Aydın’da Güzel Bir Tiyatro Günü Yaşandı

Serkan Fırtına

Bazı tiyatrolar hakkında yazmak için yazı masanıza oturduğunuzda kelimeler kendiliğinden akmaya başlar. İşte böyle bir tiyatrodan bahsetmek istiyorum sizlere. Mask-Kara tiyatrosu Tiyatroya uzun yıllar emek veren, taşıdığı toplumsal sorumluluk bilinciyle repertuarını her zaman “nitelikli” olana dönük bir arayış çerçevesinde oluşturan bir ekip. Özellikle tiyatro adına bir çok skeç şovlarının yaşandığı bir “piyasa” çarkı içerisinde kendi dilini ve tavrını koruyarak yoluna devam ediyor olması saygı duyulmasını hak eden en önemli özelliklerinden sadece biri.

Geçen günlerde Mask-Kara Tiyatrosu’nun yolunun egeye düşmesine en çok sevinenlerin başında geldim. Yıllardır Ege bölgesinde çalışmalar yapan bir tiyatro insanı olarak, kentimize ve bölgemize gelen tüm tiyatrolara büyük saygı duyuyorum. Sanatın sadece “Bizans surları” içerisinde yapılmadığının göstergesi olarak tiyatro ekiplerinin taşra turneleri hem yereldeki seyirciler için hem de o şehirlere gelen tiyatro ekipleri için unutulmaz bir deneyim oluyor. Aslında bu karşılıklı bir alışveriş. Sanatçı halkını, halkta sanatçılarını tanıma fırsatı buluyor. Özellikle turne yoluyla anadoluyu karış karış gezen başta Ankara Ekin Tiyatrosu olmak üzere, Mask-Kara tiyatrosu gibi tiyatro ekiplerinin en önemli özelliği, güncele ve hayata dair sözler söylemeleri, politik olanı estetik değerlerle dengeleyerek “slogancı” çizginin dışında nitelikli yapımlar üreten bu gibi tiyatrolara seyircilerin, tiyatro ekiplerinin, yerel yönetimlerin, demokratik kitle örgütlerinin destek olmaları gerekiyor.

Mask-Kara Tiyatrosu tarafından geçen sezon sahnelenmeye başlanan Yılmaz Güney’in “Salpa” adlı romanından aynı adla uyarlanan oyun seyirciler tarafından çok merak ediliyordu. Çünkü Yılmaz Güney’i bilen ve romanı okumuş kişilerin eserin sahneye nasıl taşındıkları konusunda soru işaretleri vardı. Bende bu merak içerisinde oyunu izledim. Anlatıma dayalı romanın nasıl bir metin düzenlemesi ve reji anlayışıyla sahnelendiği heyecanımı arttıran en önemli noktaydı. Özellikle tiyatromuzda sık görülen inandırıcılık sorununun hiç yaşanmadığı bir oyunculuk anlayışı ile sahnelen oyunda, romanın anlatıma dayanan yapısının uyarlamada “dramatik anlatımla” zenginleştirildiği ve Yılmaz Güney’in diğer yapıtların bazı izlerin yer alması bakımından metinlerarası bir yöntemin izlendiği görülüyordu. Oyunun sade ve işlevsel, dekor ve ışık tasarımı ise başarıyı etkileyen araçlar olarak kendini gösteren başka etkenlerdi. İki saati aşan oyunda seyircinin hiç sıkılmadan oyunu izlemlediğini gözlemledim. Seyircilerle yaptığımız söyleşide bu düşüncemin kanıtlandığını gördüm. Tüketime endeksli her şeyin çabuk ve hızlı bir şekilde geliştiği bir göstergeler çöplüğü içerisinde seyirciyi salonda toplayıp bu kadar uzun süre sıkılmadan ve ilgiyle bir tiyatro oyunu izlemelerini sağlamak en önemli başarı olarak oyuna damgasını vurdu.

Gündüz çocuk seyircilerimizle buluşan “Sen Ben Yok Biz Varız” adlı çocuk oyunu ise ayrıca tebrik edilmesi gereken bir oyun. Gerek metin gerekse sahneleme açısından çok farklı bir çizgide gelişen oyun, çocuklar ve eğitimciler tarafından çok beğenildi. Bu “çok” tanımlamasını en çok hak eden ise, oyunun bilimsel-sanatsal bir dizi ön çalışma sonrası sahnelendiğinin bir mükafatıydı. Özellikle çocuk tiyatrosu alanında ülkemizde yaşanan “nitelik” sorunu göz önüne alındığında oyunun önemi daha da artıyor.

Aydın Belediyesi Şehir Tiyatrosu olarak, sahnemizde böylesine önemli bir tiyatroya ve oyuna ev sahipliği yaptığımız için çok mutluyuz.

Oyununun turne organizasyonu düzenleyen Tiyatro Gazetesi Aydın Temsilciliğine ve Tiyatro Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nazif Uslu’ya biz aydınlı sanat emekçilerini ve tiyatro severleri böylesine önemli bir ekiple buluşturdukları için çok teşekkür ederim.

Tiyatro Gazetesi’nin 2014 Şubat sayısında yayınlamıştır.

 



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız:


9 + üç =

TÜM YAZARLAR >>

TÜMÜ >>