‘6 Oyuncu’ ve Gerçekler

Bahar Çuhadar

Moda Sahnesi’nin yenisi ‘6 Oyuncu Yönetmenini Arıyor’ oyunculuk mesleğine dair klişelere matrak bir bakış atan, yetkin oyunculardan sıkı bir güldürü…

Senaryo etkileyici, ekip eğlencelidir. Sette aile olunur, yönetmenin gözüne hayran kalınır. Oyuncuların söyleşileri birbirini tekrar eden cümlelerle dolup taşar. Peki aslında neler olur?

Sorunun eğlenceli bir yanıtı şu ara Moda Sahnesi’nde: İngiliz yazar Steven Berkoff’un ‘6 Oyuncu Yönetmenini Arıyor’ adlı oyunu, Onur Ünsal’ın çevirisi ve Kemal Aydoğan’ın yönetiminde, sanal ve gerçek dünyanın sabır testi kıvamındaki gündemine karşı, oyuncuların dünyasına matrak bir bakış fırlatıyor.

Charles, Brian, Alan, Eve, Frances ve Debra (Mutlu Güney, Onur Ünsal, Timur Acar, Ayçe Abana, Esra Kızıldoğan ve Deniz Elmas) bir film setinde bir araya gelmiş, farklı yaş ve kariyerlerden oyunculardır. (Alper Baytekin de yönetmenleri.) ‘Starlık’ mertebesine eriş(e)memiş, görünüşe bakılırsa artık bu tür bir beklentileri de olmayan bu altı oyuncuyla kaldıkları otelde buluşuyoruz. Berkoff, oyunculuğa dair türlü klişeyle baş başa bırakıyor seyirciyi. Kaprisler, mesleğin kutsallaştırılması, sürekli kendini ispatlama çabası içinde kıvranan ve yetersizlik hissiyle boğuşup kendi gerçeklikleriyle yüzleşemeyen oyuncular, ödüllü-ünsüz oyuncu çekişmeleri, yönetmenliğin yüceltilmesi, star’lara duyulan kıskançlık-hayranlık arası duygular, güvencesiz çalışma koşulları ve tiyatroya dair en hakiki düşünceler…

Aydoğan, metnin sarkastik doğasına uygun olarak oyuncuların iyice büyük oynamalarını istemiş olsa gerek. Başlarda ısınma sorunu yaratsa da içine girdikçe temposunu bulan bir güldürü çıkmış ortaya. Sahnede cinsiyetçi küfürlerin yerli yersiz kullanımından rahatsız olan bir izleyici olarak havada uçuşan küfürlere itirazım baki. Yine de durumu, yazarın sahneye taşıdığı ‘oyuncu milletinin’ kendi arasındaki çekişmeli ve samimiyetten uzak diyalogun gerçeğe en yakın tasviri olarak yorumlamak mümkün. Daha mühimi; kadın-erkek oyuncu karakterler arasında bu anlamda bir denge kurulması. Erkek karakterlerin cinsiyetçi diline karşı, kadınlar çok yerde zekice ‘had bildiriyor’.

Sahnedekiler, tiyatro izleyicisinin tanıdığı simalar. Oyunculukların beklentiyi fazlasıyla karşılaması şaşırtıcı değil haliyle. Onur Ünsal ve Timur Acar’ın seyirciyi biraz daha fazla avucunun içine aldığını da eklemeli. Ünsal bir ‘enerji topu’; yıllar önce ‘Azrail’in Gözyaşları’nda da öyleydi, Oyun Atölyesi’nin ‘Testosteron’unda da; bu sezon ‘Hamlet’te ve şimdi ‘6 Oyuncu…’da da… Ama son oyunda Brian’a gülerken bir an ‘Hamlet’, başka bir anda ‘Testosteron’daki ‘bahtsız taze damat’ belirdi gözümün önünde. Sesini incelterek, abartılı ifadelere bürünerek aldığı haller seyirciyi hep kırıp geçiriyor. Ünsal’ın tiyatroda son dönemin en iyi erkek oyuncu performanslarını sergilediğine itiraz eden çıkmayacaktır… Ama yeter ki kendi buluşlarını tekrardan kaçınsın.

‘6 Oyuncu…’ yetkin oyunculardan, iyi bir güldürü. Bilhassa tiyatro, tiyatro yönetmenleri ve eleştirmenlere dair sahneler favorilerim. Ekibe notumdur: Bu yazı şampanya eşliğinde yazılmadı!

27, 28 Mart’ta, 20.30’da Moda Sahnesi’nde.

Daha güneşli 27 Mart’lara…

Tiyatrocular son bir seneyi mütemadiyen mücadele ederek geçirdi. Sansüre, parmak sallamalara, ‘genel ahlak’ vurgularına, hedef göstermelere, ödeneği geri çekme tehditlerine, ödenekli tiyatroların dibine dinamit yerleştiren taslak projelere, mekânlarının otellere dönüşmesi gerçeğine, sahnelerin güne yıkımla uyanmasına karşı tabiri caizse ‘dik durup eğilmeyerek’ yanıt verdiler. Yarın, 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nü ‘kutlamayı’ fazlasıyla hak etmiş durumdalar yani. Türkiye’nin dört bir köşesinde yine sahnelerde olacaklar.

Desteğinizi yarın bir oyuna giderek göstermekten güzeli olamaz. Kutlu olsun.

Radikal

 



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız:


yedi + = 13

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>