


bgstMimesis Haber/ Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’nun TÜSAK Yasa tasarısına ve ülkenin kültür sanat politikalarına dair bakışını içeren açıklamasını paylaşıyoruz:

I.Giriş

Kültür sanat faaliyetlerinin ülke içerisinde desteklenmesi için Kültür Bakanlığı tarafından kamuoyunda kısaca TÜSAK adı ile bilinen tasarı hazırlandı. Bu tasarı ile çeşitli sanat disiplinleri ile devlet arasındaki ilişkileri düzenlemek amacıyla yeni bir kurumun oluşturulması, bu kurumun karar organı olarak da bir Sanat Kurulu’nun kurulması tasarlanmıştır. Özellikle ödenekli sanat kurumlarının Türkiye Sanat Kurumu’nun görev alanına girmesi; diğer yandan özel sanat kurumlarına dönük devlet desteği konusundaki dağınık mevzuatın bu yasa tasarısı ile bir araya toplanmaya çalışılması kamuoyunda temel tartışma konuları olmuştur.

Devlet kurumları ve yerel yönetimler ile kültür sanat faaliyetleri arasındaki ilişkinin somut kriterler çerçevesinde düzenlenmesine önem vermekle birlikte; bu düzenlemeler yapılırken sanatsal içeriği kontrol altına alacak bir anlayıştan ziyade sanatsal ifadenin olanaklarını güçlendiren bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Ülkede kültürel çoğulcu, demokratik katılımcı bir kültür sanat alanının üretilmesi ve yaşatılmasına yönelik mevzuata ve bunu engelleyecek mevzuatların kaldırılmasına ihtiyaç var. 2012 Nisan ayında Şehir Tiyatrolarına yapılan müdahalenin sonucu olarak meydana gelen yönetim değişikliğinin ardından 2013 Kasım ayında da Bakanlığın özel tiyatrolara dönük devlet desteği uygulamasında ayrımcılık içeren bir içtihada imza attığını gördük. BGST olarak bu tür uygulamalarla seküler anlayışın tasfiye edilerek muhalif sanatın baskılandığı, “genel ahlak”çı ve “milli değerler”i ön plana çıkaran bir sanat anlayışının yerleştirilmeye çalışıldığı düşünüyoruz. Böyle bir ortamda çıkarılacak olan bir sanat yasasının ayrımcılık içeren icraatları engellemesi gerektiğini ve kültürel yelpazeyi kapsayacak bir yasa olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu bağlamda Bakanlığın yasa tasarısını incelemeyi, yapıcı eleştiri ve önerilerimizi Bakanlığa ve kamuoyuna sunmayı önemli ve gerekli buluyoruz.

II. TÜSAK Tasarısına Bakışımız ve Önerilerimiz

1. Tasarının Hazırlanış Şekli ve Geliştirilmesi Süreci

Bakanlık yasa tasarısını hazırladıktan sonra doğal olarak çeşitli sanat örgütlerini muhatap alarak görüş alışverişine girmiştir. Ancak bu görüşmelere katılan örgütler özel sanat kurumlarını (en azından çoğunluğunu) temsil yetkisine sahip değildirler. Bu durumun doğal bir sonucu olarak özel sanat kurumları bu tür fikir alışverişlerinde devre dışı kalmaktadırlar. Kültür sanat alanında son derece köklü değişiklikler öngören bir yasanın hazırlanışında, sadece Bakanlık içerisinde, üstelik özel sanat kurumlarının katılımına imkan vermeyen toplantılarla demokratik süreçlerin işletildiğini kimse iddia edemeyecektir. Bu nedenle tasarının hazırlanması ve geliştirilmesine sadece Bakanlık düzeyinde yapılacak davet usulü toplantılarla değil, toplumun her kesiminin katılımına olanak verecek şekilde bir yöntem uygulanması gereklidir.

2. TÜSAK ile Kurulması Planlanan Kurum ve Kurul’a Yönelik Görüşlerimiz

TÜSAK yasa tasarısında Türkiye Sanat Kurumu doğrudan siyasi iktidarın atadığı bir organ olarak tarif edilmiştir. Bu hali ile hangi siyasi parti iktidardaysa onun isteklerine boyun eğmek zorunda olan bir kurum olacağı tartışmasızdır. Anayasal demokrasimiz, mevcut Anayasa hükümlerine göre kağıt üzerinde olsa dahi çoğulcu bir demokrasidir. Yani seçim ile çoğunluğu elde eden iktidarların her istediklerini yapabilmeleri söz konusu değildir. Tasarıdaki mevcut düzenleme ise Anayasa’ya aykırı bir düzenlemedir. Doğrudan Bakanlar Kurulu ve hatta Bakanın şahsına bağımlı tasarlanmıştır. Çoğulcu demokrasilerde her gelenin soyut bakışına göre değişecek bir kurum ve kurul düzenlemesi kabul edilebilir değildir. Yasa taslağının 3. ve 4. maddeleri bu şekli ile sorunludur.

TÜSAK, somut kriterlere uygun olan sanatsal projelere desteğin sağlandığı ve prosedürel denetimin yapıldığı idari görevlerle var olmalıdır. Bu idari görevler denetimlerin sağlanması düzeyinde olmalı, kültür sanat projelerinin içeriğini belirleme düzeyinde olmamalıdır. Kurul ise katılımcı demokratik bir yapı ile kurulmalı, çeşitlilik içermeli ve ülkedeki farklı kültürleri ve sanatsal anlayışları temsil etmelidir.

İngiltere’deki sanat konseyi yapılanmasından örnek verecek olursak; buradaki özerk konsey yapısı devlet yapılanması ile iç içe değil, belli bir mesafe ile (arm’s length) işleyecek şekilde tanımlanmıştır. Ayrıca sanatsal üretimin toplumdaki çeşitliliği yansıtması İngiltere Sanat Konseyi’nin ana ilkeleri arasında yer almaktadır.

Almanya ve Kuzey Avrupa ülkelerinde ise devletin kültür ve sanata destek politikası yerel yönetimlerin inisiyatifi ile şekillenmektedir. Merkezi devlet aygıtı yerel yönetimlere bu konuda kaynak aktarımı yaparken karar alma ve politika belirleme anlamında sözü yerel yönetimlere bırakmaktadır. Bu hali ile özerk dahi sayılamayacak Kurum’un kuruluş ilkelerinin yukarıda belirttiğimiz çerçevede yeniden ele alınması gereklidir.

3. Sanat Kurumları Karar Alma Süreçlerinin İçinde Olmalıdır

Özellikle özel sanat kurumlarının desteklenmesi sürecinde, etkin ve toplumun geneline yayılan bir kültür sanat politikasının belirlenmesinde, yerel yönetimlerin ve yerinden yönetim ilkesine uygun olarak bölgesel sanat konseylerinin tasarı ile ihmal edilmesi doğru olmamıştır. Üniter devlet modeli ile yönetilen ülkemizin temel birçok probleminin kökeninde her şeye muktedir merkezi yapılar bulunmaktadır.

Yasayı daha demokratik bir yapıya kavuşturmak için bölge yahut şehir konseylerinin teşkil edilmesi ve bu konseylerde de yerel yönetimlerden temsilcilerin yer alması gerekmektedir. Eğer sanat kurulu bu bölge konseyleri ile koordineli bir şekilde yapılandırılırsa yerel ihtiyaçlara cevap verebilen bir model oluşabilir. Halihazırda bu yasa tasarısına ilham verdiğini düşündüğümüz İngiltere Sanat Konseyi’nin yapılanması da bir adet merkezi konseyi (national council) ve dokuz adet bölgesel konseyi (regional councils) içermektedir.

Bölgesel sanat konseylerinin kurulması ve özellikle kültür sanatı destekleme stratejilerinin bu konseyler tarafından belirlenmesi, ülke genelinde teşkil edilecek sanat kurumunun daha çok denetleme ve idari süreçleri yönetme noktasında düzenlenmesi daha doğru olacaktır. Kurulması halinde bu yerel konseylerin yerelde düzenleyici ve altyapı hazırlayıcı bir işleve sahip olması, konseylerin, yerelde birey ve toplulukların kültür sanata ve bu alandaki kararlara katılımını; sanatsal üretimlere ve eğitime erişim hakkını; kendi kültürünü ifade etme hakkını güvence altına alacak şekilde düzenlenmesi gerekir.

4. Kültür Sanat Faaliyetlerinin Desteklenmesi

Ülkedeki özel sanat kurumlarının temel sorunları olan, sanatsal üretim için gerekli alt yapı eksikliği, maddi yetersizlikler sorunlarının tasarı ile ciddi bir şekilde ele alınması olumludur. Örneğin, hem TÜSAK’a bütçe verilmesi hem de yerel yönetimlere Kültür Bakanlığının genel bütçedeki payı oranından az olmamak üzere kültür sanat faaliyetleri için pay ayrılması zorunluluğu getirilmesi hiç şüphesiz olumlu bir girişim olarak gözükse de bu konudaki düzenleme de ayrıntı içermediğinden yetersiz kalmaktadır. Bu bütçelerin nasıl yönetileceği, hangi alanlarda ne kadar destekleme yapılacağının sınırlanın çizilmemesi, idarenin takdir hakkının bu kadar büyük bir bütçenin yönetilmesinde sınırlanması gereklidir.

Yasa tasarısında madde 9/1 a’da belirtildiği şekliyle yeni yazılmış eserler için yerli sanatçılara destek verilmesi hükmü olumludur. Bu türden destekler özgün eser üretimini kışkırtacak mahiyettedir. Bu maddenin bazı pozitif ayrımcılık kriterleriyle ayrıntılandırılması daha doğru olacaktır. Coğrafyamızdaki farklı dil ve lehçelerde yazan yerli sanatçılara, toplumsal cinsiyet ve maddi gelir anlamında dezavantajlı pozisyonda bulunan yerli sanatçılara pozitif ayrımcılık yapılması gerekmektedir.

Madde 9/1-b’de geçen yeni sanat mekanı açan kişilerin desteklenmesi hükmü olumlu olmakla birlikte rekabet koşulları ve ekonomik anlamda dezavantajlı pozisyonda olan ve giderek yükselen kentsel rant ortamında tutunmakta zorlanan sanat mekanı işletmecilerinin bu destekten öncelikli olarak yararlanması sağlanmalıdır. Aksi takdirde dev sanat organizasyonları karşısında küçük işletmelerin pek bir şansı olamayacaktır.

5. Destek Bütçesinin Belirlenme Şekli

Tasarı’nın 8.maddesinde yer alan “Bu Kanun kapsamında kullanılacak olan destekleme bütçesinin hangi alanlarda ve hangi oranda kullanılacağı Kurul tarafından belirlenir” hükmü yerinde bir hüküm değildir. Bu hali ile tamamen siyasi iktidar tarafından dizayn edilecek olan Kurul’un hangi kıstaslara dayalı olarak destekleme bütçesini belirleyeceğinin somut olarak yasal denetime elverişli bir şekilde düzenlenmesi gereklidir. Kurum tarafından yapılacak yardımları değerlendirmesi tasarlanan Kurul’un bu değerlendirmesini gerçekten ihtiyaçlara uygun bir şekilde yapabilmesi gerekir.

Bütçe politikalarının, eğitimde, iş yerlerinde sanat faaliyetlerin desteklenmesi ve yaygınlaştırılması yönünde düzenlemesi gerekir. Bunların yanı sıra ev kadınları, emekliler, çocuklar ve gençlerin sanat üreticisi olmalarına imkan sağlayan bir bütçe ve altyapı desteği uygulanmalıdır. Yani bu bağlamda bütçenin kullanım şeklinin belirlenmesinde karar sahibi olacak Kurul’un takdir yetkisi ihtiyaçların somut şekilde belirlenmesi, ihtiyaçların istatistiki verilerle somutlaştırılması gibi yöntemleri ile sınırlandırılmalıdır.

6. Farklı Kültür ve Dillere Ait Kültür Sanat Faaliyetlerinin Desteklenmesi

Tasarının mevcut halinin ülkedeki farklı kültür ve dillerin kendisini sanat alanında ifade etmesinin önünü açacak şekilde gözden geçirilmesi yerinde olacaktır. Örneğin 7.maddede yer alan destekleme ilkelerinin kültürel çoğulculuğu vurgulayacak ve çok dilli üretimleri destekleyecek şekilde ele alınması gereklidir. Yasanın çok kültürlü ülke yapısına uygun bir şekilde düzenlenmesi aynı zamanda ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların da gereğidir.

4867 Sayılı yasa ile uygun bulunan BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme madde 15.1’e göre: “Bu Sözleşme’ye Taraf Devletler, herkesin: (a) Kültürel yaşama katılma hakkına; … sahip olduğunu kabul ederler.”

BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi madde 27.1’e göre: “Herkes toplumun kültürel yaşamına serbestçe katılma, güzel sanatlardan yararlanma, bilimsel gelişmeye katılma ve bundan yararlanma hakkına sahiptir.” Madde 28’e göre ise: “Herkesin bu Bildirgede öngörülen hak ve özgürlüklerin gerçekleşeceği bir toplumsal ve uluslararası düzene hakkı vardır.”

2001 yılında kabul edilen “Kültürel Çeşitlilik Hakkında UNESCO Evrensel Bildirisi”nden hareketle kültürel çeşitliliğin korunması alanında hukuken bağlayıcılığı olan ve bu alanda alınabilecek somut önlemleri belirlemek üzere Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO)’nün 33 üncü Genel Konferansı tarafından Türkiye’nin de olumlu oyuyla kabul edilen Kültürel İfadelerin Çeşitliliğinin Korunması ve Geliştirilmesi Sözleşmesinde ifade edildiği üzere: “Demokrasi, hoşgörü, sosyal adalet ve halklar ve kültürler arasında karşılıklı saygı çerçevesinde gelişen kültürel çeşitliliğin, yerel, ulusal ve uluslararası düzeylerde barış ve güvenlik için vazgeçilmez nitelikte”dir.

Kültürel İfadelerin Çeşitliliğinin Korunması ve Geliştirilmesi Sözleşmesi’nin Tarafların Hakları ve Yükümlülüklerinin açıklandığı, IV.Bölüm madde 5.2’ye göre: “Taraflardan biri kendi ülkesinde kültürel ifadelerin çeşitliliğini korumak ve geliştirmek için politikalar uyguladığında ve önlemler aldığında, politikaları ve önlemleri işbu Sözleşme’nin hükümleriyle uyumlu olacaktır.”

Madde 9/1 ç’de geçen “Türk tiyatrosu” ibaresi, geleneksel sanatımızın sahip olduğu çok kültürlü yapıyı yansıtmamaktadır. Nitekim yapılan bilimsel araştırmalar, Osmanlı’dan bugüne izleri devam eden geleneksel temaşa sanatının sadece bir milletin ve bir dilin ürünü olmadığını, birçok etnik grubun ve dillerinin etkileşime geçmesi sonucu ortaya çıktığını göstermektedir. “Geleneksel Türk Tiyatrosu” ibaresinin “Geleneksel Temaşa Sanatımız” şeklinde değiştirilmesi gerekir.

7. Eğitim Öğretim Kurumlarında Kültür Sanat Faaliyetlerinin Yaygınlaştırılması Yönünde Yasal Düzenlemelere Yer Verilmelidir

Eğitim öğretim kurumlarında kültür sanat faaliyetlerinin desteklenmesi gereklidir. Bugün ilk ve orta öğrenim kurumlarındaki öğrenciler sanatsal faaliyetlere giriştiklerinde uygun mekan, dekor, kostüm, aksesuar, enstrüman vb. bulamamaktadırlar. Ayrıca bu sanatın eğitimini alacakları usta öğretici sıkıntısı çekmektedirler. Yüksek öğrenim kurumlarında faaliyetlerine devam eden öğrenci kulüpleri ise özellikle alt yapı ve telif alanında sorunlar yaşamaktadırlar. Kâr amacı gütmeyen, kültür sanat faaliyetlerinin toplumun tabanına yayılmasında önemli işlevleri olan bu yapıların ayakta kalması, kültür sanat faaliyetlerinin yaygınlaştırılması için kilit öneme sahiptir. Bu kurumlarda yer alan bireyler anayasal gelişme hakkı çerçevesinde her tür engelden azade bir şekilde eğitim öğretim faaliyetlerin sürdürebilmelidirler. Tüm bu hususlar Anayasal gelişim hakkı çerçevesinde değerlendirilmeli ve yasa taslağı bu hak çerçevesinde ele alınmalıdır.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 4 Aralık 1986 tarihli ve 41/128 sayılı Kararıyla ilan edilen gelişme hakkına ilişkin bildiride gelişme sürecinde insanının merkezi bir konumda yer aldığı ve bu nedenle gelişme politikalarının insani gelişmenin asli unsuru ve yararlanıcısı yapması gerektiği kabul edilmektedir.

Amaç kültür ve sanat faaliyetlerinin geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ise bunun eğitim – öğretim kurumlarında yapılacak iyileştirmelerle başlayacağı kuşkusuzdur. Eğitim öğretim faaliyetleri ise hiç şüphesiz sadece okulda verilen derslerden ibaret değildir. Sanatsal yaratımın öznesi olan bireylerin bir araya gelerek kültür sanat ürünlerine erişmesinin ve gelişmesinin önündeki alt yapısal ve yasal engeller bu yasa ile ortadan kaldırılmalıdır. Bu kapsamda, destek bütçesinin bir bölümü bu kapsamdaki kültür sanat faaliyetlerine ayrılmalı, kâr amacı gütmedikçe teliften azade bir şekilde temsil serbestisi gerek eğitim öğretim kurumu içi gerek dışında uygulanmalı, üniversitelere ve ilk-orta öğrenim kurumlarına kulüp odası, çalışma alanları, gösterilerin sergileneceği salonlar tahsis etme yükümlülüğü getirilmelidir.

Özellikle 5237 Sayılı FSEK m.33’de ve diğer bazı temel yasalarda eğitim öğretim kurumlarındaki bireyler lehine değişikliklerin işbu yasaya ek bir madde ile düzenlenmesi gereklidir.

8. Desteğin geri alınması

Bakanlık tarafından tek taraflı hazırlanan protokollerin sınırlarını çizmediğinden, tasarının bu hali ile yasalaşması halinde, desteğin geri alınması ifade ile sanatsal üretim özgürlüğüne aykırı olarak da kullanılabilir. Bu nedenle desteğin geri alınmasının ilkesel sınırlarının çizilmesi ve daha sonra ayrıntılarının yönetmelik de belirlenmesi gereklidir.

4867 Sayılı yasa ile uygun bulunan BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme madde 15.3’e göre “Bu Sözleşme’ye Taraf Devletler, bilimsel araştırma ve yaratıcı faaliyetler için gerekli özgürlüğe saygı göstermekle yükümlüdürler.”

Kültürel İfadelerin Çeşitliliğinin Korunması ve Geliştirilmesi Sözleşmesi madde 7.2’ye göre: “Taraflar ayrıca, sanatçıların, yaratıcılık sürecinde yer alan diğer kişilerin, kültürel toplulukların ve bunların çalışmalarını destekleyen örgütlerin katkılarının önemini ve kültürel ifadelerin çeşitliliğinin gelişmesindeki merkezi rollerini tanımaya çaba göstereceklerdir.”

Kültürel İfadelerin Çeşitliliğinin Korunması ve Geliştirilmesi Sözleşmesi madde 6.2.(e)’ye göre: “kâr amacı gütmeyen örgütleri, kamu ve özel sektör kuruluşlarını, sanatçıları ve diğer kültür ustalarını, fikirlerin, kültürel ifadelerin ve kültürel etkinliklerin, malların ve hizmetlerin özgür şekilde değişimini ve dolaşımını geliştirmeye, desteklemeye ve faaliyetlerinde yaratıcı ve girişimci ruhu uyandırmaya teşvik etmeye yönelik önlemler;” almakla yükümlüdür.

Kültürel İfadelerin Çeşitliliğinin Korunması ve Geliştirilmesi Sözleşmesi’nin Tarafların Hakları ve Yükümlülüklerinin açıklandığı, IV.Bölüm madde 5.2’ye göre: “Taraflardan biri kendi ülkesinde kültürel ifadelerin çeşitliliğini korumak ve geliştirmek için politikalar uyguladığında ve önlemler aldığında, politikaları ve önlemleri işbu Sözleşme’nin hükümleriyle uyumlu olacaktır.”

Dolayısı ile desteğin geri alınması şartlarının sanatsal yaratım özgürlüğünü, genel ahlak, milli değer gibi soyut, neyi ifade edeceği tamamen kişinin bilgi, görgü, siyasi tutumuna göre değişecek kavramlara teslim edilmesinin önüne geçilmesi gereklidir.

Bu kapsamda desteğin geri alınması somut şartlara bağlanmalı, geri alma desteğin etkin ve amaca uygun kullanılmaması hali ile sınırlandırılmalıdır.

9. Hizmet Alımı İçin İhaleler

Madde 11/3’te geçen hizmet alımının Tüsak’ın bütçesine göre hangi oranla yapılacağı belirtilmemektedir. Bu muğlaklık, uygulamada devletin kendi ihale ettiği kültür sanat projelerinin ağır basmasıyla ve kültürel sanatsal üretimlerde tek tip anlayışın hakim olmasıyla sonuçlanabilir. Dolayısıyla ihale edilecek projeler için ayrılan bütçede bir sınırlama olması gereklidir.

10. Özel Sanat Kurumlarının Örgütlenmesi İçin Yasal Zemin Sağlanmalıdır

Özel sanat kurumlarının yaygın olmayışı, faaliyetleri ve ayakta kalma çabalarının yanı sıra örgütlenmeye vakit ayıramamaları nedeniyle özel sanat kurumlarının temsiliyeti sorunludur. Bu alanda bir motivasyonun olmayışının bir diğer sebebi de bu alanda örgütlenecek kurumların önündeki seçeneklerin yaptırım gücünün yetersiz olmasıdır.

Kültürel İfadelerin Çeşitliliğinin Korunması ve Geliştirilmesi Sözleşmesi madde 11’e göre: “Sivil Toplumun Katılımı: Taraflar, kültürel ifadelerin çeşitliğinin korunmasında ve geliştirilmesinde sivil toplumun temel rolünü tanır. Taraflar, bu Sözleşme’nin amaçlarına ulaşmak için gösterdikleri çabalara sivil toplumun etkin bir şekilde katılımını teşvik edeceklerdir.”

Bu bakımdan Tasarı ile özel sanat kurum örgütleri öngörülmeli ve bu örgütlenmelerin Kurum’un, yerel bir model öngörülür ise Konseylerin, karar mekanizmalarına katılımı sağlanmalıdır.

11. Vergi, SGK Mevzuatında Özel Sanat Kurumları Lehine Düzenlemeler Yapılmalıdır

TÜSAK yasa tasarısının temel amacı gerçekten de kültür sanat faaliyetlerinin yaygınlaştırılması ise, bu alanda faal olan ve varlık savaşı veren özel sanat kurumlarının vergi ve SGK mevzuatı açısından da desteklenmesi zaruridir. Tıpkı bir tacir gibi muamele gören sanat kurumlarının önemli bir bölümünün vergilerini ve SGK primlerini ödemekte zorlandıkları açık bir durumdur. Yasaya eklenecek ek bir madde ile işbu mevzuatlarda gösteri sanatları alanında faal olduğu ticaret odaları kayıtlarına göre sabit olan özel sanat kurumlarına muafiyet veya indirim uygulanmalıdır.

III. Sonuç

Kültür sanat faaliyetlerini desteklemenin hem çeşitlerinin hem de bütçesinin artırılması olumlu olmakla birlikte, yönetim süreçlerine demokratik katılımı sağlayacak öngörülerin olmaması nedeniyle ülkedeki kültür sanat faaliyetlerinin etkin ve halkların tüm kesimlerine yayılması mümkün gözükmemektedir.

TÜSAK, var olacaksa özerk olmalı, siyasi iktidarın güdümünde olacak şekilde düzenlenmemeli, yapacağı işler bütçe ve denetim düzeyinde kalmalı, sanatsal üretim faaliyetlerine ve/veya sanatsal üretim özgürlüklerine doğrudan yahut dolaylı olarak etki edecek yönetsel süreçler içinde olmamalıdır.

Yasalar ne kadar demokratik temayüllerle hazırlanırsa hazırlansın, gerekli önlemler alınmadığı takdirde aynı yasalar anti-demokratik uygulamaların dayanağı olarak da kullanılabileceği, toplumun kültür ve sanat hayatının gelişmesini sağlayabilecek olan bu yasal düzenlemenin uygulamada kültürel ve sanatsal ayrımcılığın da konusu olabileceği unutulmamalıdır. Bu bağlamda yasanın çıkarılma aşamasında toplumun farklı kesimlerinin görüşlerinin alınmasına özen gösterilmelidir.

Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>