Enis Arıkan’ın Bir Karakteri Figürleştirmesi: ‘Garaj’

Üstün Akmen

Çağ Çalışkur, Bahar Bahar ve Şenay Gürler, 2012’de bünyelerindeki oyuncu, yönetmen ve yazarlara, üretim yapabilmeleri için olanak, mekan ve yer sağlamak amacıyla Craft Tiyatro’yu kurdular.

2013 yılında sahneledikleri Kemal Hamamcıoğlu’nun “Kabin” oyunu, aynı adı taşıyan bir üçlemenin ilk oyunuydu. 2013-2014 sezonunu üçlemenin ikincisi olan “Garaj”la açtılar.

Kendini Karşı Cinse Ait Duyumsamak

Tarlabaşılı Seks İşçisi Orkide (Enis Arıkan), kendisini karşı cinse ait duyumsayan, karşı cinse benzeme isteği duyan biri. Bedensel açıdan erkek, fakat kendini kadın olarak hissediyor ve kadın özelliklerine bürünmüş. Yani bir trans kadın… Mimar Sinan’da fotoğrafçılık okuyan Kahraman (Güven Murat Akpınar) ise, anne ve babasını bir trafik kazasında kaybetmiş, anneannesiyle birlikte İstanbul’a gelip yerleşmiş, taşralı bir öğrenci. Çekingen. Yaşama dair söyleyeceği hiç bir şey yok.

Kemal Hamamcıoğlu’nun yazdığı oyun, izleyiciyi Trans Orkide ile Öğrenci Kahraman’ın bir otomobil garajında geçirdikleri bir saate tanık ettiriyor. İkili, yalnızlığı paylaşıyor. Genç yazar Hamamcıoğlu, dramanın kendine özgü iletim araç ve yollarından oluşan dilini sökmüş, iyi bir diyalog yazarı olduğu da anlaşılıyor. O özel sahne dilini de başarıyla kullanıyor. “Kabin”i izleyemedim, ama “Garaj”da, özü dramatik ölçülere uygun seçerek, biçimle arasında bütünlüğü sağlıyor. Ana düşünceyi temaya dönüştürüyor.

Cinsiyet Rolünü Değiştiren İnsan Olgusu

2013-2014 sezonunda izlediğim oyunlardan beş ya da altısı eş cinsellik veya farklı cinsiyetten olan insanlar üzerine. Lütfen yanlış anlamayın, asla karşı değilim, hatta memnuniyetimi ifade etmeliyim. Demek ki yazarlar, yönetmenler, hatta oyuncular ve dahi izleyiciler antik çağlardan beri bilinen cinsiyet rolünü değiştiren insan olgusunu işlemeye/izlemeye cesaretlendiler. Bunlar arasında alkışlanması gerekenlerden biri de Kemal Hamamcıoğlu. Trans kadın karakterini olgunlaştırırken düşüncesini belirtmemiş, tartışmaya açmamış, savunmamış, kanıtlamaya kalkışmamış, benimsetip yaymak istememiş, eserini saptadığı temanın doğrultusunda oluşturup sonlandırmış.

İtalyanların Dekoru

Merkezi Palermo’da bulunan sanatçı kolektifi Nostra Signora’nın sanatçılarından Simone Mannino ve Jesse Gagliardi’nin ışık tasarımlarında doğrusu “tasarım”lık bir çalışma bulamadım, ama bir otomobil garajını fiziksel/düşünsel anlamda yaratışlarını sevdim. Kendi dar sınırları olan garaj, oyun karakterleriyle gayet güzel özdeşleşmiş. Hakan Oktaş’ın kostümleri oyun karakterlerine fevkalade eşlik etmiş.

İpek Bilgin’in Rejisi

Yönetmen İpek Bilgin, kimilerinin “yüksek sanat yapma” tutkusundan kendini soyutlamış, kahramanlarımızın zaaflarının altını birer birer çizmiş. Orkide’nin ve Kahraman’ın “ben”ini öne çıkarmış. Bu “ben”in Orkide ve Kahraman’ı bildiğimiz basit, gündelik mutluluğa ulaştıramamasını işlemiş. Orkide’nin kendi kendini elde etmek; rahatı, mutluluğu, aşkı elde etmek istediğini söylemiş. Söylerken, metni sahne üzerinde plastik, müzikal, jest olarak işleme uğratmış. Performansın devinim kazanması için metni doku haline getirmiş.

Oyuncuların seslerini ve jestlerini “fizikselleştirmiş”; yaklaşımlarını psikolojik ve soyut olmadan önce fizikselliğe kavuşmuş.

Oyunculuklar

Güven Murat Akpınar, Kahraman’ı sürekli yükselen istekler, özlemler, aksiyona çağrılar ve onların içsel-dışsal aksiyonlardaki tüketimlerinden oluşturuyor.

Enis Arıkan bedenini, görünüşünü, sesini, duygulanımlarını bu işe adamakla kalmamış, canlandırdığı Orkide ile valla özdeşleşmiş.

Enis Arıkan’ın oyunculuğu gevşeme, yoğunlaşma, duyusal ve duygusal bellek tekniklerini, kısacası bir rolün figürleşmesini önceleyen her bir şeyi içeriyor.

Arıkan, Orkide karakterinin yaratıcı iradesini aralıksız devindiriyor.

Orkide, Enis Arıkan’ı tarihe taşıyor.

Ey Bu Toplumun Bireyi, Bu Yasaya Duyarsız Kalma!

Seni, Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanan, Devlet Tiyatrolarının (DT), Devlet Opera ve Balesinin (DOB), Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünün lağvıyla, sanat kurumlarını Türkiye Sanat Kurulu (TÜSAK) diye anılan “gerçek” bir ucubeye devreden yasa taslağına tepki göstermeye çağırıyorum.

Kültür Sanat-Sen, “Tüsak’a Hayır” başlıklı bir bildiri hazırladı, bu bildiri bu akşama kadar DT’nin ve DOB’nin bütün bölge sahnelerinde temsiller öncesi imzalanabiliyor.

Bu fırsatı kaçırma!

Türkiye Sanat Kurumu (TÜSAK) yasa taslağıyla destekleme mekanizması ve üretim mekanizmaları aynı kapta yoğrulmak isteniliyor.

Farkında değil misin, kurumlardaki gözbebeğimiz sanatçılar aylardır ateş üzerinde oturmakta.

Sanatçılarımıza, tarihte eşi menendi görülmemiş işkence uygulanıyor.

Bu akşam saat 20.00’de oyunu izlemek istemesen bile, git imzala!

Taslağın yasalaşması halinde sanatın toplumla buluşması göz göre göre engellenecek.

Sanatın akademik eğitimi, profesyonel sanat işçiliği yok edilecek.

Hadi artık kımılda yerinden!

Kaldır kıçını!

TÜSAK yasa tasarısının ivedilikle geri çekilmesinde senin de tuzun olsun.

… ki yarın çoluk çocuğun seninle gurur duysun!

Evrensel

 



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız:


9 − iki =

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>