Biz Size Dönüş Yapacağız!

biz-size-donus-yapacagiz-1[Bahar Fatma Çandır’ın Birgün Gazetesi’nde yayınlanan Berkay Tulumbacı röportajının bir kısmını paylaşıyoruz.] Her yanığın derecesi vardır; ikinci dereceden olanlar ruhta hasar bırakanlardır. Hele ki bu yanığın sebebi işsizlikse… Oyun, üniversite mezunu her genç bireyin yaşadığı işsizlik problemini, Anayasa’nın havalarda uçuştuğu bir dönemin ardından cereyan eden ekonomik krizin etkili olduğu 2001 yılını kıstasa alarak; Meteoroloji Mühendisi genç bir adamın hayatı üzerinden trajikomik bir üslupla anlatıyor. Er bireylerin üstlenmesi gerektiğine inanılan sorumlulukların toplum tarafından belirlenmesiyle oluşan dayatmanın, işsiz her genç bireyin üzerinde yarattığı psikolojik deformasyonu; genç ve yetenekli oyuncu Berkay Tulumbacı başarılı bir performansla sahnede tek başına dile getiriyor. Canlandırdığı karakterler arasında yaptığı keskin geçişlerle, “işsizlik” gerçeğini, anne terliği misali seyirciye fırlatırken, “Penguen” yürüyüşü ile günümüz medyasına atıfta bulunan Berkay Tulumbacı ile BirGün okurları için söyleştik:

»Henüz 23 yaşındasınız ve Devlet Tiyatrosu sahnelerinde tek başınıza sahne alıyorsunuz. Bu serüveniniz nasıl başladı?
Konservatuvardan mezun olduktan hemen sonra 2011-12 Devlet Tiyatrosu seçmelerine katıldım. AT diye bir oyunda oynadım, ardından bir çocuk oyunu geldi. Devlet Tiyatrosu’nu önümdeki sezona bırakıp bir dizide rol aldım. Dizi projesi bitince, İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı oyununa asistan olarak girdim. Oyunu oynayan arkadaşım yoğunluğu nedeniyle, oynayamayacağını belirtince bana teklif ettiler. Biraz tesadüfen oldu diyebilirim.

»Tiyatro oyunculuğu için ilk adımı nasıl attınız peki?
Kıbrıs’ta yaşadığım sıralar, tiyatroya olan ilgimi dışa vuramıyordum; çünkü Kıbrıs’taki imkânlar İstanbul kadar geniş değil. İlk adımımı ise; ortaokuldayken bale eğitimi için Antalya’ya gidip açılacak olan Antalya Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’ne geçmekle atacaktım ki vazgeçtim. İyi ki o adımı atmamışım diyorum; çünkü üniversitenin Tiyatro Bölümü henüz geçen sene açıldı. Daha sonra her genç gibi ben de sınava girip Eskişehir Anadolu Üniversitesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümüne girdim.

»2001 Krizi’nin yarattığı toplumsal sarsıntıyı anlatan bir oyunda,  günümüz medyasına “Penguen” yürüyüşü ile atıfta bulunuyorsun…
O yürüyüş temsili bir tavır… Oyun tamamı ile 2001 yılındaki işsizlik ve yarattığı krizlerin genç bireyler üzerindeki etkisi üzerine kurulu olmasına rağmen; oyun yazarının bir sözünden yola çıkarak günümüze de atıfta bulunmak istedik: “Çağımızda krizler süreklilik arz ediyor; tarih tekerrür ediyor. Ha bugün, ha yarın…”

 »Toplumsal sorunlara karşı duyarlı genç bir oyuncu olarak, sanatı muhalefet etmek için bir araç olarak görüyor musunuz?
Aslında muhaliflik yaptığınız işin konusuna göre değişiyor. Aşkın anlatıldığı bir metinde kimi zaman muhalif tavır sergilenemeyebilir örneğin. Ayrıca, tiyatro her zaman bir mesaj kaygısı da taşımamalı. Sadece gülmek, gündemden kaçmak veya dinlenmek için gelen bir sürü seyirci de var. Bu durum, benim kişisel görüşümü ne de muhalifliğimi etkiler; fakat insanların, kötüye giden her şeyin ayan beyan ortada olduğunu fark etmesiyle bir uyanış, bir isyan söz konusu oluyor. İnsanlar iyiliğin, doğruluğun peşinden koşmaya başlıyor ve bireyin muhalifliği de burada başlıyor. Çünkü biz böyle görmedik; annemin babamın işe giderken beni emanet ettiği insanlar, bana gaz kapsülleri atmadı mesela. Hal böyle olunca birey tepkisiz kalamıyor, gördüğü güveni istiyor. İyi insan olmaya ve sanatımızı yapmaya çalışırken önümüze koyulan engeller; özgürlüğe ve yaşam tarzımıza yapılan müdahaleler sesimizi yükseltmeye sevk ediyor elbet. Sanatın ve sanatçıların buradaki önemi ise, kitlelere hitap eden bir iş yapıyor olması. Bu sebeple, sanat ve sanatçı toplumun her zaman bir adım önündedir ve sorumlulukları bu yönde gelişmektedir. Yolunda gitmeyen bir şey gördüğünde insanlara bunu yansıtmakla yükümlüdür ve bunun herhangi belirli bir hükümetle ilgisi yoktur kanımca. İşsizlik Türkiye için nasıl genel bir olguysa, krizler de Türkiye’de her daim vardır.

Birgün