Bozuk Düzende Ne Yaparsan Nafile

bozukfft81_mf2030535[Filiz Elmas’ın Radikal’de yayınlanan yazısını paylaşıyoruz.]Bozuk bir toplumsal düzende hayata at gözlükleriyle bakan Komiser Ramazan’ın hikayesini anlatan ‘Nafile Dünya’ bu sezon Eskişehir Şehir Tiyatroları’nda seyirciyle buluşuyor. Başarılı bir rejiyle sahnelenen eleştirel oyunun bu dönemde repertuara alınması doğru bir tercih.

Oktay Arayıcı’nın ‘Seferi Ramazan Bey’in Nafile Dünyası ya da pek çoğumuzun bildiği kısa adıyla ‘Nafile Dünya’, Türk tiyatrosunun seyirlik geleneğini komedi unsurları ile birleştiren bir oyundur. Metin, bozuk bir toplumsal düzende yaşayan Komiser Ramazan’ın at gözlüklerinin ardından hayata bakan kişiliğini eleştirir. Ramazan Bey’in körü körüne bağlı olduğu kurallar aslında insanı göz ardı eden ya da çoğu kez yaşam karşısında çaresiz ve yalnız bırakan bir sistematiğe sahiptir.

Ramazan dürüst bir ailede büyümüş ve görevinde de ailesinden öğrendiği dürüst tavrı devam ettirmiştir. Aslında bu davranışı başlangıçta ona başarıyı sağlamış ve kendisi komiser kadrosuna kadar yükselmiştir. Ancak ilerleyen süreçte, Ramazan’ın görevini yapmak adına sürdürdüğü inatçı tavrı, mevki sahiplerinin kişisel çıkarlarına zarar verecek ve sürekli sürgün edilecektir. Bu nedenle kendisine teşkilatta Seferi Ramazan denmektedir. Oyun, Seferi Ramazan Bey’in İzmir sürgünü ile başlar. Metnin ilerleyen bölümlerinde Komiser’in kaderi değişmez. İzmir’den İstanbul’a oradan da Karkamış’a kadar gider.

Ramazan Bey İstanbul’da, koca bulmak amacıyla gazeteye verdikleri ilandan sonra yolları karakola düşen İnsaf Hanım ve kızı Gülsün ile karşılaşır. Böylece onun için ilk kez aşkı tanıma şansı ve evlenme umudu ortaya çıkar. Ancak Ramazan Karkamış’a uzanan yolda Gülsün’le evlenme umudunu da İstanbul’da bırakacaktır. Sahnede tanıdığımız İnsaf ve Gülsün daha sonra yazarın Rumuz Goncagül oyununda da benzer öykü ile yer alacak iki karakterdir.

Oktay Arayıcı, oyunun başlangıcında dürüst, ideal bir insan portresi çizmekte, ancak metnin ilerleyen bölümlerinde Ramazan kişiliğinin ayrıntılarını ortaya koyarak seyirciye eleştirel bir bakış açısı sunmaktadır. Bence yazarın ustalığı da burada saklıdır. Seyircinin özdeşlik kurduğu Ramazan, oyun ilerledikçe at gözlüklerinin arkasında anlamsızlaşacaktır. Sistemin sorununu görmeden toplumdaki yanlışları düzeltmek için verilen bireysel çabalar aslında nafile bir uğraştır. Oyunun iletisi Oktay Arayıcı’nın şu sözleri ile ifade edilmektedir: “Bir musibet bin nasihatten yeğmiş… Nice musibet kâr etmedi Ramazan Bey’e. Durmadan başı kokmuş balığın kuyruğuyla dalaştı. Temeldeki sakatlığı görmedi hiç. Fazilet, ahlâk, kanun diye tutturup, ömrü billâh… Çürümüş binayı çatıda onarmaya uğraştı. Bulamadı hiçbir zaman gerçek nedeni.”

‘Nafile Dünya’ bu sezon Eskişehir Şehir Tiyatroları tarafından sahneleniyor. Oyunun bu dönemde repertuara alınması tiyatronun eleştirel bakışının toplumun daha sağlıklı bir yapıya ulaşması için ne kadar gerekli olduğunu hatırlattığı için doğru bir tercih diye düşünüyorum.

‘Nafile Dünya’nın sahnelenmesinde yönetmen İlham Yazar, metne final dışında, birkaç ufak budamayı da saymazsak, fazla müdahale etmemiş. Finalde yapılan değişiklik ise bence doğru ve etkileyici olmuş. Arayıcı, oyunu Karkamış’a kaçakçılığa önlemek amacıyla giden Ramazan’ın kaçakçılar tarafından bıçaklanması ile sona erdirir. Ancak oyunda kaçakçılar cani ya da katil olarak tanıtılmaz. Onlarda sistemin kurbanıdır. Geçim derdinde olan devletin itip kaktığı bu çaresiz insanlar aslında kaçakçılığa mahkûmdur. Mayınların arasında verdikleri yaşam mücadelesini Komiser Ramazan Bey’e bu biçimde anlatmak isterler ama başaramazlar. İlham Yazar oyunun sonunda savunduğu sistemin Ramazan’ı da içine alıp yok edeceğini gösterir ve onu da kaçakçılarla aynı sona, aynı ölüme mahkûm eder. Oyun Komiser Ramazan’ın sınırda kaçakçıları kovalarken bir mayına basması ile son bulur. Yönetmenin finaldeki yorumu doğru ama bu yorum oyunun bütününde yaygınlaşan ve gelişen bir düşünce biçimine dönüşmesi daha iyi olurdu diye düşünüyorum.

Rejiyi destekleyen yaratım sürecinde dans düzeni ve müzikler için besteci Ali Erel ve koreograf Cihan Yöntem’i kutluyorum. Komedinin dinamikliği ve açık biçimin olanaklarını seyirciye sunan özenli çalışmaları için kendilerine teşekkür ediyorum. Oyunculuklara gelince öncelikle şunu söylemeliyim, Eskişehir Şehir Tiyatroları’nın oyunlarında her zaman izlediğim başarılı ekip çalışmasını bir kez daha izleme olanağı buldum ve oyundan mutlu ayrıldım. Sahnelemede Ramazan gerçekçi bir yorum ile seyirciye aktarılıyordu. Böylece Ramazan karakterinin oyun boyunca diğerlerinden farklı tavrı ve hep aynı kalan kıyafeti ile sistemin değişimine ayak uydurmayan inatçı kişiliği görselleştiriliyordu. Ramazan dışında kalan tüm oyun kişileri değişen, dönüşen bireyler olarak komedinin karikatürize edilmiş çizgilerini taşıyordu. Bu karşıtlık oyunun mesajını beslediği için seyirci açısından izlenmesi zevkli bir yorumdu. Ancak Gülsün karakterinde olduğu gibi bazı sahnelerde karikatürün çizgilerinin biraz kalınlaştığını da ifade etmeliyim. Oyunculukta İnsaf rolünde hepimizin bildiği, tanıdığı sıcak anneyi içtenlikle ve abartısız bir yorumla sahneye taşıyan Elçin Tezcan’a ayrıca teşekkür etmek istiyorum.

En son ve en önemli teşekkürüm ise tiyatroya ve yaşadığı şehre verdiği emek için Yılmaz Büyükerşen’e olacak. Sizlere ‘Nafile Dünya’ oyununu izlemenizi öneriyorum. Bunun için fazlaca beklemenize de gerek yok. Eskişehir’e yapacağınız kısa yolculuk sonunda farklı bir hafta sonu tatili geçirme şansınız olacaktır. Şehirden ayrılırken neden teşekkür ettiğimi sizlerde çok daha iyi anlayacaksınız.

 Radikal

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>