Tiyatro Benim Çığlığım

selenozturk (Akşam gazetesinden Aysun Yıldız’ın oyuncu Selen Öztürk’le yaptığı söyleşiyi yayınlıyoruz.)

Şimdiye kadar; ‘Kara Yılan’, ‘Cümbür Cemaat Aile’, ‘Bir Varmış Bir Yokmuş’ gibi dizilerde birbirinden çok farklı karakterlere hayat veren ve son olarak da Muhteşem Yüzyıl’da Gülfem Hatun’u canlandıran Selen Öztürk,‘Bakarsın Bulutlar Gider’ adlı oyunla ilk göz ağrısı tiyatro sahnesine döndü. Selen Öztürk, “Tiyatro benim çığlığım; belki konuşamadıklarım, yapamadıklarım, olamadıklarım… Tiyatroda başka karakterlerin içine girerek hayatım boyunca söyleyemeyeceğim sözler söyleyebiliyorum” diyor.

‘Bakarsın Bulutlar Gider’le yine tiyatro sahnesindesiniz. Nasıl bir hikâyesi var?
Özen Yula yazdı ve kendi yönetiyor. Kenan Ece ile oynuyorum. İki kişilik bir oyun. Hikâye muhafazakâr bir çevrede geçiyor. ‘Betül’ adında bir karakteri canlandırıyorum. Betül’ün kocası intihar ediyor ve hiç kimse ne olduğunu, neden intihar ettiğini bilmiyor. Olayın ardından 2 ay boyunca evden çıkmıyor Betül. Derken bir gün Kaya adında bir adam geliyor ve “Kocanızın arkadaşıyım, size bir emanetim var” diyor. Hikâye buradan sonra başlıyor ve birtakım sürprizlerle devam ediyor. Çok ayrıntıya giremiyorum ama birbirini ötekileştirmeden, tamamıyla en insan, en saf haliyle anlayabilmenin, hoş görebilmenin, öyle kabul edebilmenin anlatıldığı bir oyun bu.

Kenan Ece ile ilişkiniz olduğu yönünde  haberler çıktı; nedir işin aslı?
Kenan benim çok iyi bir rol arkadaşım. Biz bunu ısrarla ve inatla defalarca söyledik ama olsun. Yapacak bir şey yok.

Peki, oyunculuk serüveniniz nasıl başladı?
Oyunculuk hikâyem orta 2’de ‘Keşanlı Ali Destan’ı adlı oyunun provalarına girme şansı bulmamla başladı. “Ben bu işi yapmak istiyorum” dedim ve sonrasında bunun için çabaladım. Lise tiyatrosuna girdim ama orada orkestrada görev almıştım. Bu arada Dokuz Eylül Üniversitesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi bölümünü kazandım. Ailem oyunculuk yapmama ilk başta sıcak bakmadı. Okulu bırakmak istedim ve sonunda savaşı kazandım. Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’na girdim.

SANAT BENİM ÇIĞLIĞIM

Mezun olduktan sonra tiyatro mu yaptınız?
Evet,  üç dört sene hep tiyatroda oynadım. Sonra ‘Kara Yılan’, ‘Cümbür Cemaat Aile, ‘Bir Varmış Bir Yokmuş’ adlı dizilerde oynadım. Hepsinde de bambaşkaydım. O yüzden kimse beni tanımaz. Ama en müthişi ‘Muhteşem Yüzyıl’ oldu.

Tiyatro sizin için ne ifade ediyor?
Hayatta her insanın kendisini ifade etme ve bir var olma şekli var. Ben de çocukluğumdan beri kendimi daha çok sanatla ifade edebileceğimi hissettim. Bu benim çığlığım; belki konuşamadıklarım, yapamadıklarım, olamadıklarım… Belki hayata sadece ‘Selen’ olarak gelip öyle de gideceğim. Ama tiyatroda başka karakterlerin içine girerek hayatım boyunca sarf edeceğim, aklıma bile gelmeyecek sözler söyleyebileceğim. Canlı performans her zaman önceliğimdir. Sahne işinde; bir insanın nefesine, gözüne ve bedenine oynuyorsunuz. Aynı anda varsınız, aynı yaşam alanı ve enerjinin içindesiniz.
O yüzden yaptığınız iş çok daha etkili oluyor. Tiyatro, çok değerli ve önemli bir sanat… Özelikle de bugünlerde herkes tiyatroya gitmeli bence.

Birlikte oynamak istediğiniz oyuncular var mı?
Birlikte oynamak istediğim çok oyuncu var. Haluk Bilginer’le oynamak istiyordum ve Shakespeare Müzikali’nde oynadım. Çok mutluyum; muhteşem bir rol arkadaşıydı. Şener Şen’le oynamak isterim. Demet Evgar’la bir şeyler yapmak istiyoruz ama çok samimi olmamıza rağmen hâlâ yapamadık. Demet Akbağ, Zuhal Olcay, Sumru  Yavrucuk, Erdal Beşikçioğlu, Uğur Yücel… İlker Aksum’la oynadım sayılır Karayılan’da.  Birlikte oynamak istediğim daha bir sürü çok değerli oyuncu arkadaşım, ağabeyim, ablam var. Şunu söylemek isterim; dizideki oyuncu arkadaşlarımla sonsuza kadar çalışabilirim, çok seviyorum onları.

MÜZİK KALP AÇAR, İYİLEŞTİRİR

Bu arada piyano ve gitar da çalıyormuşsunuz. Kendi besteleriniz varmış ama kimseyle paylaşmıyormuşsunuz. Bununla ilgili bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz ileride?

On yıl öncesinin eserleri var elimde ama en yakın dostlarım dışında kimseyle paylaşmıyorum. Kardeşimle bir stüdyo kurduk, açıldığından beri ufak ufak bir şeyler kaydetmeye başladık. Daha çok tiyatro oyunu müziği yaptık. Jingle çalışmalarına girmeyi planladık, bununla ilgili birtakım çalışmalar da yapıyoruz.

Hangi oyunların müziğini yaptınız peki?
En son Oyun Atölyesi’nde sahnelenen ‘Araf’adlı oyununun müziğini yaptık.Bab-ı Tiyatro’nun ‘Var Olmayan Ayşe’nin Maceraları’nın müziği de bana ait.Hatta Tiyatro Dergisi’nin yarışmasında ‘En İyi Müzik’ dalında aday oldum.

Moraliniz bozuk olduğu durumlarda neler yapıyorsunuz? Müzik size yardımcı olur mu?
Bu durumu çözmek için elimden geleni yaparım tabii. Sıkıntımı, üzüntümü ya da derdimi müziğe dökmeye gayret ederim. Çünkü ancak böyle yaparak başa çıkabiliyorum moral bozukluğuyla.

Müziğe olan ilginizi ne zaman fark ettiniz?
Anne karnında herhalde çünkü annem bana hamileyken piyano çalarmış. Kardeşim de müzisyen; babamın ailesinde de herkes bir enstrüman çalıyor. Eğitim olarak onlar daha bilimsel mecralar seçerken kardeşim ve ben sanata yöneldik.

Sürekli enstrüman çalınan bir ailede çocukluğunuz nasıl geçti?
Çalarak, söyleyerek geçti. Bir de biz yüksek tonajlı bir aileyiz. Kahkahalarımız, neşemiz ya da ne bileyim kavgalarımız bile İtalyan aileleri gibi… Yüksek perdeden hareket ederiz ve herkes her şeyi söyler, konuşur. Durum böyle olunca bizim ailede akraba toplantıları çok keyifli geçer. Bağlamalar, akordeonlar,  kemençeler, gitarlar… Herkes çalıp söyler. Biz böyle büyüdüğümüz için çok şanslıyız. Çocuğum olsa ya da çocuğu olan bütün arkadaşlarıma söylüyorum mutlaka bir tane enstrüman çalmalılar. Müzik kalp açar, iyilik getirir, iyileştirir…

HAYALLERİ ERTELEMEMEK LAZIM

Yazıyor musunuz peki bir şeyler?

Evet, günce gibi küçük küçük şeyler yazıyorum. Duygu durumlarımı açıklayan makale tarzında yazılarım da var. Bu arada bir senaryo atölyesine gittim. 6 hafta boyunca film ve dizi senaryosu üzerine Kerem Deren’le çalıştım. Belki öyle bir  işe de girişebilirim. İnsan belli bir yaştan sonra kendi işinin peşine düşmek, kendi hayalini gerçekleştirmek istiyor. Daha fazla geç kalmak istemiyorum çünkü. Hem bir film senaryosu hem de bir tiyatro oyunu yazma fikri uzun zamandır var. Bir türlü vakit bulamadım ama bu sene en azından ilk adımı attım. Hayalleri ertelememek, hemen hayata geçirmek lazım.

Makalelerinizi değerlendirecek misiniz?
Bazen sosyal medyada paylaştığım şeyler oluyor. Bir arkadaşım teklif etti aslında; “Yazılarından bir kitap yapalım mı?” dedi. ‘Resimli Selen’den Nameler’ diye bir başlık da koymuştum. İçerik gündeme göre değişiyor. Bazen beş cümle bazen 10 cümle olabiliyor. Genelde çaresizlik ve acıdan çıkmış yazılar var ama mizah da var.

‘Olmazsa olmazım’ dediğiniz şeyler neler?
Eğer müzik olmasaydı şu dünyada, o tını, o ses, o ritim; sanırım ben yaşayamazdım.

Hayalinizde varmak istediğiniz nokta neresi?

Dünyayı değiştirmek istiyorum. Mesleki anlamda çok iyi bir yere geleyim; mevkiim, maddi durumum iyi olsun ki birilerini zihnen ve kalben değiştirebileyim. Şu anda bunu yapmayı çok isterim ama bunun için biraz kuvvetli olmak lazım. Belki günün birinde siyaset yapmak isterim. İnsan bazen amaçsız hisseder ama bu yaşamak için en yüksek amaçlardan biri.

AYSUN YILDIZ
aysun.yildiz@aksam.com.tr

Akşam

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>